.

6 Şubat günü memleket olarak çok büyük bir deprem felaketi yaşadık.Kahramanmaraş merkezli 10 vilayetimizde yıkıma sebep olan, iki hatta 3 büyük zelzele ile bütün ülkemiz, Türk Dünyası ve  İslam dünyası yasa büründü… Allah Memleketimizi ve bilâd’ıİslamıhertürlü semavî ve arızî afetlerden muhafaza buyursun. Vefat eden vatandaşlarımıza Rahmetler diliyorum.

Bizler Erzincan ovasında gözümüzü açan insanlarız. Depremler bu şehrin tarihinde çok derin acılar kazımıştır. Memleketimizde diğer beldelerin aksine Erzincan insanı deprem menkıbeleriyle büyümüştür. Türkiyede depremin ençok vurduğu yerdir Erzincan… Doğuanadolu’nun bağrı, zelzelenin diyarıdır…Dolayısıyla depremler şehrin gündeminden hiçbir zaman düşmemiştir. 

FAY HATTININ BAŞLANGIÇ NOKTASI

Tarih süreci içerisinde bugünkü şehrin kurulu olduğu Erzincan ovası, Türkiye’nin hiçbir yerinde rastlanmayacak derecede sık sayıda şiddetli depremlerin vuku bulduğu bir noktadadır. 

Şehrin bulunduğu yer Kuzeyanadolu fay zonu (KAF) başlangıç noktasındadır. Bingöl Yedisu fayı ile başlayıp batıda Marmara denizinde son bulan bu aktif fay, tarih boyunca tekerrüren birçok depremler oluşturmuş ve yüzbinlerce insanımızın hayatını kaybetmesine vesile olmuştur.

Depremlerden tarihi eserlerde zara görüp yer ile yeksan olmuşlardır. Erzincan merkezdeki sağlam kalan tek tarihi eser 3. Ordu Kumandanlığındaki İzzetpaşa hamamıdır. Bugün bile sapasağlam durmaktadır.

HEREKET OLDU...

Bu makalemizde tarihi kayıtlar araştırılarak tespit edilen Erzincan depremleri kronolojik olarak zikredilecektir. Hayatının her alanında deprem ile yaşayan Erzincan yaşlıları  günümüzde ‘’Hereket oldu’’ veya ‘’Hereket senesi’’ nitelendirmeleriyle depremi adeta tekrardan yaşayarak yeni nesile anlatırlar…

FELAKETLER TARİHİ

Erzincanda vuku bulan zelzeleler X.yüyıldan itibaren tespit edilip tarihçiler tarafından kaydedilmiştir. Tarihçi Urfalı Meteosaisnad edilerek bilinen ilk Erzincan depremi 1045 olarak işlenmesine rağmen, 16.yüzyılda yazıldığı sanılan bir elyazması kaynak, depremlerin başlangıç  senesini 954 olarak belirtmiş ve içerisinde meşhur 1045 depreminin de olduğu onaltı kadar depremi kaydetmiştir. 

ERZİNCAN DEPREMLERİ (KRONOLOJİK)

