Fransa’nın Poitiers kentinde 19. yüzyılın sonlarında yaşanan ve ortaya çıktığında tüm Avrupa’yı dehşete düşüren Blanche Monnier vakası, bugün hâlâ tarihin en karanlık aile içi suçlarından biri olarak anılıyor.
1 Mart 1849’da aristokrat ve saygın bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen Blanche Monnier, gençliğinde güzelliği ve zarafetiyle Paris sosyetesinde dikkat çeken bir isimdi. Ancak evlilik çağında aldığı mektuplar ve gördüğü ilgi, iddiaya göre annesi Louise Monnier’i rahatsız etti. Bu rahatsızlık, zamanla insanlık dışı bir karara dönüştü.
25 Yıllık Kayıp
Blanche Monnier bir gün ortadan kayboldu. Ailesi, yakın çevresine genç kadının İngiltere’de yatılı bir okula gittiğini, daha sonra ise İskoçya’da yeni bir hayat kurduğunu söyledi. Gerçekte ise Blanche, ailesinin evinde, pencereleri kapatılmış karanlık bir odada kilitliydi.
Genç kadın, 25 yıl boyunca güneş ışığı görmeden, yataktan kalkmasına izin verilmeden yaşadı. Yemeğini, idrarını ve dışkısını aynı yatakta yapmak zorunda bırakıldı. Dış dünyayla tüm bağı kesilen Blanche’ın tek teması, annesi, erkek kardeşi ve evdeki çalışanlarla sınırlıydı.
İsimsiz Mektup ve Korkunç Keşif
23 Mart 1901’de Paris Başsavcılığı’na ulaşan isimsiz bir mektup, gerçeği gün yüzüne çıkardı. Mektupta, Monnier ailesinin evinde 25 yıldır aç ve susuz bırakılan bir kadının kilitli tutulduğu iddia ediliyordu.
Yetkililer, saygın bir aileye yönelik bu iddiaya şüpheyle yaklaşsa da malikanede inceleme yaptı. İnceleme sırasında bir odadan gelen ağır çürük kokusu dikkat çekti. Paslanmış bir asma kilit kırıldığında, müfettişler insanlık tarihine geçecek manzarayla karşılaştı.
“Bir Deri Bir Kemik”
Resmî raporlara göre, odada dışkı ve yiyecek artıklarıyla kaplı, böceklerin gezindiği bir yatakta, hayatta kalması bile mucize sayılan bir kadın bulunuyordu. Blanche Monnier yalnızca 25 kiloydu ve yürüyemiyordu. Oda, yıllardır hiç havalandırılmamıştı.
Hastaneye kaldırılan Blanche, oksijen almanın ve güneş ışığını görmenin “tarif edilemez bir mutluluk” olduğunu söyledi.
Yargı Süreci ve Sonrası
Olayın ardından anne Louise Monnier tutuklandı ancak cezaevinde yalnızca 15 gün kaldı; kalp rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybetti. Ölümünün intihar olabileceği de iddialar arasında yer aldı.
Erkek kardeş Marcel Monnier, suçu annesine atarak kendini savunmaya çalıştı. Ancak mahkeme, Blanche’ın 25 yıl boyunca hapsedilmesine göz yumduğu gerekçesiyle Marcel Monnier’i 15 yıl hapis cezasına çarptırdı.
Özgürlükten Sonra Gelen Sessizlik
Blanche Monnier özgürlüğüne kavuştu ancak yaşadıkları, hayatı boyunca peşini bırakmadı. Uzun süreli izolasyon nedeniyle ciddi psikiyatrik rahatsızlıklar geliştirdi. Fiziksel olarak kısmen iyileşse de ruhsal olarak toparlanamadı.
Hayatının geri kalanını bakım evleri ve psikiyatri hastanelerinde geçiren Blanche Monnier, 1913 yılında hayata veda etti.
Bu trajik olay, “saygın” görünen ailelerin ardında gizlenebilecek karanlıkları ve insanlık dışı suçların bazen en sessiz yerlerde işlendiğini acı bir şekilde hatırlatıyor.





