Mide asidi, normalde sindirimi kolaylaştırırken yemek borusu için zararlı olabiliyor. Uzmanlar, reflünün yalnızca zaman zaman hissedilen mide yanmasından ibaret olmadığını, sürekli tekrar eden reflü vakalarında yemek borusunda kalıcı hasar oluşabileceğini vurguluyor.

Reflü, mide ile yemek borusunu ayıran alt özofagus sfinkterinin zayıflaması veya uygun zamanda kapanmaması durumunda ortaya çıkıyor. Obezite, mide fıtığı, yemek sonrası hemen yatmak, aşırı alkol ve kahve tüketimi, sigara, gebelik ve bazı ilaçlar reflü gelişimini tetikleyebiliyor.

Hastalar genellikle göğüste yanma, ağıza acı su gelmesi, boğaza sıvı yükselmesi, geçmeyen öksürük, sabah ses kısıklığı ve kalp kaynaklı olmayan göğüs ağrısı gibi belirtileri “normal” sandıkları için önemsemiyor. Ancak bu belirtiler uzun vadede yemek borusu dokusunda iltihap ve yapısal değişikliklere yol açabiliyor.

Özellikle Barrett özofagusu olarak adlandırılan durum, yemek borusu mukozasının yıllarca aside maruz kalmasıyla hücresel adaptasyon göstermesiyle ortaya çıkıyor. Bu süreç, yemek borusu kanseri riskini artırabiliyor ve genellikle sessiz ilerliyor.

Uzmanlar, reflü riskini azaltmak için kilo kontrolü, yemekten sonra hemen yatmamak, yağlı ve tetikleyici gıdalardan kaçınmak, sigara ve alkol kullanımını bırakmak ile doktor kontrolünde tedavi uygulanmasını öneriyor. Gerekli durumlarda üst sindirim sistemi endoskopisi ile erken tanı konulabiliyor.

Muhabir: Yasemin Dülgeroglu