Endüstriyel gıdaların ve hız çağının kıskacında, bin yıllık bir gastronomi mirasının parmaklarımızın arasından kayıp gitmesine izin mi vereceğiz? Osmanlı sarayının hekimbaşı gözetiminde hazırlanan şifalı çorbalarından, Anadolu’nun zorlu kış şartlarına meydan okuyan kadifemsi fermantasyon tekniklerine kadar; her biri birer sanat eseri olan bu lezzetler bugün derin bir sessizliğe gömülmüş durumda. Bu yazımızda, tozlu arşivlerden ve Anadolu’nun ücra köylerinden derlediğimiz, mutfak kültürümüzün gen haritasını oluşturan unutulmaya yüz tutmuş 11 geleneksel Osmanlı-Anadolu reçetesini tüm yapılış sırları ve ölçülü ev tarifleriyle birlikte gün yüzüne çıkarıyoruz. Hazırsanız, kaşıklarınızı tarihe daldırmaya başlayın.
Osmanlı-Anadolu mutfağının yüzyıllardır tozlu arşivlerde saklanan ve unutulmaya yüz tutmuş geleneksel reçeteleri, gastronomi dünyasında büyük bir merak uyandırıyor. Sarayın rafine zevkleri ile Anadolu'nun bin yıllık kadim bilgelik ve coğrafi çeşitliliğini birleştiren bu dev külliyat; şifa bulmak, mevsimin döngüsüne saygı duymak ve malzemeyi israf etmeden en üst lezzet seviyesine çıkarmak amacıyla icra ediliyordu. Günümüzün değişen yaşam şartları, endüstriyel gıda üretimi ve pratiklik arayışı nedeniyle unutulan bu eşsiz tatlar, tarihin derinliklerinden günümüze ışık tutuyor.
Unutulan Şifalı Reçeteler ve Çorbalar

Osmanlı-Anadolu mutfağında çorbalar ve şuruplar, hekimbaşıların gözetiminde hazırlanan birer ilaç niteliğindeydi. Günümüzde adını dahi duymadığımız bu özel çorbalar, döneminin en önemli şifa kaynakları arasında yer alıyordu.
Muruz Çorbası (Darb-ı Mesel Çorbası):
Fatih Sultan Mehmet dönemi matbah-ı amire kayıtlarında sıkça rastlanan bu reçete; ekşitilmiş yoğurt, dövülmüş aşurelik buğday, taze nane ve kurutulmuş gül yaprakları ile yapılırdı. İçerisine et suyu yerine zerdeçallı kemik iliği suyu konulması en önemli özelliğiydi.
- Malzemeler: 1 su bardağı aşurelik buğday, 500 ml zerdeçallı kemik iliği suyu, 2 su bardağı ekşitilmiş süzme yoğurt, 1 yumurta sarısı, 1 yemek kaşığı un, 2 yemek kaşığı tereyağı, 1 yemek kaşığı taze nane, 1 tatlı kaşığı kurutulmuş kokulu gül yaprağı (ufalanmış).
- Yapılışı:
- Buğdayı bir gece önceden ıslatın. Ertesi gün süzüp zerdeçallı kemik iliği suyunda buğdaylar çatlayıp nişastasını salana kadar iyice haşlayın.
- Bir kasede yoğurt, yumurta sarısı ve unu az soğuk suyla pürüzsüzleşene kadar çırpın. Haşlanan buğdayın suyundan bu karışıma azar azar ekleyerek ılıştırın (temperleme).
- Ilınan yoğurtlu karışımı tencereye sicim gibi akıtarak ve sürekli karıştırarak ekleyin. Çorba kaynayana kadar karıştırmayı bırakmayın. Kısık ateşte 10 dakika demlendirin.
- Küçük bir tavada tereyağını eritin. İçine taze nane ve kurutulmuş gül yapraklarını ekleyip kokusu çıkana kadar (yaklaşık 30 saniye) yakın ve çorbanın üzerine gezdirip servis edin.