Hasılı kelâm, pek çoğu şiddetli, bir kısmı ise orta derecede olan 36 kadar depremin kronolojik tarihi şudur;
964:Erzincanda meydana gelen ilk bilinen deprem budur. Şiddetli bir sarsıntı olmuş, herhangi bir can kaybı yaşanmamıştır. 
967: Şiddetli bir sarsıntı neticesinde 1200 kişi ölmüştür.
1011: Şiddetli bir sarsıntı ile şehir harabeye dönmüştür. İnsan kaybı yoktur.
1036: Bu depremde şehirdeki bir  kilise yıkılmış, bütün evler hasar gçrmüştür. Can kaybı olmamıştır.
1045: İhtimal ki Erzincanda vuku bulan en şiddetli deprem budur. Ünlü tarihçi Urfalı Meteos’un zikrettiğine göre, depremde yerde açılan yarıklara düşen insanların haykırış ve inleme sesleri duyulmuştur. Bu depremi anlatan bir diğer tarihçi Arakirise eserinde 1045 felaketinden şöyle bahseder.
‘’Güneş rengini kaybedip, keşif bir ses her yeri kapladı. Velâkin korkunç gürültüler oldu, devamlı işitildi. Tekmil muazzam ve muhteşem binalar hasara uğradı. Şehir baştan başa yıkıldı. Yarık ve çatlaklar hasıl oldu. Hesapsız insan öldü.’’
1165-66: bu deprem sonucunda şehirdeki bazı evler hasar görmüştür.
1168-70: Şiddetli bir sarsıntı sonucunda 1200 kişi toprak altında kalarak ölmüştür.
1235 ve 1251: İki büyük deprem olmuş, lakin sonuçları hakkında herhangi başka bir kayıt  bulunamamıştır.
1254: Meydana gelen şiddetli bir sarsıntı sonucunda herhangi bir zayiat olmamıştır. Birtakım kaynaklar bu deprem için 1251 tarihini düşmüştür. Bu depremde zayiat olmaması, şehrih bir evvelki deprem sonrası fay hattınız dışına konuşlanmış olmasından kaynaklıdır.
1258 veya 1270:Şiddetli sarsıntı sonucu 1500 kişi ölmüştür. 
1261:Şiddetli bir sarsıntıya rağmen zayiat olmamıştır.
1287: Mayıs ayında vuku bulan çok şiddetli depremlerden bir hayli insan ölmüştür.
1295: Orta derecede sarsıntı, zayiat yok.
1308: Sarsıntı, zayiat yok.
1356: Birkaç gün fasılalarla devam eden bu depremde can ve mal kaybı olmamıştır. İhtimal ki halk ilk depremden sonra çadır ve itidai barınaklara sığınmıştır. Günde 7-8 artçı şok olmuştur.
1366: Sarsıntı, zayiat yok.
1375: Bu deprem bir saat sürmüş ve şehirdeki surlar ve binalar yıkılmıştır.
1418: Bu deprem için Oruç bey ‘’Şehir aşağı geçti’’ tabirini kullanmıştır. Aynı deprem Bursa da da hissedilmiştir.
1457: Erzincan’da vuku bulan en şiddetli depremlerden biridir. O tarihte şehir Fırat’ın kıyısında olduğundan sular altında kalmıştır. O yıllarda Erzincan’la ilgili yazılan bir kaynakta şehrin harabeleri yüzünden taşan nehrin yatağını değiştirdiği yazılmıştır. Aynı depremde yıkıma uğrayan bir başka yer ise Kığı kazasıdır.
1478: Bu felakette Erzincan için ‘’Şehir aşağıya gömüldü’’ tabiri kullanılır. Amasya da da hissedilen bu depremde Amasya’nın Sunıssa kasabası da yıkılmıştır.
1482: (10 Zilkade 887) Cumartesi günü şiddetli bir sarsıntı sonucu 300 kişi ölmüştür.
1453: Deprem sonucu şehir kısmen yıkılmış. Ovada ki çevre köyler ise hasara uğramıştır.
1570: 5 Kasım günü vuku bulan depremde üç-dört ay sarsıntı olmuşsa da, zayiat olmamıştır.
1576: 17 Haziran da meydana gelen bu depremde 1500 kişi ölmüş, 500 kişi ise yaralanmıştır. Yaralıların birçoğu da bilahere ölmüştür. Bu depremin bilançosu 2000 civarıdır.
1583: (6 Cemaziyelahır 999) Amasya ve Çorum mıntıkasında da hissedilen bu deprem için Tarihçi Ali şunları kaydeder:
‘’Bu sene Erzincan’da müthiş bir zelzele oldu. Tarihin kaydettiği büyük depremler bunun yanında ancak bazen insanın vücudunda arız olan ürpermeler gibi kalır.’’
1764: (1 Ramazan) Sabahın erken saatlerinde meydana gelen bu depremde çok sayıda insan vefat edip, Erzincan’da ki birçok sanat eseri yok olmuştur. Bu felaket tesadüfen bulunan elyazması bir kaynağın kapağına kaydedilmiştir.  Kaynakta ‘’Ramazanın iptida gecesi saat 05.00’de mertebe hareket-i arz oldu ki, mazallahütealâ köylerde ve şehirde 10 bin adam helak olup, asla bina kalmayıp münhedim oldu. Cami-î Kebir bile yıkıldı. Kale ve bedesten ve Taşhan’ın bazı bölümleri münhedim olup, bazı ahırlar bâkî kaldı. Çadırcı hamamı ve Kurşunlu Camii yıkıldı. O zaman Erzincan da bulunan bir paşa da, cümle etba ile helâk oldu.’’yazılıdır.
1787: Mayıs ayının 15 gün süren sağnak yağışlar sonunda güneşli bir öğlen vakti meydana gelen bu depremde 2000 kişi ölmüştür.
1909: Erzincan’dan daha ziyade Sivas’ın  Suşehri ve Zara kazalarında hissedilmiştir. 
1930: 10 Aralık Çarşamba günü meydana gelen 5-6 şiddetindeki bu depremde İzzet Paşa Camii’nin kubbesi çökmüştür. Resmi ve sivil binalar yıkılıp zarar görmüştür. Depremde yıkılmayan binalar iyice dirençlerini kaybetmiştir. Büyük 39 Depreminin yıkıcılığının bir sebebi de bu depremdir. Bu depremden sonra 1937 de çok sağlam olarak inşa edilen Tren gar binası günümüze kadar gelmiştir. 
1939: 21 Kasımda meydana gelen bu deprem Tercan ve Başköy cihetlerini daha çok etkilemiş ve pek çok insanın ölümüne neden olmuştur. 
1939: 27-28 Aralık 1939 BÜYÜK ERZİNCAN DEPREMİ Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece 02.00’de iki dakika süren ve 8.3 şiddetinde olan ve ülkemizde meydana gelen en büyük şiddetteki bu deprem ile Erzincan yer ile yeksan olmuştur. Resmî kayıtlara göre 15.600, gayrı resmi açıklamalara göre 40.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Şehirde 1937 de inşa olunan istasyon gar binası hariç hemen hemen hiçbir yapı sağlam kalmamıştır. 
Erzincan yüreğim yaktı dağladı
Sel oldu gözümün yaşı çağladı
Ben değil bir cihan sana ağladı
Erzincan, Erzincan, güzel Erzincan

