BİLİM VE TEKNOLOJİ

Erzincan Bağlarından Dünyaya Mesaj:

Erzincan’daki Asma Arazi Gen Bankası’nda yürütülen doktora çalışması, Doğu Anadolu’ya özgü yerel üzüm genotiplerinin külleme ve mildiyö hastalıklarına karşı yüksek tolerans potansiyelini ortaya koydu. Bulgular, sürdürülebilir bağcılık için yeni bir dönemin kapısını aralıyor.

Abone Ol

Bağcılığın en büyük sorunlarından biri olan külleme ve mildiyö hastalıklarına karşı çözüm, sanılandan çok daha yakınımızda olabilir. Erzincan’da yürütülen kapsamlı bir doktora çalışması, Doğu Anadolu Bölgesi’ne özgü yerel üzüm genotiplerinin bu yıkıcı hastalıklara karşı dikkate değer bir tolerans ve genetik direnç potansiyeline sahip olduğunu ortaya koydu.

Araştırma, sadece hastalıklara dayanıklı bireyleri belirlemekle kalmıyor; aynı zamanda bu dayanıklılığın moleküler düzeyde hangi genlerle ilişkili olduğunu da gözler önüne seriyor. Bu yönüyle çalışma, klasik bağcılıktan moleküler temelli ıslaha uzanan bilimsel bir köprü kuruyor.

Doğu Anadolu Genetik Mirası Mercek Altında

Çalışmada, Doğu Anadolu Bölgesi Asma Arazi Gen Bankası’nda bulunan 203 yerel üzüm genotipi ile birlikte iki toleranslı (Regent, Kishmish Vatkana) ve iki hassas (Karaerik, Italia) kontrol çeşidi incelendi. Amaç, bağ küllemesi (Erysiphe necator) ve bağ mildiyösü (Plasmopara viticola) etmenlerine karşı tolerans düzeylerini ortaya koymak ve dirençle ilişkili genleri analiz etmekti.

Bu kapsamda genotipler önce doğal enfeksiyon koşullarında değerlendirildi. Sporülasyon yoğunluğu ve nekroz oluşumuna dayalı görsel skala kullanılarak hastalık şiddeti hesaplandı ve veriler Towsend-Heuberger formülü ile analiz edildi. Sonuçta 60 genotip, doğal enfeksiyon koşullarında yüksek veya orta düzeyde tolerans göstererek öne çıktı.

Sadece Tarlada Değil: Arazi, Sera ve Laboratuvarda Aynı Sonuç

Doğal enfeksiyonla seçilen 60 genotip, bir yıl sonra bu kez suni inokülasyon yöntemiyle arazi, sera ve laboratuvar koşullarında yeniden test edildi.

Elde edilen bulgulara göre:

  • Arazi koşullarında 11 genotip,

  • Sera koşullarında 18 genotip,

  • Laboratuvar koşullarında 11 genotip

yüksek düzeyde tolerans gösterdi.

Bu çok ortamlı yaklaşım, toleransın sadece çevresel koşullara bağlı olmadığını; genetik temelli ve istikrarlı bir özellik olabileceğini gösteriyor.

Direnç Genleri İlk Kez Bu Kadar Net Görüntülendi

Araştırmanın en çarpıcı boyutlarından biri, moleküler markörlerle yapılan analizler oldu. Doğal enfeksiyonla seçilen 60 genotip ve kontrol çeşitlerinden alınan yaprak örneklerinden DNA izole edildi. Külleme ve mildiyö direnciyle ilişkili 7 farklı moleküler markör kullanılarak PCR çoğaltımları gerçekleştirildi.

Sonuçlar, bazı genotiplerde bilinen direnç lokuslarına ait pozitif bantların bulunduğunu ortaya koydu:

  • Külleme için Ren1 lokusuna ait UDV-020 markörü 16 genotipte, VMC9h4-2 markörü 20 genotipte,

  • Ren3 lokusuna ait UDV-015 markörü 19 genotipte,

  • Mildiyö için Rpv3 lokusuna ait markörler 17 ve 7 genotipte,

  • Rpv4 lokusuna ait markörler ise 25 ve 19 genotipte pozitif bant verdi.

    Bu veriler, Doğu Anadolu genetik kaynaklarının yalnızca fenotipik olarak değil, moleküler düzeyde de direnç potansiyeli taşıdığını gösteriyor.

Kimyasala Bağımlı Bağcılığa Bilimsel Alternatif

Çalışma, pestisit kullanımının azaltılmasına yönelik somut bir bilimsel zemin sunuyor. Hastalıklara toleranslı veya dirençli genotiplerin ıslah programlarında kullanılması, daha az kimyasal girdiye ihtiyaç duyan yeni çeşitlerin geliştirilmesini mümkün kılabilir.

Bu yaklaşım, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de üretici maliyetlerinin düşürülmesi açısından kritik öneme sahip.

Yeni Nesil Islah Programları İçin Güçlü Bir Kaynak

Elde edilen bulgular, Doğu Anadolu Bölgesi’ne özgü üzüm genetik kaynaklarının, geleceğin ıslah programlarında değerlendirilebilecek stratejik bir hazine olduğunu ortaya koyuyor. Yerel genotiplerin korunması ve bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi, yalnızca bugünün değil, yarının bağcılığı için de belirleyici olacak.

Kaynak:
Geçim, T. (2025). Doğu Anadolu Bölgesi Asma Arazi Gen Bankasında Bulunan Yerel Çeşitlerin Külleme (Erysiphe necator) ve Mildiyö (Plasmopara viticola) Hastalıklarına Tolerans Derecelerinin Belirlenmesi. Doktora Tezi, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Biyoloji Anabilim Dalı. Tez No; 947503