Mukaşşerli (Kabuksuz Nohutlu) Kirde Çorbası:
Doğu Anadolu ve Kafkas sınır boylarında yapılan, saray mutfağına da kabul görmüş ağır bir çorbadır. Nohutlar tek tek haşlanıp kabuklarından ayrılır; ince kıyılmış kuzu gerdan eti, kurutulmuş reyhan ve koruk suyu ile ağır ateşte pişirilirdi. Çorbanın kıvamı ise un yerine kurutulmuş ve öğütülmüş dut unu ile sağlanırdı.
- Malzemeler: 300 gr kuzu gerdan eti, 1 su bardağı nohut (akşamdan ıslatılmış), 1 kahve fincanı kurutulmuş dut unu, 1 adet kuru soğan, 1 yemek kaşığı tereyağı, 1 çay bardağı taze koruk suyu (veya koruk ekşisi), 1 yemek kaşığı kurutulmuş reyhan, tuz.
- Yapılışı:
- Islatılmış nohutları haşlayın ve henüz sıcakken parmaklarınızın arasında sıkarak kabuklarını (mukaşşer) tamamen soyun, ikiye ayırın.
- Kuzu gerdan etini bütün olarak soğanla birlikte su ilave ederek etler kemikten ayrılacak kıvama gelene kadar haşlayın. Eti süzüp ince ince ditin, et suyunu saklayın.
- Tencerede tereyağını eritin, ditilmiş etleri ve kabuksuz nohutları 2-3 dakika kavurun. Üzerine 4 su bardağı et suyu ekleyin.
- Dut ununu yarım su bardağı soğuk suyla ezerek topaksız hale getirin ve kaynayan çorbaya yavaşça ekleyerek kıvam almasını sağlayın.
- Son olarak koruk suyunu ve tuzu ekleyin. Kapatmaya yakın kurutulmuş reyhanı avucunuzda ovalayarak çorbaya katın ve 5 dakika dinlendirip ocaktan alın.
Isırganlı Tarhana-i Hassa:
Klasik tarhanadan farklı olarak mayalama aşamasında yoğurdun yanı sıra dağlardan toplanan taze ısırgan otu püresi, yabani kızılcık ezmesi ve nohut mayası kullanılarak hazırlanırdı.
- Malzemeler: 4 su bardağı ısırganlı ev tarhanası tozu (yoksa normal tarhana), 1 su bardağı taze ısırgan otu yaprağı (haşlanıp püre yapılmış), 2 yemek kaşığı kızılcık ekşisi veya marmelatı, 5 su bardağı soğuk su veya et suyu, 2 yemek kaşığı kuyruk yağı (veya tereyağı), 1 çay bardağı dövülmüş ceviz içi, 2 diş sarımsak.
- Yapılışı:
- Tarhana tozunu, ısırgan otu püresini ve kızılcık ekşisini tencereye alın. Üzerine soğuk et suyunu ekleyip tel çırpıcıyla iyice pürüzsüzleşene kadar karıştırın.
- Ezilmiş sarımsakları ekleyin ve tencereyi ocağa alın. Sürekli karıştırarak kaynama noktasına getirin. Kaynadıktan sonra ateşi kısın ve 15 dakika boyunca ara sıra karıştırarak ağır ağır pişmeye bırakın.
- Ayrı bir tavada kuyruk yağını küçük küpler halinde eritip kıkırdaklarını alın (veya tereyağını kızdırın).
- Çorbayı kaselere paylaştırdıktan sonra üzerine kızgın yağı gezdirin ve bolca dövülmüş ceviz serperek sıcak servis yapın.
