İnme, yalnızca hastayı değil, onunla birlikte yaşayan herkesi derinden etkileyen kronik bir sağlık sorunu. Beyinde ani gelişen damar tıkanıklığı ya da kanama sonucu ortaya çıkan bu tablo, bireyin motor, bilişsel ve duygusal işlevlerini geri dönülmez biçimde değiştirebiliyor. Ancak bilimsel literatürde çoğu zaman gözden kaçan bir gerçek var: İnme, aynı zamanda bakım veren aile üyeleri için de uzun soluklu ve ağır bir yaşam sınavı anlamına geliyor.
Hemşirelik alanında yapılan kapsamlı bir doktora tezi, bu görünmeyen yükü nicel veriler ve birebir görüşmelerle gün yüzüne çıkarıyor.
Bilimsel Bir İlk: Bakım Yükü Sayılarla ve Duygularla Ölçüldü
Araştırma, karma yöntem yaklaşımıyla yürütüldü.
Nicel bölümde 128, nitel bölümde ise 21 bakım veren aile üyesiyle çalışıldı. Katılımcılar, inme geçirmiş bireylere bakım veren birinci derece aile üyelerinden oluştu.
Araştırmanın çarpıcı bulgularından biri, bakım verenlerin bakım yükü puanlarının “ağır bakım yükü” düzeyinde çıkması oldu. Ölçülen ortalama puanlar, bakımın yalnızca fiziksel değil; psikolojik, sosyal ve ekonomik bir baskıya dönüştüğünü ortaya koydu.
Bakım Yükünü Artıran Faktörler Neler?
Tez bulgularına göre bakım yükü;
-
medeni durum,
-
çocuk sayısı,
-
eğitim düzeyi,
-
daha önce bakım deneyimi olup olmaması,
-
bakım verilen bireyin kronik hastalık durumu
gibi değişkenlerden anlamlı biçimde etkileniyor.
Özellikle daha önce bakım deneyimi olmayan bireylerde, bakım sürecinin çok daha yıpratıcı algılandığı saptandı.
Ekonomik, Sosyal ve Fiziksel Yük: Sessiz Bir Çöküş
Nitel görüşmelerden elde edilen veriler, bakım verenlerin yaşadıklarını üç temel yük başlığı altında topluyor:
-
Ekonomik yük: Gelirin giderleri karşılamadığı, sağlık harcamalarının aile bütçesini zorladığı bir süreç.
-
Sosyal yük: Sosyal hayattan kopma, yalnızlaşma ve izolasyon.
-
Fiziksel yük: Sürekli yorgunluk, uykusuzluk ve beden gücünün tükenmesi.
Bu yükler, bakım verenin kendi sağlığını ve yaşam kalitesini ikinci plana itmesine neden oluyor.
Bir Yanda Vefa, Diğer Yanda Çaresizlik
Araştırmanın en çarpıcı yanlarından biri, bakım verenlerin duygu dünyasına açılan pencere oldu. Görüşmelerde ortaya çıkan temalar, bakımın yalnızca bir sorumluluk değil, aynı zamanda derin bir duygusal mücadele olduğunu gösteriyor.
Bakım verenler bir yandan;
-
vefa,
-
sahiplenme,
-
sorumluluk,
-
kendini adama
gibi güçlü ve olumlu duygular yaşarken; diğer yandan
-
çaresizlik,
-
kaygı,
-
tükenmişlik,
-
geçmişe özlem
gibi duygularla yoğun biçimde yüzleşiyor.
Hemşireliğin Anahtar Rolü: Yükü Hafifletmek Mümkün mü?
Tez, bakım verenlerin yaşadığı bu ağır tablonun kader olmadığını da ortaya koyuyor. Hemşirelerin danışmanlık, eğitim ve rehberlik rollerinin etkin kullanılması; bakım verenlerin yükü tanımasını, duygularını fark etmesini ve süreci daha sağlıklı yönetmesini mümkün kılabilir.
Bilimsel sonuçlar, bakım veren aile üyelerinin desteklenmesinin yalnızca onların değil, bakım verilen hastanın da iyilik halini doğrudan etkilediğini gösteriyor.
Görünmeyen Kahramanlara Bilimsel Bir Ayna
Bu çalışma, inme sonrası bakım sürecine dair ezberleri bozuyor. İnmenin yalnızca tıbbi bir sorun değil, aileyi bütünüyle etkileyen sosyal ve psikolojik bir olgu olduğunu net biçimde ortaya koyuyor.
Bakım verenlerin sesi, bu tezle birlikte artık bilimsel verilerle konuşuyor.
Kaynak
Özcan, S. (2023). İnme Geçirmiş Bireylere Bakım Veren Aile Üyelerinin Bakım Yükü, Duygu ve Algılarının İncelenmesi: Karma Yöntem Araştırması.
Doktora Tezi, Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı, Erzurum. Tez No; 842189