Erzincan, depremle iç içe geçmiş hafızasını sadece yitirdikleriyle değil, hayatta kalmak için kurduğu "Kurma Evler" ile bugüne taşıyor.
Kentler, tıpkı canlı bir organizma gibi; doğum, büyüme, yıkım ve yeniden inşa süreçlerinden geçerler. Özellikle fay hatları üzerindeki yerleşimler için deprem, kentsel dokuda sadece fiziksel yıkımlar değil, kolektif bellekte derin travmalar ve kopukluklar da yaratır. Erzincan, tarihi boyunca depremin yıkıcı etkileriyle defalarca yüzleşmek zorunda kalmış, her seferinde küllerinden yeniden doğmaya çalışmış bir kent olarak, Türkiye'nin deprem belleğinde eşsiz bir konuma sahiptir.
Yıkımın İçinden Doğan Çözüm: Kurma Evler
1939 Erzincan Depremi, Türkiye'nin kuruluş yüzyılı içerisindeki en büyük yıkımlardan biri olarak kentsel bellekte bir kırılma noktası oluşturmuştur. Şehrin neredeyse tamamı yerle bir olduğunda, II. Dünya Savaşı’nın ağır ekonomik koşulları altında barınma sorunu devasa bir krize dönüşmüştür.
Devletin yürüttüğü çalışmalar sonucunda, kentin eski yerleşiminin 1,5 kilometre kuzeyinde, modern şehircilik ilkelerine uygun, ızgara planlı ve bahçeli yeni bir kent modeli oluşturulmasına karar verilmiştir. Bu noktada, depreme karşı güvenli, hızlı inşa edilebilir ve düşük maliyetli olması amacıyla Avusturya'dan getirilen hazır yapı elemanları, "Kurma Evler" olarak adlandırılan konut modelini ortaya çıkarmıştır.
Belleğin Mimari Sembolü: Travmanın Somut Hali
Kurma Evler, sadece deprem sonrası barınma sorununa pratik bir çözüm değil, aynı zamanda kentin depremle olan imtihanının somut bir simgesidir. Yaşanan büyük travmanın ardından, bu evler güvenli bir liman olarak görülmüştür. Öyle ki, 1992 Erzincan Depremi gibi sonraki büyük afetlerde dahi, Kurma Evler dayanıklı yapıları sayesinde halkın sığındığı bir "güvenli alan" işlevi görmüştür.
Erzincan kent belleği açısından bu evler:
-
Depreme karşı direncin sembolü: Modüler ve ahşap esaslı yapım tekniğiyle, dönemin şartlarında geliştirilmiş bilinçli bir deprem güvenliği modelidir.
-
Kentsel hafıza mekanı: Kentsel dokunun yeniden kurgulanışını temsil eden kolektif bir hafıza mirasıdır.
-
Değişime uğrayan miras: Günümüzde kent merkezinde kalmaları, yüksek arsa değerleri ve kentsel dönüşüm süreçleri nedeniyle hızla yıkılmaları, kentin deprem belleğinin de fiziksel olarak silinmesine neden olmaktadır.
Gelecek İçin Bir Ufuk
Yapılan bilimsel araştırmalar, Kurma Evlerin sadece bir yapı türü olmadığını, kentlinin deprem gerçeğiyle kurduğu ilişkinin, yas sürecinin ve direncin mekansal bir ifadesi olduğunu ortaya koymaktadır. Bugün bu evlerin yok oluşu, sadece eski yapıların yıkılması değil, aynı zamanda kentin travmalarla örülü "deprem belleğinin" de silinmesi anlamına gelmektedir. Bu mimari mirasın, modern şehircilik ve depreme dayanıklı yapı tasarımında tasarımcılara rehberlik edebilecek potansiyeli, gelecek nesillerin depremle daha güvenli yaşaması için önemli bir kaynak oluşturmaktadır.
Kaynaklar: Erzincan Deprem Belleğinin Kurma Evler Üzerinden Okunması, Doktora Tezi, Yürütücü: Esin ATABEYLİ ÇAĞLIK, Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2024. Tez No; 855166