Et ve Meyve Bileşiminin Zirvesi: Sarayın Eşsiz Lezzetleri

Osmanlı saray mutfağının en karakteristik özelliği, et yemeklerinde taze ve kurutulmuş meyve, kuruyemiş ve bal/pekmez kullanımıydı. Bu denge, günümüzdeki tatlı-tuzlu uyumu anlayışının yüzyıllar önceki kusursuz formülünü oluşturuyordu.
Terkib-i Seferceliyye (Ayvalı Et Yemeği):
15. yüzyıl reçetelerinden olan bu yemekte koyun eti; ayva, tarçın, karanfil ve bal ile pişirilirdi. Yemeğin derinliği ise et mühürlenirken iç yağına eklenen misk misali ve damla sakızından gelirdi.
- Malzemeler: 500 gr kuşbaşı kuzu eti (tercihen koldan), 2 adet iri ayva, 1 yemek kaşığı tereyağı, 1 adet yemeklik doğranmış soğan, 1 kahve fincanı süzme bal, 1 çubuk tarçın, 3 adet karanfil, 1 nohut tanesi kadar damla sakızı, tuz, sıcak su.
- Yapılışı:
- Geniş bir tencerede tereyağını eritin. Kuzu etlerini ekleyip yüksek ateşte suyunu salıp çekene kadar mühürleyin. Doğranmış soğanları ekleyip pembeleşene kadar kavurun.
- Üzerini 2 parmak geçecek şekilde sıcak su, çubuk tarçın ve karanfilleri ekleyip etler yumuşayana kadar yaklaşık 40-50 dakika kısık ateşte kapağı kapalı pişirin.
- Bu sırada ayvaları soyun, çekirdek yataklarını çıkarıp elma dilimi şeklinde doğrayın. Kararmamaları için limonlu suda bekletin.
- Yumuşayan etlerin içine ayvaları, balı ve tuzunu ilave edin. Damla sakızını havanda ezip yemeğe katın. Ayvalar lokum gibi yumuşayıp yemeğin suyu ağdalı bir kıvam alana kadar yaklaşık 20 dakika daha kısık ateşte kapağı kapalı pişirin.
Vişneli Kıymalı Yaprak Sarması (Tüffahiyye Tarzı):

Asma yaprağı değil, kışlık elma yaprağı veya ayva yaprağıyla yapılırdı. İç harcına pirinç yerine firik buğdayı, kıyma, kuş üzümü, dolmalık fıstık ve bolca kuru vişne eklenir; üzerine sumaklı su gezdirilirdi.
- Malzemeler: 30-40 adet taze tırnak boyunda ayva veya kışlık elma yaprağı (bulunamazsa taze asma yaprağı), 250 gr orta yağlı kuzu kıyması, 1 su bardağı firik buğdayı (yıkanmış), 1 adet ince kıyılmış soğan, 1 çay bardağı kuru vişne (çekirdeksiz), 1 yemek kaşığı kuş üzümü, 1 yemek kaşığı dolmalık fıstık, 1 tatlı kaşığı yenibahar, yarım çay bardağı sızma zeytinyağı, 2 yemek kaşığı sumak (1 su bardağı sıcak suda bekletilip süzülmüş).
- Yapılışı:
- Yaprakları kaynar suda 1-2 dakika haşlayıp hemen soğuk suya alın ve süzün.
- Bir kapta kıymayı, firik buğdayını, soğanı, kuru vişnelerin yarısını (ince kıyılmış), kuş üzümünü, fıstığı, zeytinyağını, yenibaharı ve tuzu iyice yoğurarak iç harcı hazırlayın.
- Yaprakların parlak kısmı dışta kalacak şekilde harçtan koyup parmak kalınlığında sarın.
- Tencerenin tabanına birkaç yaprak serin. Sarmaları aralarına kalan bütün kuru vişneleri serpiştirerek sıkıca dizin.
- Üzerine bir porselen tabak kapatın. Süzülmüş sumaklı suyu ve sarmaların hizasına gelecek kadar sıcak suyu ekleyip kısık ateşte buğdaylar şişene kadar (yaklaşık 45 dakika) pişirin.
