Erzincan’da 14 Şubat 2024 tarihinde iddialara göre evde oynadıkları tabancanın ateş alması sonucu hayatını kaybeden 14 yaşındaki Haktan Şahin’in ölümüne ilişkin dava sürecinde yaşananlar, acılı aileyi derin bir üzüntüye ve adalet arayışına itti. Olayın ardından başlatılan yargı sürecinde verilen kararlara tepki gösteren anne ve baba, Doğu Gazetesi.com'a verdikleri röportajda adalet istediklerini belirterek, "Devletimizden yardım istiyoruz, sesimizi ne olur duyun" diyerek çağrıda bulundu.
Erzincan’da 14 Şubat 2024 tarihinde 14 yaşındaki Haktan Şahin’in hayatını kaybettiği olayın ardından adalet arayışını sürdüren aile, Doğu Gazetesi’ne konuştu. Yargı sürecinde yaşananlara tepki gösteren anne ve baba, evlatlarının ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılmasını istedi.
Olayın Geçmişi ve Yargılama Sürecinin Başlangıcı
14 Şubat 2024 tarihinde Erzincan merkezde meydana gelen olayda, Haktan Şahin arkadaşı F. D'nin evindeyken, F.D'nin babasına ait olduğu iddia edilen ruhsatsız tabancanın ateş alması sonucu göğüs bölgesinden yaralanmış ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmişti. Olayın ardından Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame ile suça sürüklenen çocuk F. D hakkında "Taksirle Öldürme" ve "Ruhsatsız Ateşli Silahlarla Mermileri Satın Alma veya Taşıma veya Bulundurma" suçlarından kamu davası açıldı.
Adli Tıp Raporları ve Diyarbakır Süreci
F.D'nin olaydan sonra ailesi ile birlikte Diyarbakır’a yerleşmesi nedeniyle yargılama sürecinin bir ayağı da Diyarbakır'da şekillendi. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında suça sürüklenen çocuğun cezai ehliyetine (fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine) dair farklı raporlar düzenlendi:
-
Erzincan Adli Tıp Şube Müdürlüğü Raporu (20/02/2024): Çocuğun suç tarihinde fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu bildirildi.
-
Diyarbakır Adli Tıp Şube Müdürlüğü Raporu (25/11/2024): Çocuğun işlediği iddia olunan suç bakımından suç tarihinde fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu yönünde rapor düzenlendi.
Yerel Mahkemenin İlk Kararı ve İstinafın Bozma İlamı
Erzincan 2. Asliye Ceza Mahkemesi (Çocuk Mahkemesi Sıfatıyla), 06/11/2025 tarihli kararında; Diyarbakır Adli Tıp raporunu esas alarak suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 31/2 ve CMK’nın 223/3-a maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, ancak çocuklara özgü danışmanlık ve bakım tedbiri uygulanmasına hükmetti.
Bu karara katılanlar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’ne taşındı. İstinaf mahkemesi, Erzincan Adli Tıp Şube Müdürlüğü ile Diyarbakır Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla, suça sürüklenen çocuğun ceza sorumluluğuna dair Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verdi.
Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu’nun Kesin Mütalaası
Bozma ilamının ardından dosyayı yeniden ele alan Erzincan 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin talebi üzerine, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu 13/03/2026 tarihinde bir mütalaa hazırladı. Bu raporda, suça sürüklenen F.D'nin ceza sorumluluğunu etkileyecek mahiyette herhangi bir zeka geriliği veya psikopatoloji saptanmadığı belirtilerek, 14/02/2024 tarihinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu oy birliği ile mütalaa edildi.
Anne Semra Şahin’in Feryadı: "Devletime Sığınıyorum, Adalet İstiyorum"
Acılı anne Semra Şahin, evladını kaybettiği 14 Şubat gününün hayatının bittiği an olduğunu belirterek, yaşadığı derin acıyı şu sözlerle dile getirdi:
"14 Şubat 2024 günü biricik oğlum Haktan Şahin’i okulda bilirken, ona en sevdiği yemekleri yapmayı düşünürken yavrumla morgda karşılaştım. Hayatımın bittiği, yaşayan bir ölü oluşumun günü... Okuldan tanıdığı kişinin evine götürülerek katledilen ve saatlerce bekletilen oğlum... 30 aydır süren davamızda babasından defalarca şikayetçi olmamıza rağmen kişi üzerinde kanuni işlem yapılmaması, ruhsatsız silahla katledilip yok sayılan oğlum için... Sessiz çığlıklarımın duyulması adına buradayım. Önce Rabbime sonra devletime sığınıyorum. Yavrum unutulmayı ve yok sayılmayı hak etmiyor. Devletime sesleniyorum; oğlum için adalet istiyorum."
"Ben Tavuk Yavrusu Kaybetmedim, Çocuğumu Kaybettim"
Ailenin yaşadığı büyük yıkımı vurgulayan baba Savaş Şahin ise "Ben tavuk yavrusu kaybetmedim, çocuğumu kaybettim" diyerek tepkisini dile getirdi.
Yürütülen hukuki süreçte, çocuğun vurulduğu silahın ruhsatsız olduğunun anlaşıldığını belirten acılı baba, olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve sorumluların hesap vermesini talep ediyor.





