“Peygamberimiz, Cami ve İrşat”

Eyyup Taş

Erzincan İl Müftüsü Burhan Çakır, Mevlid Kandili dolayısıyla yazılı mesaj yayımlayarak; “Mevlid Kandili olması hasebiyle idrak ve ihyasına vasıl olacağımız gecemizin âlem-i İslâmın birlik, beraberlik, huzûr ve saadetine vesile olması duâ ve niyâzıyla sağlık ve esenlikler diliyorum” dedi.

Müftü Çakır mesajında şu ifadeleri kullandı; “Dünyaya sorumlu varlıklar olarak gönderdiği insanoğluna Rabbimiz A’raf Sûresinin 7/199. âyet-i kerîmesiyle şöyle hitapta bulunur:

“Sen, af yolunu tut, iyiliği emret, câhillerden yüz çevir!”

Rabbimizin Kerîm kitabını en iyi anlayan ve onu bize gereği gibi tanıtan, öğreten ve Müslümanca bir hayat yaşamamıza sebep olan Hz. Peygamberimiz (sav)’dir. Varlığımızın anlamlı ve mesuliyetini müdrik boyutunu ona borçluyuz. Onu bize nümûne ve örnek kılan, onun rehberliğiyle bizi güzel ahlâk ve merhametle, hak ve adâletle, sevgi ve muhabbetle tanıştıran Rabbimize varlıklar adedince hamd-u senâlar olsun.

Sevgili Peygamberimize ve onun ehl-i beytine, âl ve ashabına, yolunda yürüyen bütün mü’minlere de selam olsun.

Kerim Kitabımız Kur’an-ı Hakîm bize hak ve adâlet kavramlarını çeşitli yol ve üsluplarla anlatmakta ve tüm şüpheleri izale edecek delilleri bihakkın ortaya koymaktadır. Rabbimiz kullarına öğüt verirken kalpleri yumuşatacak şekilde öğüt verirken, zulmü ve isyan edenleri de cehennem ve azap ayetleriyle uyarmaktadır.

Zikrettiğimiz ayetten de anlaşılacağı üzere Rabbimiz Kur’an’da tebliğ ve irşâdı Peygamberinin örnekliğiyle bize öğretirken, üç önemli düsturdan bahsetmektedir. Bunlardan birincisi, “affedici olmak / af yolunu tutmak”tır. Yani inkârcılar karşısında kaba ve katı kalpli olmamak, onlara katı davranmamaktır. Affedici bir tutumla hareket etmek, onların İslam ile şereflenmeleri için daha etkili bir yöntem olacağından kullarını en iyi bilen Rabbimiz af yolunu tutmamızı bize öğütlemektedir.

Şu ayet-i kerime; “Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.” (Âl-i İmrân; 3/159) bize bu ölçüyü en açık bir şekilde öğretmektedir.

Hz. Peygamber (sav)’in bu mevzuda bize öğrettiği; “Müjdeleyin nefret ettirmeyin; kolaylaştırın zorlaştırmayın.” (Müslim, Cihad ve Siyer, 6.) hadis-i şerif’ini de bu konuda çarpıcı örneklerden biri olarak zikredebiliriz.

Üç önemli düstûrun ikincisi olarak Kur’an bize “mârûfu / iyiliği emretmek” hususunu öğretiyor. Zira sadece affetme ile yetinme, hakkı tebliğ ve insanları irşâd etmeyi ihmâl etmek olur ki bu büyük bir vebaldir ve azabı gerektirir. Maruf, aklın ikna olduğu, kalbin huzur bulduğu, insanların yadırgamaksızın kabul ettiği güzel davranışlardır. Marufun kendilerine ulaştırılacağı kimseler, öncelikle müşrikler / inkârcılardır. Bir şeyin yapılmasını emretmek, aynı zamanda o şeyin zıddının yapılmasını yasaklamak anlamına gelir ki, kötülüklerin, zulümlerin, haksızlıkların önüne geçmek ancak bu sayede mümkün olabilecektir.

Bu konuda Hz. Peygamber (sav)’in Sahabeden Hz. Muaz b. Cebel’i halkı ehl-i kitâb olan Yemen’e vali olarak gönderirken onlara öncelikle inanmaları ve yapmaları gereken şeyleri söylemesini emretmiştir. (Müslim; İman, 29) ki bu durum da bize, tebliğ vazifesini yerine getirirken öncelikle insanlara inanmaları gereken meseleleri anlatmak ve onları iyiliklere yönlendirmek, daha sonra kötülüklerden sakındırmak ameliyesinin gerekliliğini öğretmektedir.