Zerdali Aşı (Kaysı Musakkası):
Anadolu köylerinde yavanı tatlandırmak amacıyla ortaya çıkan bu yemekte, yabani küçük kurutulmuş zerdaliler soğan ve tereyağında kavrulan etlerin üzerine eklenerek kendi suyuyla demlendirilirdi.
- Malzemeler: 1 su bardağı kurutulmuş yabani zerdali (veya gün kurusu kayısı), 100 gr pastırma (çemenleri temizlenmiş ve lif lif didilmiş) veya kurutulmuş et, 2 adet kuru soğan (piyazlık doğranmış), 2 yemek kaşığı tereyağı, 2 yemek kaşığı koruk ekşisi, 1 su bardağı sıcak su, tuz.
- Yapılışı:
- Kurutulmuş zerdalileri ılık suda 15 dakika bekletip süzün (çok yumuşamasınlar).
- Geniş bir tavada tereyağını eritin. Piyazlık doğranmış soğanları ekleyip karamelize olana kadar kısık ateşte uzun uzun kavurun.
- Lif didilmiş pastırmaları/kurutulmuş etleri ekleyip 2 dakika soğanla birlikte çevirin.
- Süzülen zerdalileri tavanın yüzeyine eşitçe yayın. Üzerine tuzu, koruk ekşisini ve 1 su bardağı sıcak suyu ekleyin.
- Tavanın kapağını kapatın, ateşin altını en kısık seviyeye getirin. Zerdaliler suyunu çekip yağını bırakana kadar yaklaşık 25 dakika yemeği hiç karıştırmadan demlendirerek pişirin.
Kadim Saklama ve Fermantasyon Teknikleri

Anadolu'nun coğrafi zorlukları, gıdayı en doğal yollarla uzun süre saklama zorunluluğunu doğurmuş ve ortaya muazzam fermantasyon reçeteleri çıkarmıştır.
Çaman Suyu (Çemen Mayası):
Çemen otu tohumu, yabani erik ekşisi, bol sarımsak ve kaya tuzu günlerce güneşte bekletilerek mayalandırılırdı. Bu sıvı, kışın av etlerini marine etmek ve sert etleri yumuşatmak için bir enzim deposu olarak kullanılırdı.
- Malzemeler: 4 yemek kaşığı toz çemen otu tohumu (boyotu), 1 çay bardağı yabani erik ekşisi (veya hakiki nar ekşisi), 1 baş sarımsak (kaya tuzuyla püre yapılmış), 1 yemek kaşığı acı toz kırmızı biber, 1 tatlı kaşığı öğütülmüş kimyon, alabildiği kadar ılık su.
- Yapılışı:
- Toz çemen otunu derin bir cam kaseye alın. Üzerine azar azar ılık su ekleyerek tel çırpıcıyla çırpın. Çemen suyu emdikçe jölemsi bir kıvam alacaktır. Boza kıvamına gelene kadar su eklemeye devam edin.
- Bu karışımın üzerini kapatıp oda sıcaklığında 24 saat acı suyunun çıkması ve kabarması için bekletin.
- Ertesi gün sarımsak püresini, erik ekşisini, kırmızı biberi ve kimyonu ekleyip homojen bir şekilde karıştırın. Kıvamı çok koyu olursa az miktarda suyla açın.
- Karışımı temiz bir kavanoza aktarın. Kapağını tam sıkmadan tülbentle bağlayıp güneş gören bir yerde en az 4-5 gün fermente olmaya bırakın. Her gün tahta kaşıkla karıştırın. Hazır olunca kapağını kapatıp buzdolabında saklayın; et marinasyonlarında kullanın.
