İznik’in etrafını bir kemer gibi saran Nikaia surları, yalnızca kenti çevreleyen bir savunma yapısı değil; aynı zamanda binlerce yıllık bir zaman tüneli niteliği taşıyor. Yaklaşık 5 kilometre uzunluğundaki surlar, geçmişten bugüne uzanan çok katmanlı tarihiyle ziyaretçilerini adım adım farklı dönemlere götürüyor.

İlk olarak Bithynia Dönemi’nde (MÖ 4. yüzyıl) inşa edilmeye başlanan surlar, Roma ve Bizans dönemlerinde yapılan eklemelerle bugünkü görkemli görünümüne kavuştu. İznik’in çevresini beş kenarlı çokgen biçiminde kuşatan surların toplam uzunluğu 4 bin 970 metre, yüksekliği ise yer yer 10 ila 13 metre arasında değişiyor.

Kent savunması, ikili sur sistemi ve önündeki hendekle güçlendirilmiş durumda. Bu anıtsal yapının üzerinde yuvarlak ve kare planlı 114 burç yer alırken, kentin ana akslarını belirleyen dört büyük kapı dikkat çekiyor. İlginç olan ise bu kapıların kenti ortadan kesecek şekilde konumlanması ve doğrudan birbirlerini görebilmeleri. Kent içindeki caddeler de bu plana uygun olarak paralel ve kesişen bir düzenle inşa edilmiş.

Surlar, sadece savunma amacıyla değil, aynı zamanda geçmiş uygarlıkların izlerini taşıyan bir açık hava arşivi gibi. Özellikle Hıristiyan Roma (Bizans) döneminde, Pagan Roma’ya ait tiyatro gibi yapılardan sökülen mimari parçaların surlarda yeniden kullanıldığı görülüyor. Dikkatli gözler, taşlar arasına gizlenmiş bu tarihsel detayları bugün bile fark edebiliyor.

Helenistik ve Klasik Çağ’dan Roma’ya, Bizans’tan Selçuklu ve Osmanlı’ya uzanan süreçte her dönem onarılan, müdahalelerle yeniden şekillenen İznik surları, kentin hafızasını taşlara kazımış durumda. İznik’i gezenler için bu surlar, yalnızca bir yapı değil; binlerce yıllık medeniyetlerin sessiz tanığı olarak yükseliyor.

Muhabir: Merve Kiraz