Eğitim camiasında binlerce öğretmenin çalışma koşullarını ve aldıkları ücretleri doğrudan etkileyen ek ders ödemelerinde yargıdan emsal niteliğinde bir karar çıktı. Okullarda hem derslere giren hem de sınıflardaki akıllı tahtalar ve dijital sistemlerin yönetimini üstlenen öğretmenlerin ek ödemelerinde yaşanan kısıtlama, uzun süredir eğitimcilerin tepkisine neden oluyordu. Millî Eğitim Bakanlığı'nın yayımladığı kurallar nedeniyle fiilen yaptıkları nöbet veya kulüp çalışmalarının karşılığını alamayan öğretmenlerin açtığı davada Danıştay son noktayı koydu.
Emek Veren Öğretmenin Ücreti Kısıtlanamaz
Millî Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (YEĞİTEK) bünyesinde okul sorumlusu seçilen öğretmenler, okulun teknik işlerini yürütürken haftalık 18 saatlik ek ders ücreti alıyordu. Ancak yayımlanan esasların 11. maddesi nedeniyle bu öğretmenler, okullarında bilfiil tuttukları nöbetler, yürüttükleri öğrenci kulüpleri, sosyal rehberlik faaliyetleri ve ders dışı hazırlık-planlama çalışmaları için ilave hiçbir ücret alamıyordu. Fazladan sorumluluk üstlenmelerine rağmen asli öğretmenlik görevlerinin ücretinden mahrum bırakılan eğitimciler, bu haksız kesintiyi yargıya taşıdı.
Kanunda Olmayan Yasak Genelgeyle Getirilemez
Dava dosyasını inceleyen Danıştay, öğretmenlerin haklılığını tescilleyerek tartışmalı düzenlemenin yürütmesini durdurdu. Yüksek Mahkeme kararında, öğretmenlerin fiilen yerine getirdiği çalışmaların karşılıksız bırakılamayacağına hükmetti. Bir hakkın sınırlandırılabilmesi için açık bir kanun maddesi gerektiğine işaret eden Danıştay; kanunda yer almayan bir kesintinin veya yasağın bakanlık yönergeleriyle getirilemeyeceğini, alt düzenlemelerin öğretmenleri hak kaybına uğratamayacağını vurguladı.
Hem Teknik İşler Hem Öğretmenlik Ayrı Değerlendirilecek
Danıştay'ın bu kararı, okullarda teknoloji sorumluluğu üstlenen öğretmenlerin yalnızca bir teknisyen değil, aynı zamanda derse giren ve okul nöbeti tutan birer eğitimci olduğunun altını çizdi. Mahkeme, idari ve teknik görevler ile öğretmenlik faaliyetlerinin birbirinden ayrı tutulması gerektiğini belirterek fiilen yapılan her çalışmanın ayrıca ücretlendirilmesi gerektiğine karar verdi.
Karar Hangi Öğretmenleri Kapsıyor?
Kamuoyunda yalnızca bilişim alanını ilgilendirdiği algısı oluşsa da esasında bu düzenleme, Türkiye genelindeki on binlerce eğitimciyi doğrudan etkiliyor. "YEĞİTEK Okul Sorumluluğu" bağımsız bir branş olmayıp; Fatih Projesi, akıllı tahta ve internet altyapısına sahip ortaokul ve liselerde görev yapan Bilişim Teknolojileri formatörlerinin yanı sıra teknolojiye yatkın Matematik, Fen, Türkçe veya sınıf öğretmenleri arasından da görevlendirme yapılıyor. Dolayısıyla okulda teknik sistemlerin takibini üstlenirken aynı zamanda derse giren ve okul bahçesinde nöbet tutan her branştan binlerce öğretmen bu kararın kapsamına giriyor.
Tüm Görevlendirmeler İçin Emsal Teşkil Ediyor
Yüksek Mahkeme'nin verdiği bu karar, sadece teknoloji sorumlularını değil, MEB bünyesindeki tüm geçici görevlendirmeleri yakından ilgilendiren hukuki bir zemin oluşturdu. İl ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde, AR-GE birimlerinde veya çeşitli proje komisyonlarında ek görev alan diğer öğretmenlerin yaşadığı benzer ek ders kayıpları için de bu hüküm emsal niteliği taşıyor. Danıştay, bir öğretmene ilave idari veya teknik sorumluluk verilmesinin, onun fiilen yürüttüğü asli öğretmenlik haklarını ortadan kaldırmayacağını açıkça tescillemiş oldu.
Gözler Geçmişe Dönük Ödemelere Çevrildi
Alınan yürütmeyi durdurma kararıyla birlikte YEĞİTEK okul sorumlusu öğretmenler artık asli görevleri kapsamındaki nöbet ve rehberlik gibi çalışmaları için de tam ek ders ücreti alabilecek. Kararın ardından gözler Bakanlığa çevrilirken, öğretmenlerin geçmiş dönemlerde alamadıkları ve kesintiye uğrayan ücretlerinin geriye dönük olarak ödenip ödenmeyeceği konusu yayımlanacak yeni uygulama talimatıyla netlik kazanacak.




