Dijital dönüşümün zirve noktası olan yapay zekâ, insan-makine iletişimini (HMC) yeni bir boyuta taşırken, geleneksel kişilerarası iletişim pratiklerimizi ve "güven" algımızı da kökten değiştiriyor.

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde gerçekleştirilen yeni bir bilimsel çalışma, algoritmik sistemlerin hayatımızdaki yerini iletişimsel bir perspektifle masaya yatırıyor.

İşte araştırmanın öne çıkan çarpıcı detayları ve yapay zekâ ile kurduğumuz iletişimin geleceği:

Bel Fıtığında Fizik Tedavi Gerçekten İşe Yarıyor mu? 241 Hasta ile Yapılan Dev Araştırma Sonuçlandı!
Bel Fıtığında Fizik Tedavi Gerçekten İşe Yarıyor mu? 241 Hasta ile Yapılan Dev Araştırma Sonuçlandı!
İçeriği Görüntüle

Algoritmaların Gücü: "Bilgilendirici Sosyal Etki"

Araştırma sonuçlarına göre, algoritmik sistemlerin, kullanıcıların ilgi alanlarını ve önceki dijital davranışlarını analiz ederek inşa ettiği kişiselleştirilmiş iletişim tarzı, bireyler üzerinde "bilgilendirici bir sosyal etki" yaratıyor. Dijital dünyada en yoğun etkileşime giren ve eleştirel farkındalığı en yüksek gruplardan biri olan iletişim fakültesi öğrencileri, yapay zekâ kaynaklarına yönelik gelişmiş bir "bilişsel yetkinlik" atfediyor.

Koşullu Uyum: Yapay Zekâya Neden Tam Güvenemiyoruz?

Kullanıcılar yapay zekânın bilgi üretme yeteneğini takdir etse de bu durum geleneksel kişilerarası iletişimden tamamen farklı bir boyutta seyrediyor. Katılımcıların yapay zekâ kaynaklarına karşı "koşullu bir uyma davranışı" sergiledikleri belirlendi. Elde edilen bulgular, kullanıcıların makine ile aralarına net bir "ontolojik sınır" koyduklarını ve sahip oldukları eleştirel farkındalık sayesinde yapay zekâ ile tam bir güven ilişkisi tesis edemediklerini ortaya koyuyor.

Hızın Arkasındaki Riskler: Halüsinasyon ve Veri Güvensizliği

Yapay zekâ kaynaklarının hız ve güncellik gibi çok önemli işlevsel avantajları bulunuyor. Ancak çalışma, madalyonun diğer yüzündeki ciddi işlevsel yetersizlikleri de gözler önüne seriyor. Kullanıcıların mesafeli duruşunun arkasında, sistemlerin barındırdığı halüsinasyon (gerçek dışı/uydurma bilgi üretme), veri güvensizliği ve insan iletişiminin temeli olan samimiyet eksikliği gibi kronik problemler yer alıyor.

Güven Teknik Başarıyla Değil Anlam İnşasıyla Gelir

Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, güven inşasının yalnızca algoritmik ya da teknik kusursuzluklarla mümkün olamayacağını göstermesi. Yapay zekâ ile gerçek bir bağ kurulabilmesi, iletişimsel süreçteki anlam ve ilişki inşasıyla mümkündür. Araştırma, insan-makine iletişiminde kaynağın basit bir "yazılım kopyası" olarak görülmesinden vazgeçilmesi gerektiğini; aksine, ontolojik sınırları çizilmiş yeni ve bağımsız bir aktör olarak konumlandırılması gerektiğini savunarak literatüre güçlü bir kavramsal katkı sunuyor.

Kaynak: Örgeç, Gamze Gül. (2026). Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Anabilim Dalı. Danışman: Doç. Dr. Derya Gül Ünlü. Tez No: 1023650

Muhabir: Merve Kiraz