İslam tarihinin en mühim kırılma noktalarından biri olan ve bir medeniyetin inşasına zemin hazırlayan kutlu Hicret yolculuğu, yıl dönümünde yeniden hafızalarda tazeleniyor. Tarihi kayıtlara göre tam 1404 yıl önce, 9 Eylül 622 tarihinde Mekke'deki ölüm tuzaklarına rağmen yola çıkan Hz. Muhammed (sas), İslam toplumunun Medine'de siyasi ve hukuki bir güce dönüşmesinin ilk adımını attı.
Dârünnedve'de Suikast Kararı Alınmıştı
Mekke'de yıllarca süren boykot, baskı ve işkencelerin ardından Medineli Müslümanların İkinci Akabe Biatı ile verdikleri koruma sözü, İslam tarihinde dengeleri değiştirdi. Müslümanların Medine'ye gruplar halinde intikal etmesi üzerine paniğe kapılan Kureyş ileri gelenleri Dârünnedve'de bir araya geldi. Ebû Cehil'in teklifiyle, sorumluluğu tüm kabilelere paylaştırmak adına ortak bir heyet eliyle Hz. Peygamber'e suikast düzenlenmesi kararlaştırıldı.
Sevr Dağı'nda Üç Günlük Gizlenme
Suikast hazırlığından haberdar olan Hz. Muhammed (sas), kendisine bırakılan emanetlerin hak sahiplerine iadesi vazifesini Hz. Ali'ye devretti. Takipçileri şaşırtmak gayesiyle doğrudan kuzeydeki Medine yerine Mekke'nin güneybatısındaki Sevr Dağı'na yönelen Hz. Peygamber ve yol arkadaşı Hz. Ebû Bekir, buradaki mağarada 10-12 Eylül günlerini geçirdi. İz sürücülerin mağara kapısına dayandığı anlarda Hz. Ebû Bekir'e söylenen "Üzülme, Allah bizimle beraberdir" hitabı, Tevbe Suresi'nin 40. ayetiyle tarihe nakşedildi.
Sahil Yolu Üzerinden Medine'ye Varış
Kılavuz Abdullah b. Uraykıt ve Âmir b. Füheyre'nin katılımıyla 13 Eylül'de güvenlik gerekçesiyle alışılmadık sahil güzergâhından yola çıkan kafile, 20 Eylül'de Medine yakınlarındaki Kubâ'ya erişti. Burada ilk mescidi inşa eden Hz. Muhammed (sas), 24 Eylül 622 Cuma günü Rânûnâ Vadisi'nde ilk cuma namazını kıldırarak Medine'ye giriş yaptı. Devesi Kasvâ'nın çöktüğü alanda Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin evine misafir olan Peygamberimizin bu tercihiyle, ileride inşa edilecek Mescid-i Nebevî'nin konumu da belirlendi.
Kardeşlik Bağı ve Takvimin Miladı
Hicret yalnızca fiziki bir yer değiştirme değil; kurumsal bir devlet yapısının doğuşu oldu. "Muâhât" uygulamasıyla Mekkeli muhacirler ile Medineli ensar kardeş kılınarak toplumsal entegrasyon sağlandı. Medine'de kurulan ilk İslam devletiyle kabileler arası hukuki mutabakatlar tesis edildi. Bu derin dönüşüm sebebiyle Hicret, Hz. Ömer devrinde miladi 638 senesinde kabul edilen hicrî takvimin resmi başlangıç noktası oldu.




