Türkiye genelindeki zincir marketlerde geleneksel kâğıt etiketlerin yerini, Wi-Fi üzerinden merkeze bağlı çalışan "Elektronik Raf Etiketleri" (ESL) alıyor. Marketler tarafından "çevrecilik" ve "operasyonel kolaylık" gerekçesiyle tanıtılan bu sistem, aslında tüketicinin aleyhine işleyebilecek sinsi bir zam mekanizmasını barındırıyor. Eskiden çalışanların elle değiştirmek zorunda olduğu binlerce etiket, artık merkezden tek bir tuşla saniyeler içinde güncellenebiliyor.
Yapay Zekâ Destekli "Dinamik" Fiyatlandırma
Dijital etiketlerin en dikkat çeken yönü, yapay zekâ destekli altyapısıyla çalışabilmesi. Bu teknoloji; mağaza yoğunluğunu, hava durumunu, günün saatini ve tüketici alışkanlıklarını analiz ederek fiyatları anlık olarak değiştirebiliyor. Örneğin, mesai çıkış saatlerinde markete olan talebin yoğunlaştığını algılayan sistem, temel gıda ürünlerinde "mikro-zamlar" yaparak fiyatları yukarı çekebiliyor. Bu sistem, göze batan tek seferlik büyük zamlar yerine, sürekli ve küçük fiyat artışlarıyla hane bütçesini derinden etkileme potansiyeli taşıyor.
Denetimlerden Kaçış Kolaylaşıyor
Uzmanlar, bu sistemin en büyük risklerinden birinin devlet denetimlerini boşa çıkarması olduğuna dikkat çekiyor. Bir market şubesine denetim ekipleri girdiğinde, merkezden verilecek tek bir komutla tüm fahiş fiyatlar mevzuata uygun seviyelere saniyeler içinde çekilebiliyor. Denetim ekibi ayrıldıktan kısa bir süre sonra ise fiyatların eski, yüksek seviyesine döndürülmesi mümkün hale geliyor.
Çözüm İçin "Karakutu" Önerisi
Dijital etiketlerin getirdiği risklere karşı uzmanlar, Türkiye'de acilen bir "karakutu" sisteminin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurguluyor. Uçaklardaki uçuş kayıt sistemlerine benzer şekilde, marketlerdeki tüm fiyat değişimlerinin geriye dönük olarak kaydedilmesi ve bu verilerin devlet denetimine açık olması öneriliyor. Benzer endişelerle ABD'de de yasaklanması için yasa tasarıları sunulan bu teknoloji, tüketicinin korunması adına sıkı bir takibi zorunlu kılıyor.


