Eğitim sistemleri, bir toplumun kültürel kodlarını ve sanatsal mirasını gelecek nesillere aktaran en güçlü köprülerdir. Ancak Erzincan genelindeki ortaöğretim kurumlarında (liselerde) yürütülen derinlemesine bir bilimsel araştırma, okul sıralarından yükselmesi beklenen özgün melodilerin arka planında büyük bir sessizliğin hakim olduğunu ortaya koydu. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğrencilere kendi öz kültürlerini, geleneksel makam yapılarını ve zengin müzik tarihlerini aşılamak amacıyla yenilenen Ortaöğretim Müzik Dersi Öğretim Programı, Erzincan’daki saha gerçekleriyle karşılaştığında ciddi bir ritim bozukluğu yaşıyor.
Doğrudan dersin uygulayıcısı olan eğitimcilerin katılımıyla, yarı yapılandırılmış görüşme teknikleri kullanılarak Erzincan ili örnekleminde gerçekleştirilen nitel bir bilimsel araştırma, lise koridorlarında Türk müziğinin neden yankılanamadığını sarsıcı verilerle bilim dünyasına sundu.
Erzincan Örneklemi Gerçeği Gösterdi: Teorik Yoğunluk Gençleri Müzikten Uzaklaştırıyor
Araştırma kapsamında Erzincan’daki liselerde görev yapan müzik öğretmenlerinin analiz edilen görüşleri, genç neslin Türk müziğine karşı olan hazır bulunuşluk düzeylerinin ve ilgilerinin son derece yetersiz olduğunu gösteriyor. Bilimsel bulgular, bu motivasyon düşüklüğünün arkasında öğrencilerden ziyade, müfredatın içine gizlenmiş aşırı teorik ve akademik yükün bulunduğuna işaret ediyor.
Müzik derslerinin enstrüman çalmaktan, türkü ve şarkı söylemekten uzaklaştırılarak; karmaşık makamsal yapılara, boğucu ses sistemlerine ve yoğun tarihsel bilgilere sıkıştırılması, lise çağındaki gençlerin derse karşı duvar örmesine neden oluyor. Bilim dünyası, müzik eğitiminin "yaparak ve yaşayarak" öğrenilmesi gerektiği ilkesini savunurken, Erzincan sahasından gelen veriler mevcut teorik ağırlığın sınıflardaki uygulanabilirliği tamamen baltaladığını kanıtlıyor.
Sınıflar Var, Materyal Yok: Enstrümansız Müfredat Çıkmazı
Müzik, doğası gereği fiziksel araçlara, uygun akustik ortamlara ve zengin materyallere ihtiyaç duyan somut bir sanat dalıdır. Ancak Erzincan'da gerçekleştirilen bu bilimsel araştırmanın sunduğu acı reçete, okullardaki fiziki altyapı ve donanım yetersizliğini tüm çıplaklığıyla belgeliyor. Eğitimciler, Türk müziği kazanımlarını işlemek istediklerinde en temel teknik donanıma sahip müzik sınıflarından ve uygulama araçlarından mahrum kaldıklarını belirtiyor.
Süreci daha da çıkmaza sokan en büyük materyal eksikliği ise hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin dersi sağlıklı yürütebilmesi için gerekli olan bir "Öğretmen Kılavuz Kitabı" veya "Öğrenci Çalışma Kitabı"nın bulunmamasıdır. Rehber bir materyalden yoksun olan Erzincan’daki eğitimciler, sınıflarda standardı yakalamakta ve öğrencilerin ilgisini çekecek ders içerikleri geliştirmekte tek başlarına mücadele etmek zorunda kalıyor.
Eğitimcilerden Nitelik Öz Eleştirisi: Lisans Eğitimi Sahaya Yetmiyor
Araştırmanın en dikkat çekici ve üzerinde düşünülmesi gereken boyutunu, bizzat öğretmenlerin kendi mesleki yeterliliklerine yönelik yaptıkları bilimsel öz eleştiriler oluşturuyor. Erzincan’da sahada aktif olarak görev yapan müzik öğretmenleri, üniversite (lisans) eğitimleri sırasında aldıkları geleneksel Türk müziği eğitiminin, lisedeki mevcut müfredatı öğrencilere aktarmak için yetersiz kaldığını itiraf ediyor.
Ağırlıklı olarak batı müziği formasyonuyla yetişen eğitimcilerin, lise seviyesindeki öğrencilere Türk müziğinin makamsal zenginliğini ve usullerini aktarırken zorlandıkları, bu sorunun aşılması için acilen Erzincan genelinde nitelikli ve kapsamlı hizmet içi eğitimlerin düzenlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Öğretmenin aktarmakta zorlandığı, materyalin bulunmadığı ve öğrencinin ilgisinin dağıldığı bir denklemde, kültürel aktarımın başarıya ulaşması imkansız bir hal alıyor.
Kültürel Mirası Korumak İçin Köklü Değişim Şart
Erzincan genelindeki eğitim tablosunu ortaya koyan bu bilimsel araştırmanın sonuç raporu, kültürel mirasın okullarda doğru şekilde yaşatılabilmesi için acil bir paradigma değişimine ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. Bilim insanları ve sahada emek veren eğitimciler, lise müzik derslerindeki Türk müziği içeriklerinin teorik boğuculuktan acilen arındırılmasını; dinleme, söyleme ve doğrudan enstrümanla tanışma gibi pratik alanlara kaydırılmasını öneriyor.
Kültürel bağ formüllerle değil, müziğin ruhunu hissetmekle başlar. Eğer okullardaki fiziki ortamlar iyileştirilmez, öğretmenler uygulamalı eğitimlerle desteklenmez ve müfredat lise seviyesine uygun şekilde sadeleştirilmezse; zengin Türk müziği mirasımız, gelecek nesiller için sadece ders kitaplarında kalan ve hiçbir zaman çalınamayacak kuru birer tanımdan ibaret kalma riskiyle karşı karşıya.
KAYNAKÇA
-
Çalışmanın Adı: 2018 Yılında Güncellenen T.C. MEB Ortaöğretim Müzik Dersi Öğretim Programında Yer Alan Türk Müziği İçeriklerinin Uygulanabilirliğine Yönelik Öğretmen Görüşleri (Erzincan İli Örneği)
-
Türü / Yılı: Yüksek Lisans Tezi, Sivas, 2025
-
Kurum: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Güzel Sanatlar Eğitimi Ana Bilim Dalı
-
Çalışma Grubu: 2023-2024 Eğitim-Öğretim Yılında Erzincan İlindeki Ortaöğretim Kurumlarında Görev Yapan 9 Müzik Öğretmeni
-
Tez No; 919360





