Eğitim dünyası, tarihinin en büyük dönüşümlerinden birinin eşiğinde: Yapay Zekâ (YZ). Peki, bu teknolojik devrimin en kritik halkası olan öğretmenlerimiz, sınıflarına girmeye hazırlanan bu "görünmez meslektaşları" hakkında ne düşünüyor? Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi'nde Mustafa Akdemir tarafından tamamlanan yeni bir yüksek lisans tezi, eğitimde yapay zekâ algısının kodlarını çözüyor.
Öğretmen mi, Algoritma mı?
Geleneksel eğitim yöntemleri yerini kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimlerine bırakırken, yapay zekâ artık sadece bir yardımcı araç değil, öğretim süreçlerini kökten dönüştüren bir güç haline geldi. Mustafa Akdemir’in araştırması, bu dönüşümün ön saflarında yer alan okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin yapay zekâya yönelik tutumlarını derinlemesine inceliyor. Araştırma, yapay zekânın sadece bir teknoloji değil, öğretmenin pedagojik rolünü yeniden tanımlayan bir unsur olduğunu ortaya koyuyor.
Deneyim mi, Dijital Adaptasyon mu?
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, yaş ve mesleki kıdem değişkenlerinde gizli. Bulgulara göre, 25-34 yaş grubundaki öğretmenler, yapay zekâya karşı çok daha yüksek bir pozitif tutum sergiliyor. Benzer şekilde, mesleğinin ilk 5 yılında olan çiçeği burnunda öğretmenlerin, yapay zekâya yönelik genel tutum puanları, 10-15 yıllık kıdeme sahip meslektaşlarına oranla anlamlı derecede daha yüksek. Bu durum, eğitim sisteminin geleceğinde "dijital yerli" öğretmenlerin çok daha proaktif bir rol üstleneceğinin habercisi olarak yorumlanıyor.
Cinsiyet ve Branş Önemsiz, Teknoloji Ortak Payda
Bilim dünyasında sıkça tartışılan "teknolojiye bakışta cinsiyet farkı" bu araştırmada geçerliliğini yitirmiş görünüyor. Erzincan il örneğinde yapılan çalışma; öğretmenlerin yapay zekâya bakışının cinsiyet, branş (okul öncesi veya sınıf öğretmenliği), medeni durum ve hatta gelir düzeyinden bağımsız olduğunu kanıtladı. Yani öğretmenler, kişisel farklılıklarından ziyade, eğitimin gelecekteki bu kaçınılmaz ortağını ortak bir merak ve dikkatle takip ediyor.
Robot Öğretmenler mi, Zaman Kazanan Eğitimciler mi?
Haberin odaklandığı tez, yapay zekânın öğretmenlerin yerini alacağı korkusuna da bilimsel bir yanıt sunuyor. Literatür bulguları, yapay zekânın öğretmenlerin %20 ile %40 arasındaki idari ve rutin iş yükünü (not verme, hazırlık vb.) üstlenerek; onlara öğrencileriyle duygusal bağ kurma ve sosyal becerileri geliştirme için paha biçilemez bir zaman kazandıracağını öngörüyor.
Yarının Sınıfı Bugünün Tutumunda Saklı
Bu araştırma, yapay zekânın eğitimde bir "tehdit" değil, doğru bir vizyonla yönetildiğinde "eşsiz bir fırsat" olduğunu gösteriyor. Ancak çalışmanın sunduğu en kritik öneri şu: Eğitim politikaları, yapay zekâ entegrasyonunu destekleyecek şekilde güncellenmeli ve bu teknolojiye erişimde mutlaka fırsat eşitliği sağlanmalıdır.
Kaynak: Akdemir, M. (2026). Okul Öncesi ve Sınıf Öğretmenlerinin Yapay Zeka Tutumlarının Karşılaştırılmalı İncelenmesi: Erzincan İl Örneği (Yüksek Lisans Tezi). Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü. Tez No; 995007





