Din İşleri Yüksek Kurulu, kamuoyunda tartışılan "Müslüman olduğu bilinen bir kimseyi tekfir etmenin hükmü" konusuna açıklık getirdi. Kurul, tekfiri "Müslüman olduğu bilinen bir kimsenin kâfir olduğuna hükmetmek" şeklinde tanımlarken, Kur’an ve Hazreti Muhammed’in bireylere böyle bir yetki vermediğini vurguladı.
"Selam Verene 'Mümin Değilsin' Demeyin"
Konuyla ilgili Kur’an-ı Kerim’den Nisa Suresi 94. ayeti hatırlatan Kurul, inananlara dünya hayatının geçici menfaatleri uğruna selam verene "Sen mümin değilsin" denilmemesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, Hazreti Muhammed'in hadis-i şerifinde Kelime-i Tevhid'i söyleyen ve kıbleye yönelenlerin Müslüman kabul edileceği ve Allah ile Resulü'nün koruması altında olacağı ifade edildi.
Tarihsel Süreç ve Ehl-i Sünnet Yaklaşımı
İslam tarihinde tekfir söylemiyle ortaya çıkan ilk grubun Hâricîler olduğu hatırlatılan açıklamada, bu grubun Hazreti Ali başta olmak üzere pek çok sahabiyi kâfir olmakla itham ettikleri belirtildi. İslam'ın temel yaklaşımının, kendisini Müslüman olarak tanımlayan bir kişiyi küfre nispet etmemek olduğu vurgulanarak, "Ehl-i kıble tekfir edilemez" ilkesi öne çıkarıldı. Kelime-i Tevhid'i benimseyen ve dile getiren herkesin Müslüman olduğu, dinin emir ve yasakları konusunda ihmalkâr davranan kişilerin dahi İslam dışı görülemeyeceği ve küfürle itham edilemeyeceği ifade edildi.
"Fiilin Küfrü ile Kişinin Küfrü Farklıdır"
Açıklamada, bir fiil veya sözün "küfür" kapsamına girmesi ile o fiili işleyen kimseye doğrudan "kâfir" hükmü verilmesinin aynı şey olmadığına dikkat çekildi. Bazı kaynaklarda yer alan "şu fiil/söz küfrü gerektirir" ifadelerinin şahısları nitelemek için değil, yapılan fiili vasfetmek ve ondan sakındırmak amacıyla kullanıldığı belirtildi. Bir kişinin, dinin zorunlu olarak bilinen esaslarını kendi irade ve rızasıyla açıkça inkâr etmediği sürece kâfir olduğuna hükmedilemeyeceği; hata ve cehalet gibi durumların kişiyi dinden çıkarmayacağı ifade edildi.
Tevil ve Tekvirin Sınırları
Kurul, tekfirle ilgili "tevil" konusuna da açıklık getirdi. Dinin zorunlu olarak bilinen hükümlerini alay konusu etmediği sürece, yapılan yorumların veya tevilin tekfir sebebi sayılamayacağı belirtilerek, İslam âlimlerinin bu durumu "Tenzilin inkârı küfürdür, tevilin değil" ilkesiyle özetlediği aktarıldı. Son olarak, tekfir etmenin dinî ve hukukî ağır sonuçları olduğu için, bu konuda hüküm verme yetkisinin bireylerin sorumluluğuna bırakılmadığı kaydedildi.