Karadı dağların bulutla doldu
Ovalar yaylalar mezar mı oldu
Söyle göğsündeki canlar nic'oldu
Erzincan, Erzincan, canım Erzincan
     Hafız Saadettin Kaynak
         (Hüseynî Makamı)

1937 de yapılan İstasyon binasının Alman mühendisine Erzincan’da çok şiddetli bir deprem olduğu haberi ulaşır. Haberi alan mimar ayağı kalkarak, ‘’İstasyon binasına ne oldu?’’ diye heyecanla sorar..Hafif çatlakları var derler. Bunun üzerine Mimar ‘’İstasyon binasında çatlak var ise Erzincan yerle bir olmuştur’’der…tamamen yıkılan Erzincan istasyon binasından yukarıya önce muvakkat şehir olarak, daha sonra da günümüzdeki mıntıkasında konuşlanmıştır.
Erzincanlının hafızasına kazınan bu acı felaket, 39 doğumlu olanların tevellüt senelerini ‘’Hereket senesi doğmuşum’’ diyerek belirtmektedirler. 

1983: 18 Kasım Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece saat 02.15’de meydana gelmiştir. 1887 deki sığ yağmurlar gibi 13 gün kadar devam etmiştir. Afetin ardından Erzincan halkı çadır ve iptidai barınaklar yaparak iki hafta evlerine girememiştir. Ertesi gün Richter ölçeğine göre 4 şiddetinde bir sarsıntı daha olmuş ve artçı şoklar 1 ay kadar devam etmiştir. Bu depremi ilkokul çağımda yaşamış ve gayet iyi hatırlamaktayım. 

1992: Ramazan ayında, 13 Mart Cuma günü halkın Teravih namazında olduğu sırada Richter ölçeğine göre 6.8 şiddetindeki bu depremin yıkıcı kuvveti 7.6 olup, yeni Erzincan’ı tarumar etmiştir. Resmi kayıtlarda 653 olarak verilen can kaybı, gayrı resmi 2000 civarındadır. 
Deprem sonrası viraneye dönen Erzincan’a tüm yurttan ve dünyanın çeşitli ülkelerinden yardım seli akmıştır. Erzincan İmam-Hatip lisesi talebesiyken yaşadığım bu deprem, birçok hemşehrimizin olduğu gibi bende de unutamayacağım en elim bir olaydır..Doğuanadolu’nun parlayan yıldızı Erzincan bu depremle tarihteki tekerrür eden kaderi ile çok büyük bir darbe daha almış, Aziz Milletimiz ve Devletimiz sayesinde yaraları kısa zamanda sarılmıştır. 

1939 ve 1992 depremleri sonrasında şehrin ovadan tamamen kaldırılıp Vasgirt-Işıkpınar cihetinde sağlam zeminli bir mıntıkaya konumlandırılma fırsatı varken, maalesef ki bu yapılmamıştır. Verimli tarım arazisi olan Erzincan ovasının ortasında şehir bugün yüksek kat engeli olduğundan yatay olarak çok yayılma göstermiştir. Konuyu burada hitama erdirmek istiyorum. 
Minelkadim-i zamandan beridir felaketler yaşayan Erzincan’ımız, şimdi doğunun Parisi  olarak anılmakta.. Allah memleketimizi, ve bilâd-ı İslâmı bütün felâketlerden muhafaza eylesin.. Bu vesileyle bütün deprem şehitlerimize Yüce Allahtan Rahmetler diliyorum.