Uyku, sağlıklı yaşamın temel bileşenlerinden biri olsa da “kaç saat uyumalıyız?” sorusunun herkese uyan tek bir cevabı bulunmuyor. Bilimsel çalışmalar, uyku ihtiyacının hem bireysel farklılıklara hem de yaş dönemlerine göre değiştiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle modern uyku rehberleri kesin süreler yerine önerilen zaman aralıkları sunuyor.
Uzmanlara göre yeterli uykuyu değerlendirmek yalnızca saate bakarak mümkün değil. Sabahları dinç uyanmak, gün içinde özellikle monoton anlarda u anlayabilmek ve zihinsel berraklığı koruyabilmek, uykunun yeterli olduğuna dair önemli göstergeler arasında yer alıyor.
Bilimsel veriler, yaşamın ilk dönemlerinde uyku ihtiyacının oldukça yüksek olduğunu, yaş ilerledikçe bu sürenin kademeli olarak azaldığını gösteriyor. Yenidoğanlarda günlük uyku süresi 14 saatin üzerine çıkabilirken, okul çağındaki çocuklarda bu süre ortalama 9–11 saat aralığında seyrediyor. Ergenlik döneminde biyolojik ritim değişiklikleriyle birlikte uyku ihtiyacı devam ederken, yetişkinlikte ideal süre çoğunlukla 7–9 saat olarak kabul ediliyor. İleri yaşlarda ise uyku süresi biraz kısalsa da kaliteli uyku ihtiyacı önemini koruyor.
Araştırmalar, bazı bireylerin daha kısa uyku süreleriyle kendilerini iyi hissedebildiğini, bazılarının ise daha uzun uykuya ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Bu bireysel farklılıklar, genetik yapıdan günlük yaşam temposuna kadar birçok etkene bağlı olarak değişebiliyor.
Tıbbi kuruluşlar ise özellikle yetişkinler için düzenli olarak yedi saatin altında uyumanın kalp-damar hastalıkları, metabolik sorunlar, dikkat ve hafıza problemleri gibi riskleri artırabileceğine dikkat çekiyor. Çocuklar ve ergenlerde yeterli uyku süresi ise hem fiziksel büyüme hem de beyin gelişimi açısından kritik bir rol oynuyor.
Uzmanlar, önerilen sürelerde uyunmasına rağmen sürekli yorgunluk hissi yaşanıyorsa, uyku düzeni, uyku ortamı ya da altta yatan sağlık sorunlarının değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bilimsel yaklaşıma göre iyi bir uyku; süre, kalite ve düzenin birlikte sağlanmasıyla mümkün oluyor.