.

Bir ilkbahar mevsimine kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Yeniden filizlenen hayatlar, kelebekler kuşlar, bizimle birlikte bayram ediyorlar. Yeşil alanlar üzerinde yeni projeler üretiliyor. Büyük küçük herkes iç huzuru ve serinlik veren ağaçların çimenlerin, çiçeklerin güllerin görüntüleriyle huzur buluyoruz,

Keşke bu yeni tabiat güzelliklerinin ve sakinliklerin karşısında insanlarda sakinleşseydi, savaşlar, kavgalar, cinayetler, arsızlıklar hırsızlıklar hiç olmasaydı. Aynı toprağı paylaşan ağaçlar gibi hep birbirimizle ünsiyet edebilseydik.

Şehrimizde serinlik veren, İnönü, belediye, Barış Manço ve Atatürk parkları var. Her yıl olduğu gibi park, bahçeler belleniyor çiçek toprakları çekiliyor, çimenler, çiçek fideleri, fidanlar, dikiliyor, yeniden zümrüdî bir bahar sevincini yaşıyoruz. Ne yazık ki, belli bir süre sonra ayaklar altında çiğneniyor yok oluyor. Güz mevsimine doğru sanki terk edilmiş piknik alanlarına dönüyor. Ama siz korumak için etraflarına bir şerit, bir ip dahi çekseniz insanlar saygı duyup, çiğnemiyor. Ayak izleri ayak izlerini takip ederek yok ediyor. ‘’Çimenleri çiğnemeyin, çiçeklere dokunmayın’’ levhalarına kimse aldırmıyor, çünkü muhafaza eden, çiğnetmeyen, koruyan görselliği olan alçakta olsa plastik renkli zincirleri dahi yok. Böyle bir yenilik parklarımızı daha cazip bir hale getirecektir.

Bahçenizin duvarları kapısı, yoksa içerisindekileri muhafaza edemezsiniz, bozulmaya yüz tutar. Nedense daha önce camilerin bahçe duvarlarını yıktılar, çimenler yok oldu üzerine beton döktüler. Bir cenaze namazını cemaatle kılarken sokakta yürüyen insanlara karşı duruyoruz.

Tel çitlerin veya renkli plastik halkalı zincirlerin arkasında korunan çiçeklerin çimenlerin ve güllerin ayrı bir görselliği olacaktır. Peki, öyleyse size bir soru sorsam, ''Siz bu Barış Manço ve İnönü parklarımızın her yıl bin bir emekle yapılan sonra çiğnenen çimenleri çiçeklerin nahoş görüntülerini ve cadde kenarlarından çiğnenen sınırlarını beğeniyor musunuz?’’

Şehir merkezindeki, Barış Manço pakımızda ne bir giriş takı var, ne görsellik veren mazıları var, nede modern dinlenme kameriyeleri var. Bu park alanımızda bir çocuk oyun bölümü dahi yoktur.

Bir giriş takı ardından insana huzur veren ağaçlar, çimenlerin, çiçeklerin arasından bir ney eşliğinde monoton bir sanat müziği ne kadar hoş olurdu. O tılsımlı hava içindeki o ses insanları sessizliğin kollarına atarak huzur verecektir. Artık dinlenme parklarındaki bantları dışında betonlaşmış alanları değil çiçekleri ve onları ihata eden ve ardındakileri sergileyen güzel çitlerini istiyoruz.

Çimenlere, çiçeklere kıymayın efendiler, çiğnemeyin, çiğnetmeyin koruyun efendiler, onları güzel çitlerle süsleyin efendiler. Onlar bizim gönül meyvelerimiz, onlar bizim şen çocuklarımız.