Osmanlı’nın Balkanlardaki kalbi Manastır’da 18. yüzyılın başında yaşanan hukuk serüveni, ezber bozan bir akademik çalışmayla gün yüzüne çıktı. Yeni bir doktora tezi, kadıların sadece birer hakim değil, aynı zamanda sistemin sorgulanan dişlileri olduğunu kanıtlıyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun 18. yüzyıl başındaki toplumsal dokusunu ve adalet mekanizmasını anlamak için Balkanlar’ın kilit şehri Manastır’a bakmak, tarihin tozlu sayfalarında şaşırtıcı bir keşfe çıkmak anlamına geliyor. Tarihçi Bekir Akşit tarafından hazırlanan kapsamlı araştırma, 1700-1730 yılları arasındaki Manastır şer’iye sicilleri ve şikâyet defterlerini analiz ederek, dönemin "adalet" anlayışına dair yerleşik algıları temelinden sarsıyor.

Hakim mi, Bürokrat mı? Kadının Değişen Portresi

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, Osmanlı hukukunun sarsılmaz figürü olan "kadı" imajının dönüşümü üzerine. Siciller üzerinde yapılan içerik analizleri, kadının bir hukukçudan ziyade bir "idare adamı" olarak ön plana çıktığını gösteriyor. Mahkeme kayıtlarının büyük bir kısmının dava kararlarından değil; vergi tahsili, belediye işleri ve noterlik benzeri idari belgelerin üretiminden oluşması, kadıların yerel yönetimdeki ağırlıklı rolünü bilimsel olarak kanıtlıyor.

Adaletin Koruyucusu mu, Engelleyicisi mi?

Tez, Osmanlı siyasi düşüncesinin merkezindeki "daire-i adliye" kavramının yerelde nasıl test edildiğini somut örneklerle sunuyor. İncelenen dönemde halkın sadece eşkıyalardan veya mültezimlerden değil, bizzat adaleti dağıtmakla görevli kadılardan da şikâyetçi olduğu görülüyor. Divan-ı Hümayun’un, yerel kadıların adaleti engellediğine dair gelen yoğun başvurular üzerine sık sık müdahale etmek zorunda kalması, yerel otoritenin merkezi denetimle nasıl dengelendiğini ortaya koyuyor.

Manastır Halkının "Yüce Kapı" Mesaisi

1700-1730 yılları arasında Manastır kazasından İstanbul’a ulaşan şikâyetlerin yoğunluğu, halkın hukuk okuryazarlığı ve hak arama konusundaki tecrübesini gözler önüne seriyor. Araştırma; vergi adaletsizliklerinden vakıf yolsuzluklarına, mahalle baskılarından gayrimüslim tebaanın inanç özgürlüğüne kadar geniş bir yelpazede halkın "Yüce Kapı"yı (Divan-ı Hümayun) nasıl aşındırdığını belgeliyor. Özellikle Müslüman ve gayrimüslim halkın bazen ortak hareket ederek yolsuzluk yapan görevlilere karşı durması, dönemin toplumsal dayanışma dinamiklerine yeni bir ufuk açıyor.

Kaosun İçindeki Güvenlik Sınıfı: Martoloslar

Çalışma, Balkanlar'ın özgün güvenlik sınıfı olan martolosların nasıl birer "suç odağına" dönüştüğünü de detaylandırıyor. Başlangıçta asayişi sağlamakla görevli olan bu grubun, zamanla eşkıya ile iş birliği yaparak halktan zorla para topladığı ve bu durumun 1721’de teşkilatın lağvedilmesine kadar uzanan bir süreci tetiklediği verilerle açıklanıyor.

Bu titiz çalışma, Osmanlı tarihçiliğinde yerel verilerin merkezi otoritelerle karşılaştırılmasının, imparatorluğun gerçek işleyişini anlamak adına ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

KAYNAK: Akşit, Bekir. "1700-1730 Yılları Arasında Manastır: Kent, Toplum ve Adalet Arayışı", Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2025. Tez No; 922024

Muhabir: Merve Kiraz