Başkent Üniversitesi’nde yürütülen doktora araştırması, obez kadınlarda Akdeniz diyeti ve düşük yağlı diyetin bağırsak geçirgenliği (zonulin), kilo kaybı ve biyokimyasal parametreler üzerindeki etkilerini karşılaştırdı. Sonuçlar bilim dünyasında yeni sorular doğuruyor.

Obezite yalnızca estetik bir sorun değil; diyabetten kardiyovasküler hastalıklara kadar pek çok kronik tablonun temel risk faktörü. Ancak son yıllarda dikkatler sadece kiloya değil, “bağırsak bariyeri”ne çevrilmiş durumda. Peki kilo vermek için uygulanan diyetler, bağırsak geçirgenliğini gerçekten etkiliyor mu?

Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Doktora Programı kapsamında Cansu Can Figen tarafından yürütülen araştırma, bu soruya bilimsel bir yanıt aradı. Çalışma, obez kadınlarda Akdeniz tipi beslenme ile düşük yağlı diyetin bağırsak geçirgenliği, antropometrik ölçümler ve biyokimyasal parametreler üzerindeki etkilerini karşılaştırdı.

Ortaya çıkan sonuçlar ise bazı beklentileri sarsacak nitelikte.

Bağırsak Mikrobiyotası ve Obezite: Görünmeyen İlişki

Bağırsak mikrobiyotası; enerji metabolizmasından inflamasyona kadar birçok sistemi etkileyen dinamik bir ekosistem. Özellikle bağırsak bariyerinin bütünlüğü, metabolik hastalıkların gelişiminde kritik bir rol oynuyor.

Bu bariyer fonksiyonunun önemli göstergelerinden biri zonulin. Artan zonulin düzeyleri, bağırsak geçirgenliğinin artışı ile ilişkilendiriliyor ve bu durum metabolik endotoksemi, inflamasyon ve insülin direnci gibi süreçleri tetikleyebiliyor.

Araştırmanın temel sorusu şu oldu:
Yağın miktarı mı yoksa yağın türü mü bağırsak bariyerini daha fazla etkiliyor?

12 Haftalık Bilimsel Karşılaştırma

Araştırma, BKİ’si 30.0–34.9 kg/m² arasında olan, 19–55 yaş arası 24 obez kadınla yürütüldü. Katılımcılar rastgele iki gruba ayrıldı:

  • Akdeniz diyeti uygulayan grup

  • Düşük yağlı diyet uygulayan grup

Her iki grupta da 12 hafta sonunda başlangıç ağırlığının yaklaşık %10’unun kaybedilmesi hedeflendi. Çalışmanın başında ve sonunda:

  • Antropometrik ölçümler

  • Vücut kompozisyon analizi

  • Serum biyokimyasal parametreleri

  • Zonulin ve CRP düzeyleri

tekrarlandı.

Kilo Kaybı ve Vücut Kompozisyonu: Beklenen Sonuç

Her iki diyette de:

  • BKİ

  • Bel/kalça oranı

  • Bel/boy oranı

  • Vücut yağ kütlesi

  • Açlık insülin düzeyleri

istatistiksel olarak anlamlı şekilde azaldı (p<0.05).

Ancak iki diyet karşılaştırıldığında, birinin diğerine üstünlüğü gösterilemedi (p>0.05).

Bu bulgu, kilo kaybı açısından her iki yaklaşımın da etkili olduğunu, ancak birinin diğerine belirgin üstünlük sağlamadığını ortaya koydu.

Kritik Nokta: Bağırsak Geçirgenliği Gerçekten Değişti mi?

Çalışmanın en merak edilen sonucu burada ortaya çıktı.

Her iki diyet grubunda da serum zonulin düzeyindeki değişim istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05).

Yani:

12 haftalık kilo kaybı süreci, bağırsak geçirgenliğinde ölçülebilir bir iyileşme sağlamadı.

Bu bulgu, kilo kaybının otomatik olarak bağırsak bariyerini düzelttiği yönündeki yaygın varsayımı sorgulatıyor.

Akdeniz Diyetinin Metabolik Avantajı

Her ne kadar zonulin düzeylerinde anlamlı değişiklik gözlenmese de, Akdeniz diyeti grubunda dikkat çekici bir sonuç elde edildi:

  • HOMA-IR (insülin direnci göstergesi) anlamlı şekilde azaldı (p<0.05)

  • Serum ALT düzeylerinde anlamlı düşüş görüldü (p<0.05)

Bu bulgular, Akdeniz diyetinin özellikle insülin direnci ve karaciğer enzimleri üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceğini düşündürüyor.

Diyet Öncesi ve Sonrası İlişkiler

Araştırmada bazı dikkat çekici ilişkiler de ortaya çıktı:

  • Akdeniz diyeti grubunda, diyet öncesi trigliserit ile zonulin arasında negatif ilişki saptandı (r=-0.582; p=0.047).

  • Düşük yağlı diyet grubunda, diyet sonrası bel/boy oranı ile LDL kolesterol arasında negatif ilişki bulundu (r=-0.653; p=0.021).

  • Akdeniz diyeti grubunda, diyet sonrası AST ile BKİ arasında güçlü pozitif ilişki gözlendi (r=0.802; p=0.002).

Bu veriler, bağırsak bariyeri, lipid metabolizması ve karaciğer fonksiyonları arasındaki karmaşık biyolojik etkileşimlere işaret ediyor.

Kilo Kaybı Evet, Bariyer Onarımı Henüz Net Değil

Çalışma şu temel sonucu ortaya koydu:

  • Hem düşük yağlı diyet hem de Akdeniz tipi beslenme obezitenin iyileştirilmesinde etkilidir.

  • Ancak kısa vadede bağırsak geçirgenliği üzerinde anlamlı bir değişim gösterilememiştir.

  • Uzun dönemli ve daha geniş örneklemli çalışmalara ihtiyaç vardır.

Bu araştırma, obezite tedavisinde yalnızca kilo kaybına odaklanmanın yeterli olmayabileceğini; bağırsak bariyerinin daha uzun süreli veya farklı beslenme stratejileri gerektirebileceğini düşündürüyor.

Bilim dünyası için yeni soru artık şu:
Bağırsak bariyerini gerçekten iyileştirmek için kilo kaybı yeterli mi, yoksa daha hedefli mikrobiyota odaklı müdahaleler mi gerekiyor?

Kaynak

Can Figen, C. (2025). Obez Kadınlarda Akdeniz Tipi Beslenme ve Düşük Yağlı Diyetin Bağırsak Geçirgenliği, Antropometrik Ölçümler ve Biyokimyasal Parametreler Üzerine Etkisi. Doktora Tezi, Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Ankara. Tez No; 923887

Muhabir: Merve Kiraz