Balık Turşusu (Mahi-i Nemek):
İstanbul ve Gelibolu civarındaki Osmanlı mutfaklarında uygulanan, balığı tuzlama ve sirkeyle pişirmeden saklama yöntemidir. Palamut ve torik, defne yaprağı, dane karabiber ve asidite oranı yüksek koruk sirkesi ile küplere basılırdı.
- Malzemeler: 1 adet iri boy torik veya palamut (takoz kesilmiş, kanı tamamen temizlenmiş), 2 su bardağı keskin koruk sirkesi veya üzüm sirkesi, 4 yemek kaşığı iri kaya tuzu, 5-6 adet defne yaprağı, 1 yemek kaşığı tane karabiber, 1 tatlı kaşığı kişniş tohumu, alabildiği kadar sızma zeytinyağı.
- Yapılışı:
- Takoz kesilmiş balıkları buzlu ve kaya tuzlu suda en az 2 saat bekleterek içlerindeki tüm kanın akmasını sağlayın. Ardından kağıt havluyla tamamen kurulayın.
- Balık dilimlerini bolca kaya tuzuna bulayın ve süzgeçte 4 saat bu şekilde bekleterek fazla suyunu salmasını sağlayın. Tuzlarını hafifçe silkeleyin.
- Cam veya toprak bir küpe/kavanoza tabanına defne yaprağı, karabiber ve kişniş atarak balıkları sıkışık düzende yerleştirin.
- Üzerine koruk sirkesini dökün. En üste balıkların havayla temasını tamamen kesecek şekilde en az iki parmak kalınlığında sızma zeytinyağı gezdirin.
- Kavanozun ağzını sıkıca kapatıp serin, karanlık bir yerde (eskiden toprağa gömülürdü) en az 1 ay olgunlaşmaya bırakın. Servis ederken kılçık ve derisini ayırıp zeytinyağı ve limonla sunun.
Kurut (Keş/Çökelek Kurusu):
Yayıkaltı suyu veya süzme yoğurt, tuzlanıp bez torbalarda süzüldükten sonra koni şekli verilerek güneşte taş gibi olana kadar kurutulur; kışın rendelenerek çorbalara katanırdı.
- Malzemeler: 2 kg tam yağlı ekşi süzme yoğurt veya yayıkaltı çökeleği, 3 yemek kaşığı iri kaya tuzu (havanda çekilmiş).
- Yapılışı:
- Süzme yoğurdu derin bir kaba alın ve kaya tuzunu ekleyip tahta kaşıkla pürüzsüz olana kadar sertçe karıştırın.
- Karışımı temiz ve kalın bir tülbent torbaya doldurun. Torbanın ağzını sıkıca bağlayıp üzerine ağır bir taş veya ağırlık koyarak serin bir yerde 2 gün boyunca kalan son suyunun da süzülmesini sağlayın (yoğurt neredeyse oyun hamuru kıvamına gelmeli).
- Torbadan çıkardığınız katı kütleden mandalina büyüklüğünde parçalar koparıp avucunuzda sıkarak koni veya oval şekiller verin.
- Şekillendirdiğiniz kurutları temiz bir bez serili tepsiye dizin. Bol rüzgar alan, direkt güneş ışığı gören bir yerde kuruyana kadar (yaklaşık 7-10 gün) her gün ters düz ederek taş gibi olana kadar kurutun. Bez torbalarda yıllarca saklayabilirsiniz.
Unutulan Hamur İşleri ve Saray Tatlıları

Osmanlı-Anadolu tatlıcılığı sadece şerbetli baklavalardan ibaret olmayıp; nişasta, meyve özleri ve kokulu suların kullanıldığı çok rafine hafif tatlıları da kapsıyordu.
Helva-i Hakani (Hakan Helvası):
Edirne Sarayı'nın en gözde tatlılarındandır. Un, nişasta ve pirinç unu eşit oranlarda karıştırılıp manda tereyağında saatlerce kavrulduktan sonra şerbeti süt, bal ve safran ile hazırlanarak yapılırdı.
