Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde hazırlanan tıpta uzmanlık tezi, şehirdeki çocuk sağlığı süreçlerine ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin mevcut yapısına yönelik önemli bulgular sağladı. Kent merkezi ve bağlı ilçelerde faaliyetlerini sürdüren 32 farklı Aile Sağlığı Merkezinde (ASM) görev yapan 144 sağlık profesyonelinin gönüllü katılımıyla yürütülen bu bilimsel çalışma, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde sıkça görülen nörogelişimsel bir problem olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) üzerindeki toplumsal ve kurumsal bilinci incelemeyi hedefledi. Araştırma, ailelerin sağlık sistemindeki ilk uğrak noktası konumundaki bu kurumlarda görev alan personelin konuya dair bakış açılarını ve birikimlerini somut verilerle yansıttı.
Polikliniklerde Çocuk Hasta Yoğunluğu Dikkat Çekiyor
Elde edilen saha verilerine göre, Erzincan’daki birinci basamak sağlık kuruluşlarında görev yapan personelin mesai saatleri içinde yoğun bir iş yüküyle karşı karşıya kaldığı belirlendi. Hekim ve yardımcı sağlık çalışanlarının günlük olarak ortalama 57 hastaya tıbbi müdahalede bulunduğu ve bu hastaların yaklaşık 13’ünü çocuk yaş grubundaki bireylerin oluşturduğu ortaya kondu. Bireylerin gelecekteki akademik başarılarını, sosyal çevreyle olan uyumlarını ve hayat kalitelerini doğrudan etkileyen DEHB rahatsızlığının erken aşamalarda tespit edilmesinde ve bireylerin doğru branşlara sevk edilmesinde aile hekimliklerinin kritik bir köprü olduğu çalışmada vurgulandı.
Belirtiler Biliniyor Ancak İleri Klinik Bilgide Boşluklar Var
Anket çalışmalarından elde edilen istatistiksel sonuçlar, şehirdeki sağlık ekibinin DEHB’nin temelini oluşturan aşırı hareketlilik, fevri davranışlar ve odaklanma güçlüğü gibi ana semptomları tanıma konusunda başarılı bir grafik çizdiğini gösterdi. Buna karşın, semptom bazındaki bu genel farkındalığın kesin tanı kriterleri, hastalığın uzun vadeli klinik takibi ve güncel tedavi modellerinin yönetimi gibi daha teknik kısımlara yeterince aktarılamadığı; bu alanlarda çeşitli bilgi boşluklarının yer aldığı saptandı. Personelin genel testlerde orta düzeyde bir başarı puanı yakaladığı görülürken, hekimlerin kurumsal teorik altyapı avantajı sayesinde yardımcı sağlık personeline kıyasla daha yüksek doğruluk oranlarına ulaştığı kayda geçti.
Hizmet İçi Eğitim Oranları Yetersiz Seviyede Kaldı
Raporda en çok öne çıkan toplumsal ve kurumsal eksikliklerden biri de mesleki gelişim süreçlerinde yaşandı. Erzincan genelinde aktif görev alan sağlık çalışanlarının sadece %40,9'unun geçmiş mesleki kariyerinde bu bozukluğa yönelik özel bir eğitim programından geçtiği tespit edildi. Müfredat ve hizmet içi seminerlerdeki bu sınırlılığa rağmen, tıp eğitimi ya da kurslar vasıtasıyla daha önce bilgilendirilenlerin veya kişisel yakın çevresinde DEHB tanısı bulunan çalışanların bilgi puanlarının, diğer meslektaşlarına kıyasla çok daha yüksek seviyelerde seyrettiği gözlemlendi.
Çözüm İçin Vaka Temelli Eğitim Modeli Önerisi
Tez raporunun son bölümünde, Erzincan’da çocukların geleceğinin korunması ve ailelerin doğru yönlendirilmesi adına atılması gereken kurumsal adımlara yer verildi. Birinci basamakta görev yapan personelin bu süreçlerde daha proaktif bir rol üstlenebilmesi için tüm aile sağlığı merkezlerinde güncel vaka analizlerine dayalı sürekli eğitimlerin planlanması, ulusal tarama mekanizmalarının etkin kılınması ve sağlık çalışanlarının desteklenmesi gerektiği tavsiye edildi.
KAYNAK TEZ: Eren, S. (2025). Erzincan İlinde Aile Sağlığı Merkezlerinde Çalışan Sağlık Profesyonellerinin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Hakkındaki Tutum ve Görüşleri (Tıpta Uzmanlık Tezi, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Aile Hekimliği Anabilim Dalı). Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Ersan Gürsoy. Tez No: 981295


