Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar Köyü, 5 Temmuz 1993 gecesi Türkiye'nin hafızasına kazınan en acı terör saldırılarından birine sahne oldu. Aradan geçen yıllara rağmen köyde yaşanan acılar unutulmadı, o gecenin izleri ise hâlâ canlılığını koruyor.
1993 yılının ulaşım ve iletişim şartları düşünüldüğünde Başbağlar, Erzincan merkeze oldukça uzak ve ulaşımı güç bir yerleşim yeriydi. Dönemin yol koşullarında köye kara yoluyla ulaşım yaklaşık 5-6 saat sürüyor, Keban Baraj Gölü üzerindeki feribot ise bölgeye ulaşımın en önemli bağlantısını oluşturuyordu. Feribotun belirli saatlere kadar hizmet vermesi nedeniyle köye ulaşım gece saatlerinde neredeyse imkânsız hâle geliyordu.
Köye çıkan yolların büyük bölümü stabilizeydi ve dar geçitlerden oluşuyordu. İki aracın karşılaşması durumunda birinin uzun mesafeler geri gitmek zorunda kaldığı bu yollar, olay gecesi güvenlik güçlerinin bölgeye ulaşmasını daha da güçleştirdi.
Saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin, eylem öncesinde köyün dışındaki telefon hatlarını kestikleri, böylece köyün dış dünya ile bağlantısını kopardıkları öğrenildi. O dönemde cep telefonu bulunmadığından haberleşme yalnızca sabit telefonlar aracılığıyla sağlanabiliyordu. İletişimin kesilmesi nedeniyle yaşananlar uzun süre güvenlik birimlerine bildirilemedi.
Olayın öğrenilmesinin ardından en yakın güvenlik noktası olan Başpınar Jandarma Karakolu harekete geçti. Bilginin Erzincan İl Jandarma Komutanlığına ulaşmasının ardından Malatya'dan gönderilen helikopterlerle komandolar bölgeye sevk edildi. Daha sonraki uçuşlarda dönemin Erzincan Valisi Recep Yazıcıoğlu ile jandarma komutanı da bölgeye ulaştı. Ancak olası pusu ihtimali ve zorlu arazi şartları nedeniyle kara unsurlarının köye ulaşması saatler aldı.
Katliamın ardından başlatılan soruşturmada çok sayıda şüpheli gözaltına alınarak dönemin Devlet Güvenlik Mahkemelerinde yargılandı. Ancak gözaltına alınan isimlerin önemli bir bölümü serbest bırakıldı. Haklarında daha sonra yeniden yakalama kararı çıkarılan bazı şüphelilere ise ulaşılamadı.
Saldırıyı gerçekleştiren terör örgütü mensuplarının geride bıraktıkları bir mektupta eylemi "Sivas'ın intikamı" olarak nitelendirdikleri öne sürüldü. Buna karşın Başbağlar Köyü'nün yaşanan olaylarla doğrudan bağlantısını ortaya koyan somut bir ilişki hiçbir zaman tespit edilemedi.
Katliamın ardından bölgede güvenlik tedbirleri artırıldı. Köye jandarma karakolu kuruldu, helikopter pisti inşa edildi. Karakolun karşı yamacına askerler tarafından taşlarla oluşturulan Türk bayrağı ve "Şehitler Ölmez" yazısı ise bugün de köye bakan herkesin gördüğü, yaşanan acının simgelerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.
Her yıl 5 Temmuz'da düzenlenen anma programlarında hayatını kaybeden 33 vatandaş dualarla anılırken, köyde bulunan müzede sergilenen kişisel eşyalar ve o günlerden kalan izler, ziyaretçilere yaşanan acıyı tüm gerçekliğiyle hatırlatıyor.
Olayın hemen ardından bölgeye ulaşan ekiplerin kayıt altına aldığı görüntüler ise hem dönemin zorlu şartlarını hem de Türkiye'nin hafızasına kazınan bu acı gecenin izlerini bugüne taşıyan önemli belgeler arasında yer alıyor.