- Malzemeler: 1 çay bardağı un, 1 çay bardağı nişasta (buğday), 1 çay bardağı pirinç unu, 150 gr manda tereyağı (veya kaliteli taze tereyağı), 1 çay bardağı dövülmüş badem. Şerbeti için: 2 su bardağı tam yağlı süt, 1 su bardağı süzme bal, 1 tutam hakiki safran (yarım kahve fincanı sıcak sütte rengi çıkana kadar bekletilmiş).
- Yapılışı:
- Sos tenceresinde sütü ve balı karıştırıp ılıtın (kaynatmayın, bal sütün içinde erisin). İçine safranlı sütü ekleyip kenarda bekletin.
- Geniş ve kalın tabanlı bir helva tenceresinde tereyağını eritin. Un, nişasta ve pirinç ununu tencereye eleyerek ekleyin. Dövülmüş bademleri de ilave edin.
- Ocağın altını kısın. Un karışımını tahta kaşıkla sürekli bastırarak ve karıştırarak, rengi koyulaşmadan sadece unun çiğ kokusu gidip bademler hafif pembeleşene kadar yaklaşık 30-40 dakika sabırla kavurun.
- Kavrulan unun üzerine ılık ballı safranlı sütü tek seferde ve dikkatlice dökün (bu esnada hızlıca karıştırın ki topaklanmasın).
- Helva sütü tamamen çekip tencere duvarlarından ayrılana ve parlak bir doku kazanana kadar kısık ateşte 2-3 dakika daha karıştırarak pişirin. Kapağını kapatıp 20 dakika demlendirin ve kaşıkla şekil vererek ılık servis edin.
Memuniyye Tatlısı:
İri elenmiş irmik tereyağında rengi dönmeden kavrulur ve şerbet olarak şeker yerine yoğunlaştırılmış üzüm şırası kullanılırdı.
- Malzemeler: 1 su bardağı iri irmik, 2 yemek kaşığı tepeleme tereyağı, 150 gr tuzsuz kelle peyniri veya dil peyniri (lif lif ayrılmış). Şerbeti için: 1.5 su bardağı yoğunlaştırılmış tatlı üzüm şırası (veya 1 su bardağı kaliteli üzüm pekmezi + yarım su bardağı su karışımı).
- Yapılışı:
- Üzüm şırasını (veya sulandırılmış pekmezi) bir cezvede ısıtıp sıcak kalmasını sağlayın.
- Kalın tabanlı bir tavada tereyağını eritin. İrmiği ekleyip renginin kahverengiye dönmesine izin vermeden, sadece hafifçe sararıp kokusu yayılana kadar yaklaşık 8-10 dakika kısık ateşte kavurun.
- Kavrulan irmiğin üzerine sıcak üzüm şırasını yavaşça dökün. İrmik sıvıyı hemen çekecektir; hızlıca karıştırın.
- İrmik şerbeti tamamen çekip hala çok sıcakken, lif lif ayrılmış tuzsuz peyniri tencereye ekleyin.
- Ocağın altı en kısıkta iken peynirler eriyip irmiğe tamamen karışana ve uzayan bir doku oluşturana kadar tahta kaşıkla alttan üste doğru katlayarak yoğurur gibi karıştırın. Peynir erir ermez ocaktan alın, soğutmadan hemen sıcak sıcak servis edin.
Gülbeşeker (Gül Mayası):
Mayıs ayında sabah gün doğmadan toplanan kokulu Isparta güllerinin yaprakları, kaya şekeri ve limon suyu ile mermer havanlarda dövülerek macun kıvamına getirilirdi.
- Malzemeler: 200 gr kokulu pembe Isparta gülü (veya ilaçsız kokulu bahçe gülü) yaprağı, 2 su bardağı nöbet şekeri veya saf kaya şekeri (toz halinde değil, iri kırılmış), 1 adet limonun taze sıkılmış suyu.
