Nanoteknoloji, insanlığın maddeyle kurduğu ilişkiyi kökten değiştirirken, bu dönüşümün en kritik sorusu giderek daha yüksek sesle soruluyor: Nano ölçekte üretilen maddeler ne kadar güvenli?
Atatürk Üniversitesi’nde tamamlanan bir doktora tezi, bu soruya doğadan ilham alan çarpıcı bir yanıt sunuyor. Symphoricarpos albus adlı bir bitkinin meyvelerinden elde edilen özütle sentezlenen çinko oksit (ZnO) nanopartikülleri, çevreci üretim anlayışıyla laboratuvar ortamında yeniden doğuyor.

Yeşil Sentez: Kimyaya Doğanın İmzası

Çalışmada, klasik kimyasal sentez yöntemlerinin aksine, daha güvenli ve sürdürülebilir bir yaklaşım olan yeşil sentez yöntemi kullanıldı. Symphoricarpos albus meyvelerinden elde edilen sulu ekstrakt, çinko nitrat öncülüyle reaksiyona sokularak ZnO nanopartiküllerinin oluşumu sağlandı.
Bu yöntem, hem çevresel riskleri azaltmayı hem de üretimi daha ekonomik ve kontrollü hâle getirmeyi hedefliyor.

Nano Ölçekte Kanıt: 30 Nanometrelik Küreler

Sentezlenen nanopartiküllerin yapısı, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ve Enerji Dağılımlı X-Işınları Spektroskopisi (EDAX) analizleriyle ayrıntılı biçimde incelendi.
Elde edilen bulgular, ortalama 30 nanometre çapında, küresel yapılı nanopartiküllerin başarıyla üretildiğini ortaya koydu. EDAX analizleri ise bu yapıların yalnızca çinko ve oksijen elementlerinden oluştuğunu doğruladı.

Görünmeyen Tehlike: Biyouyumluluk Testleri Ne Söylüyor?

Nanoteknolojide asıl kritik eşik, üretimden çok biyolojik etki. Bu nedenle tez kapsamında sentezlenen ZnO nanopartikülleri;

  • Ames/Salmonella,

  • E. coli WP2,

  • Maya delesyon (Yeast DEL),

  • RAPD,

  • MTT hücre canlılık testi

gibi çok katmanlı test sistemleriyle değerlendirildi.

Sonuçlar dikkat çekiciydi: Nanopartiküller, 640 µg/ml konsantrasyona kadar, MTT testi dışındaki tüm sistemlerde toksik ve genotoksik etki göstermedi. Ancak insan fibroblast hücre hattı (HDFa) üzerinde uygulanan MTT testinde, doza bağlı olarak artan sitotoksik etki gözlendi.

Bilimin Uyarısı: Endüstri Öncesi Kırmızı Çizgi

Bu bulgular, yeşil sentezle elde edilen ZnO nanopartiküllerinin büyük ölçüde biyouyumlu olduğunu gösterse de, özellikle hücresel düzeyde ortaya çıkan sitotoksik etkiler, endüstriyel üretim öncesinde daha kapsamlı testlerin zorunlu olduğunu ortaya koyuyor.
Tez, nanoteknolojide “doğal” üretimin tek başına yeterli olmadığını; güvenliğin, çok yönlü biyolojik değerlendirmelerle desteklenmesi gerektiğini bilimsel verilerle gözler önüne seriyor.

Nano Geleceğe Açılan Pencere

Bu çalışma, nanobiyoteknolojinin yalnızca teknolojik bir atılım değil, aynı zamanda etik ve biyolojik sorumluluk gerektiren bir alan olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Bitkilerden gelen çözümler, nano ölçekte umut vaat etse de, insan hücresine dokunulan noktada bilimin temkinli adımları hayati önem taşıyor.

Kaynak

Demir, A. Y. (2019). Çinko Oksit (ZnO) Nanopartiküllerinin Symphoricarpos albus Bitki Özütü Kullanılarak Yeşil Sentezi ve Biyouyumluluğunun Araştırılması. Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Nanobiyoteknoloji Bilim Dalı, Erzurum. Tez No; 555786

Muhabir: Merve Kiraz