Osmanlı şehirleri yalnızca surlardan, camilerden ya da çarşılardan ibaret değildi. Şehrin asıl nabzı, vakıflar aracılığıyla atan görünmez bir sistemle tutuluyordu. 2023 yılında tamamlanan kapsamlı bir doktora tezi, Bursa’daki Emir Sultan Külliyesi ve vakıflarını, 15. yüzyıldan 18. yüzyıla uzanan dört asırlık süreçte mercek altına alarak bu sistemin nasıl işlediğini ayrıntılarıyla ortaya koyuyor.
Arşiv belgelerine dayanan çalışma, Emir Sultan Vakfı’nın yalnızca bir dinî yapı etrafında şekillenmediğini; şehrin sosyal dengelerini, ekonomik ilişkilerini ve hatta gündelik yaşam pratiklerini belirleyen güçlü bir kurumsal yapı olduğunu gösteriyor.
Tarihî Bir Şahsiyet, Kurumsal Bir Güce Dönüşüyor
Tezde, Emir Sultan’ın tarihî kişiliği; tasavvufi yönü, halk nezdindeki itibarı ve Osmanlı padişahlarıyla olan ilişkileriyle birlikte ele alınıyor. Buhara’dan Bursa’ya uzanan hayat hikâyesi, yalnızca bireysel bir manevî yolculuk olarak değil, şehir tarihini etkileyen bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor.
Emir Sultan adına kurulan vakıf, zamanla büyüyerek cami, tekke, imaret, türbe, mektep, kütüphane ve muvakkithaneden oluşan çok yönlü bir külliyeye dönüşüyor. Bu yapı, Bursa’nın sosyo-kültürel omurgalarından biri hâline geliyor.
Osmanlı Ekonomisinin Mikrokozmosu: Vakıf Gelirleri ve Harcamalar
Araştırma, Emir Sultan Vakfı’nın ekonomik yapısını olağanüstü bir ayrıntı düzeyiyle ortaya koyuyor. Köy gelirlerinden dükkân kiralarına, hamam işletmelerinden mukataa sistemine kadar uzanan geniş bir gelir ağı dikkat çekiyor.
Tezde yer alan muhasebe defterleri, vakfın yalnızca gelir üretmediğini; bu gelirleri maaşlar, gıda dağıtımı, bakım-onarım giderleri ve sosyal yardımlar yoluyla yeniden topluma aktardığını gösteriyor. Böylece vakıf, Osmanlı şehir ekonomisinde dengeleyici bir mekanizma olarak işlev görüyor.
Bir Sosyal Güvenlik Sistemi Olarak Vakıf
Çalışmanın en çarpıcı yönlerinden biri, Emir Sultan Vakfı’nın sosyal hayattaki rolünü ortaya koyması. Vakıf; yoksullara yemek dağıtıyor, yolcuları barındırıyor, dinî ve eğitim hizmetleri sunuyor. Bu yönüyle modern anlamda bir sosyal devletin çok erken bir örneğini yansıtıyor.
Ayrıca vakıf personeli, görev tanımları, maaşlar ve tayin süreçleri ayrıntılı biçimde incelenerek Osmanlı bürokrasisinin gündelik işleyişine dair önemli veriler sunuluyor.
Krizler, Afetler ve Direnç Mekanizmaları
Tez, vakfın gelir-gider dengesinin bozulduğu dönemleri de göz ardı etmiyor. Siyasi çalkantılar, doğal afetler, salgın hastalıklar ve idarî suistimallerin vakıf yapısı üzerindeki etkileri belgelerle analiz ediliyor. Buna karşılık alınan önlemler, Osmanlı kurumlarının krizlere karşı geliştirdiği direnç mekanizmalarını gözler önüne seriyor.
Osmanlı Şehir Tarihine Yeni Bir Bakış
Bu çalışma, Emir Sultan Külliyesi üzerinden Osmanlı şehirlerinin nasıl yaşadığını, büyüdüğünü ve ayakta kaldığını gösteren güçlü bir örnek sunuyor. Vakıf-külliye sistemi, bu tez sayesinde yalnızca mimari bir unsur değil; ekonomik, sosyal ve kültürel bir organizma olarak yeniden okunuyor.
Kaynak
Gürsel Durmuş, 15–18. Yüzyıllarda Emir Sultan Külliyesi ve Vakıfları, Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Erzurum, 2023. Tez No; 876017