- Yapılışı:
- Gül yapraklarının alt kısmındaki beyaz, sert ve acımtırak olan küçük kısımları makasla tek tek kesin. Yaprakları zedelemeden soğuk suda yıkayıp bir süzgeçte veya havlu üzerinde tamamen kurutun (hiç su kalmamalıdır).
- Büyük bir mermer veya ahşap havana bir avuç gül yaprağı, bir miktar kaya şekeri ve birkaç damla limon suyu ekleyip tahta havan eliyle bastıra bastıra, yapraklar suyunu salıp şekerle bütünleşene kadar döverek ezin.
- Tüm malzeme bitene kadar bu işlemi kademe kademe tekrarlayın. Sonunda koyu mor-pembe renkli, yoğun kokulu macunsu bir kıvam elde edeceksiniz.
- Bu macunu sterilize edilmiş cam bir kavanoza sıkıca basın. Kavanozun ağzını sıkıca kapatın ve evinizin en çok güneş alan pencere önüne veya balkonuna koyun.
- Reçete kaynatılmaz; güneşin ısısıyla şekerin tamamen erimesi ve gülün fermente olması sağlanır. Yaklaşık 30-40 gün boyunca günde bir kez kavanozu sallayın. Şeker kristalleri tamamen yok olup kadife gibi bir kıvama geldiğinde Gülbeşekeriniz hazırdır. Serin bir yerde saklayın.
Mutfak Felsefesinin Temel Taşları
Bu reçetelerin derinliğini anlamak, arkasındaki kadim felsefeyi kavramaktan geçiyor. Osmanlı-Anadolu mutfağının temelini oluşturan bu ilkeler şu şekilde özetleniyor:
-
Sıfır Atık: Kavun çekirdeklerinden sübye yapılması, bayat ekmeklerin yemeklere dönüştürülmesi ve sebze kabuklarının turşulanması gibi pratikler bu mutfağın temelini oluşturuyordu.
-
Mevsimsellik ve Hıfzıssıhha: Yazın vücudu soğutacak demirhindi, koruk ve gül şerbetleri; kışın ise vücut ısısını artıracak zencefilli, tarçınlı ve pekmezli yemekler tercih edilirdi.
-
Sabır Faktörü: Yemeklerin birçoğu en az 4-5 saatlik kısık ateş veya günlerce süren güneşte olgunlaşma süreci gerektiriyordu.
Kaynaklar;
• T.C. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Osmanlı Saray Mutfağı Arşiv Kayıtları
• Matbah-ı Amire (Saray Mutfağı) İaşe ve Muhasebe Defterleri (15. - 19. Yüzyıl)
• Melceü’t-Tabbâhın (Aşçıların Sığınağı) – Mehmed Kâmil (1844)
• Kitâb-ı Me’kûlât (15. Yüzyıl Osmanlı Yemek Kitabı)
• Şirvânî’nin Yemek Kitabı Tercümesi ve Ekleri – Muhammed bin Mahmûd-ı Şirvânî (15. Yüzyıl)
• Evliya Çelebi Seyahatnâmesi (Mutfak Kültürü ve Yöresel Saklama Teknikleri Kayıtları)
• Dr. A. Süheyl Ünver – "Fatih Devri Yemekleri" ve Osmanlı Mutfağı Araştırmaları
• T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleneksel Anadolu Mutfak Kültürü Envanteri
• Prof. Dr. Günay Kut – Osmanlı Mutfağı ve Yazma Eserler Çalışmaları
• Arif Bilgin – "Osmanlı Saray Mutfağı (1453-1650)" Araştırması
• Priscilla Mary Işın – "Gülbeşeker: Türk Tatlıları Tarihi" ve Osmanlı Gastronomisi Çalışmaları
• Anadolu Coğrafi İşaretli Ürünler ve Geleneksel Gıda Fermantasyonu Enstitüsü Kayıtları