Güzel bir dünya, huzurlu bir hayat, hak ve adalet ilkelerinin, tevhid ve vahdetin, sevgi ve samimiyetin, yardımlaşma ve iyiliklerle yaşamanın hâkim olduğu bir ömür için mârufun emredilmesi, münkerden de insanların sakındırılması illa ki gereklidir ve bunun en güzel ölçüsünü Peygamberimiz bize öğretmiş ve örnekliğiyle göstermiştir.

Yine konumuzun başında zikrettiğimiz ayetin bize öğrettiği üç önemli düsturun üçüncüsü ise; “câhillerden yüz çevir” ilkesidir. Hak kendilerine tebliğ edildikten sonra insanlar farklı farklıdır, her biri değişik şekillerde tepki gösterirler. Bir kısmı tebliğe teslimiyetle ve müspet manada tepki verirken, bir diğer kısmı da taşkınlık göstererek cahilce, kaba ve kırıcı davranışlar sergileyebilmektedirler. Bu durumda yapılması gereken şey, bu tarz tepkilere karşı bilgece bir tutum sergileyerek onlarla tartışmamak, benzer karşılıklar vermek suretiyle onlarla aynı seviyeye düşmemek, Kur’an’da Rabbimizin; “Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.” (Furkân; 25/63) mübarek öğretisinden hareketle Müslümanca bir tavır sergileyerek ortamı terketmek gerekir.

Makalemize konu edindiğimiz âyet-i kerime, esâsen Kur’an’ın bize öğrettiği “güzel ahlâk”ı içerisinde cem eden bir ayettir. Belki de Kur’an’da güzel ahlâkla ilgili en kapsamlı ayettir. Demekki Hz. Peygamber (sav)’in tebliğ ve irşat vazifesi, gücünü ve kuvvetini, doğruluk ve mutlakiyetini Kur’an-ı Hakîm’in ve cümle cihânın Rabbi olan Allah’tan (C.C.) almakta ve o istikamette bize ulaşmış olmaktadır.

Sözlerimizi Rabbimizin bu konuda bize öğrettiği başka iki ayet-i celîle ile noktalayalım:

“(Resûlüm!) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir.” (Nahl; 16/125)

“(Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim." (Yûsuf; 12/108)

Bilindiği üzere; Diyanet İşleri Başkanlığı her yıl “Mevlid-i Nebi, Camiler ve Din Görevlileri Haftası, Ramazan Ayı” gibi vesileler ile önemli konuları kamuoyunun gündemine taşıyor. Bu kapsamda bu yıl tarihlerinin yakın olması nedeniyle Camiler ve Din Görevlileri Haftası ile Mevlid-i Nebi Haftası etkinliklerinin birlikte icra edileceği bildirildi. Hafta dolayısıyla "Çağrıya Kulak Ver" mesajıyla gerçekleştirilecek etkinliklerde Hz. Peygamber'in çağları aşan çağrısıyla farkındalık oluşturulması amaçlanıyor. Bizler de bu amaç doğrultusunda Erzincan’ımızda bir takım faaliyetler yürütme programı ile bir şuur ikliminde buluşma gayreti içerisinde olacağız. 07 Ekim Cuma günü müftülüğümüz konferans salonunda Diyanet İşleri Başkanlığı, Dini Yayınlar Genel Müdürü Doç. Dr. Fatih Kurt’un sunumuyla "Hz. Peygamberin Tebliğ ve Davet Metodu" konulu konferansımızı yapacağız. Aynı günün akşamında ise Mevlid Kandili münasebetiyle ilimiz Terzibaba Camii’nde program icra edeceğiz. Her iki programa da halkımızın katılımını önemle bekliyoruz.

Bu duygularla; ilimizin, ülkemizin ve İslam ümmetinin Mevlid-i Nebi Haftasını tebrik ediyor, yine Cuma gecesini Cumartesi gününe bağlayan gece mübarek Mevlid Kandili olması hasebiyle idrak ve ihyasına vasıl olacağımız gecemizin âlem-i İslâmın birlik, beraberlik, huzûr ve saadetine vesile olması duâ ve niyâzıyla sağlık ve esenlikler diliyorum.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner37