Erzincan Bayındır Camii, bu sabah İbrahim Duman’ın rehberliğinde 4–6 yaş grubu Kur’an kursu öğrencilerinin ziyaretiyle neşeli ve anlamlı anlara sahne oldu. Miniklerin camiyle tanıştığı programda, Bayındır Camii çocuk sesleriyle şenlendi.

Ziyaret kapsamında İl Müftü Yardımcısı Medet Şahin, minik öğrencilere camiyi tanıtarak caminin bölümleri, muhtevası ve camilerin insan hayatındaki yeri hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Anlatımlar sırasında çocukların ilgisi ve merakı dikkat çekti. Programa Din Hizmetleri Uzmanları İhsan Aksu ve Yusuf Kaya da eşlik etti.

Gerçekleştirilen buluşmada, çocukların küçük yaşta camiyle tanışmasının ve cami ortamını sevmesinin önemine vurgu yapıldı. Samimi bir atmosferde geçen program, hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.

Camilerin İnsan Hayatı Üzerindeki Önemi ve Etkileri

İlk yapıldığı günden itibaren camilerin öncelikli amacı, namaz ibadetinin topluca yerine getirilmesi olmuştur. Bununla birlikte camiler, tarih boyunca sosyal hayatın da merkezinde yer almış. Asr-ı Saadet döneminde bizzat Peygamber Efendimiz (sav)’in örnekliğinde camilerin; ilim öğrenme, yabancı heyetleri kabul etme, ordugâh ve karargâh olarak kullanıldığı, hatta bazı esirlerin burada muhafaza edildiği bilinmektedir. Osmanlı döneminde ise camilerin etrafına inşa edilen külliyelerle bu işlevsellik daha da artmış.

Zamanla bazı uygulamalar neticesinde camilerin sosyal hayattaki rolü zayıflamış, namaz vakitleri dışında kapalı kalan mekânlar hâline gelmiş. Bu durum, camilerle cemaat arasındaki bağı zedelemiş; özellikle çocukların ve gençlerin camilerden uzak kalmasına sebep olmuş. Oysa İslam’da camiler, hayatın dışında değil, sosyal hayatın tam merkezinde yer alan mekânlar olarak kabul edilir. Camiler edep ve terbiye ocakları, Allah’ın en sevdiği ve hoşlandığı mekânlar olarak nitelendirilmiş.

Peygamber Efendimiz (sav), Mekke’den Medine’ye hicreti sırasında Kuba Mescidi’ni, ardından Ranuna Vadisi’ndeki mescidi ve Mescid-i Nebevî’yi bizzat çalışarak ve teşvik ederek inşa etmiştir. Efendimiz, “Bir kimse yüce Allah’ın rızasını gözeterek bir mescit inşa ederse, Allah da ona cennette bir köşk inşa eder” buyurarak cami yapmanın ve yaşatmanın önemine dikkat çekmiştir.

Camiler; minareleri ve ezan sesleriyle bir beldenin İslam coğrafyası olduğunun da simgesi olarak kabul edilir. Şeair-i İslam olarak nitelendirilen bu unsurlar, tarih boyunca milletin kimliğinin ayrılmaz bir parçası olmuş. Camiler aynı zamanda memleketin manevi bekçileri olarak görülmüş; toplumun ayakta kalmasında önemli bir manevi unsur olarak değerlendirilmiş.

Caminin süsünün cemaat olduğu vurgulanırken, camilerin sadece mimari güzelliklerle değil, çocuklarıyla, gençleriyle ve cemaatiyle canlı tutulması gerektiği ifade edilmekte. Din görevlilerinin de bu süreçte toplumsal, insani ve ahlaki değerlerin yaşatılmasında önemli bir görev üstlendiği belirtilmekte.

Muhabir: Merve Kiraz