Meme kanseri, dünya genelinde ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen ve ilk sırada yer alan kanser türü olmaya devam ederken, bu tablonun en ölümcül ve agresif formu kabul edilen Üçlü Negatif Meme Kanseri (TNBC) ile ilgili umut vadeden bir bilimsel gelişmeye imza atıldı.

Yapay Zekâ Kişilerarası İletişimi Nasıl Dönüştürüyor? "Güven" Ama Koşullu!
Yapay Zekâ Kişilerarası İletişimi Nasıl Dönüştürüyor? "Güven" Ama Koşullu!
İçeriği Görüntüle

Bilim dünyasını heyecanlandıran kapsamlı bir araştırmada, en agresif meme kanseri türü olan üçlü negatif meme kanserinin (TNBC) vücuda yayılmasını (metastaz) tetikleyen moleküler mekanizmalar ilk kez bu kadar net haritalandırıldı. Yeni nesil dizileme teknolojileriyle yürütülen bu bilimsel çalışma, kanserle mücadelede yepyeni umut kapıları aralıyor.

Kanser Hücreleri Neden Yayılıyor?

Dünya genelinde ve Türkiye’de kadınlarda en sık rastlanan ve en ölümcül maligniteler arasında yer alan meme kanserinin en agresif formu Üçlü Negatif Meme Kanseri (TNBC) olarak biliniyor. Östrojen, progesteron ve HER2 reseptörlerine sahip olmayan bu tümör türü, standart hormon tedavilerine yanıt vermediği için klinikte büyük bir zorluk oluşturuyor. Bilim insanları, hastaların yaşam şansını en çok düşüren faktör olan uzak organ metastazının hangi moleküler değişimlerle tetiklendiğini aydınlatmak için kolları sıvadı.

Gerçekleştirilen çığır açıcı genetik analizlerde, metastaz yapmış ve yapmamış primer tümör dokuları titizlikle karşılaştırıldı. Elde edilen bulgular, kanser hücresinin metastaz yaparken hücre içi iletişimden bağışıklık sistemine kadar pek çok sistemde köklü değişiklikler yaptığını gözler önüne serdi.

Hücreler Arası Bağlantılar Neden Zayıflıyor?

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, kanser hücrelerinin doku içindeki tutunma mekanizmalarında ortaya çıktı. Genomik ve transkriptomik verilerin derinlemesine incelenmesi, metastatik süreçte rol oynayan genetik varyantların hücreler arası sıkı bağlantıları bozduğunu gösterdi.

Kanser hücreleri, normal dokularda birbiriyle sıkıca tutunmayı sağlayan yapıları devre dışı bırakarak hareket kabiliyetini (motiliteyi) artırıyor. Hücre adezyonundaki bu zayıflama, tümör hücrelerinin kan veya lenf yoluyla farklı organlara göç etmesini kolaylaştıran temel basamak olarak öne çıkıyor.

Bağışıklık Sisteminin Devre Dışı Kalma Mekanizması

Verilerin biyoinformatik araçlarla taranması, metastaz yapan vakalarda vücudun savunma mekanizmalarına ait gen profillerinde belirgin bir düşüş olduğunu ortaya koydu. Özellikle B hücre reseptör sinyal yolağı, nöbetçi bağışıklık yanıtları ve NF-kappa B sinyal iletimi ile ilişkili genlerin metastatik grupta baskılandığı belirlendi.

Bu durum, agresif tümör hücrelerinin bağışıklık sisteminin denetiminden kaçmak için kritik savunma genlerini susturduğunu, böylece vücutta bağışıklık zafiyeti yaratarak hızla yayılabildiğini kanıtlıyor.

Yeni Nesil Tedaviler İçin Umut Veren Biyobelirteçler

Araştırma sonucunda keşfedilen potansiyel prognostik biyobelirteçler, gelecekteki hedefe yönelik ilaç teknolojilerinin geliştirilmesi için güçlü bir altyapı sunuyor. Özellikle bazı uzun kodlamayan RNA (lncRNA) moleküllerinin yüksek ekspresyonunun kötü prognostik etkiye sahip olduğu, buna karşın belirli enzim ve taşıyıcı genlerin artmış varlığının ise hastanın sağkalım şansını olumlu yönde destekleyebileceği tespit edildi. Uzmanlar, bu moleküler hedeflerin ilaç endüstrisi tarafından taranmasının, TNBC tedavisindeki seçenek darlığını ortadan kaldıracağını vurguluyor.

Kaynak: Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü'nde 2026 yılında tamamlanan "Metastatik Olan ve Olmayan Üçlü Negatif Meme Kanseri Hastalarında Karşılaştırmalı Genomik, Transkriptomik ve Proteomik Analizler" başlıklı doktora tez çalışmasına dayanmaktadır. Tez No: 1028385

Muhabir: Merve Kiraz