BİLİM VE TEKNOLOJİ

Adaletin Kritik Eşiği

Hukuk davalarında "kesin delil" sayılan yeminin, yalanla birleştiğinde adaleti nasıl bir çıkmaza sürüklediğini keşfedin.

Abone Ol

Hukuk sistemimizde "yemin", sadece manevi bir beyan değil; bir davanın kaderini belirleyen en güçlü "kesin delillerden" biridir. Ancak bu kutsal beyan gerçeğe aykırı bir hal aldığında, adil yargılanma hakkını ve yargı otoritesini temelinden sarsan bir suça dönüşüyor. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde tamamlanan bir bilimsel çalışma, "Yalan Yere Yemin Suçu"nun (TCK m. 275) karanlıkta kalan noktalarını aydınlatarak hukuk literatürüne yepyeni bir ufuk kazandırıyor.

Yemin Ne Zaman Silaha Dönüşür?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (HMK) göre usulüne uygun şekilde yerine getirilen bir yemin, uyuşmazlığa konu olan vakayı yemin eden taraf lehine "kesin olarak" ispatlanmış sayar. Araştırmada yapılan analizlerine göre, bu durum faile büyük bir menfaat sağlarken, karşı tarafın adil yargılanma hakkını elinden alan bir tehlikeye dönüşmektedir. Kanun koyucunun bu tehlikeyi bertaraf etmek için TCK m. 275 ile düzenlediği bu suç, adli faaliyetlerin güvenilirliğini koruma amacı taşır.

Bilinçli Bir Tercih mi, Hafıza Yanılması mı?

Çalışmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri, "yalan" ve "gerçeğe aykırılık" kavramları arasındaki ince çizgidir. Türk Ceza Kanunu'nda bu suçun "taksirli" (istem dışı/hata ile) işlenen haline yer verilmemiş olması, bilimsel bir tartışmanın fitilini ateşliyor. Failin, hukuk davasında elde edeceği büyük menfaat ile ceza yargılamasındaki ispat zorlukları karşılaştırıldığında, suçun işlenmesinin göze alınabilir bir risk haline geldiği vurgulanıyor.

Fail Herkes Olabilir mi?

Hukuk öğretisinde yalan yere yemin suçunun failinin "herkes" olup olamayacağı uzun süredir tartışılan bir konudur. Bazı görüşler bu suçun sadece davanın tarafları (davacı veya davalı) tarafından işlenebileceğini savunurken, diğerleri kapsamın daha geniş tutulması gerektiğini ileri sürmektedir. Dr. Kılıç'ın tezi, tüzel kişiler (şirketler vb.) adına yemin eden temsilcilerin sorumluluğunu ve bu suçun "özgü suç" niteliğini bilimsel bir titizlikle irdeliyor.

Alman Hukuku Örneği ve "Olması Gereken Hukuk" Önerisi

Tezde, Türk hukukuna ışık tutması amacıyla Alman Ceza Kanunu'ndaki (StGB) benzer düzenlemeler de incelenmiş. Alman hukukunda yalan yere yemin, yalan tanıklık suçunun "nitelikli hali" olarak görülürken, Türk hukukunda iki ayrı suç tipi olarak karşımıza çıkıyor. Dr. Kılıç, çalışmasının sonunda "Taksirle Gerçeğe Aykırı Yemin" maddesinin kanuna eklenmesinin, maddi gerçeğe ulaşma ve korunan hukuki değerin etkililiğini artırma açısından yerinde olacağını bilimsel gerekçelerle öneriyor.

Kaynak: Dr. Kerim KILIÇ, Yalan Yere Yemin Suçu (TCK m. 275), Doktora Tezi, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Haziran 2024. Tez No; 889039