Dış ticaret, ülkelerin yalnızca mal alışverişi yaptığı bir alan değil; aynı zamanda ekonomik bağımlılıkların, sektörel kırılganlıkların ve kalkınma dinamiklerinin en açık şekilde gözlemlendiği bir yapı sunar. Türkiye’nin son otuz yıla yayılan dış ticaret ilişkileri ise, yüzeyde görünen rakamların çok ötesinde, karmaşık ve çok katmanlı bir ekonomik ağ barındırıyor.
Atatürk Üniversitesi’nde hazırlanan bir doktora tezi, Türkiye’nin en fazla dış ticaret yaptığı ülkelerle olan ekonomik ilişkilerini Girdi-Çıktı Analizi yöntemiyle inceleyerek bu görünmeyen ağı bilimsel verilerle ortaya koyuyor. Çalışma, 1995–2018 dönemini kapsayan kapsamlı verilerle, Türkiye ekonomisinin hangi sektörler üzerinden şekillendiğini ve hangi alanlarda dışa bağımlılığın derinleştiğini gözler önüne seriyor.
Girdi-Çıktı Analizi Neyi Ortaya Koyuyor?
Girdi-Çıktı modeli, bir ekonomide sektörler arasındaki karşılıklı bağımlılığı ölçen en güçlü analitik araçlardan biri olarak kabul ediliyor. Bu yöntem sayesinde yalnızca hangi sektörün büyüdüğü değil, hangi sektörlerin diğer sektörleri sürüklediği, yani “kilit sektörler” belirlenebiliyor.
Tez çalışmasında Türkiye ile birlikte Almanya, ABD, İngiltere, Çin, Rusya ve İtalya’nın ekonomik yapıları bu yöntemle analiz edilerek ülkeler arası karşılaştırmalı bir tablo oluşturuluyor.
Türkiye’de Ekonomiyi Sürükleyen Kilit Sektörler
Analiz sonuçlarına göre, 1995–2018 yılları arasında Türkiye ekonomisinde iki sektör öne çıkıyor:
-
Temel Metaller Sektörü
-
Elektrik, Gaz, Buhar ve Klima Temini Sektörü
Bu sektörler, yalnızca kendi üretimleriyle değil, diğer sektörlerle kurdukları güçlü ileri ve geri bağlantılar sayesinde Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturuyor. Özellikle sanayi üretiminin enerji ve metal girdilerine olan bağımlılığı, bu sektörlerin stratejik konumunu daha da güçlendiriyor.
Türkiye’nin Ticaret Ortaklarında Ortak Bir Desen Var mı?
Çalışma, Türkiye’nin en fazla dış ticaret yaptığı ülkelerde de dikkat çekici benzerlikler olduğunu ortaya koyuyor. ABD, İngiltere ve Rusya’da;
-
Toptan ve Perakende Ticaret
-
Motorlu Taşıtlar ve Onarımı
sektörleri kilit sektörler olarak öne çıkıyor.
Almanya ve İtalya’da ise Temel Metaller Sektörü, Çin’de ise hem Temel Metaller hem de Toptan ve Perakende Ticaret sektörleri ekonomik yapının merkezinde yer alıyor. Bu tablo, Türkiye’nin dış ticaret ağının büyük ölçüde sanayi ve enerji temelli sektörler etrafında şekillendiğini gösteriyor.
İthalata Bağımlılık: Enerji En Kritik Başlık
Tezin en çarpıcı bulgularından biri, ülkelerin ithalata bağımlılık yapısında ortaya çıkıyor. Rusya hariç incelenen tüm ülkelerde, enerji girdilerine yüksek düzeyde ithalat bağımlılığı tespit ediliyor.
Özellikle:
-
Kok, Rafine Petrol ve Petrol Ürünleri Sektörü
1995’ten 2018’e kadar artan teknoloji kullanımıyla birlikte, hem Türkiye hem de diğer ülkeler için en kritik ithal girdi alanı olarak öne çıkıyor. Türkiye imalat sanayisinin enerji ihtiyacının büyük ölçüde dış kaynaklara dayanması, bu bağımlılığı yapısal bir sorun haline getiriyor.
Bilimsel Bulgular Ne Söylüyor?
Bu çalışma, dış ticaret açıklarının yalnızca makro ekonomik göstergelerle değil, sektörel bağlantılar ve ithal girdi bağımlılığı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Girdi-Çıktı analizi sayesinde, ekonomik büyüme ile kırılganlık arasındaki ince çizgi net biçimde görünür hale geliyor.
Tez, Türkiye’nin kalkınma stratejilerinde enerji, sanayi ve ara malı üretimine yönelik politikaların bilimsel temelde yeniden ele alınması gerektiğine işaret ediyor.
Kaynak
Kılıç, F. (2023). Türkiye'nin En Fazla Dış Ticaret Yaptığı Ülkelerin Ekonomik Yapı Analizi: Girdi-Çıktı Yöntemiyle Bir Uygulama. Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzurum. Tez No; 951207