Sağlık dünyasında kan gruplarının hangi hastalıklara yatkınlık oluşturduğu uzun süredir tartışılırken, Kayseri Şehir Hastanesi'nden deri kanseri riskine dair ezberleri bozacak çok önemli bir araştırma sonucu geldi.

Güneş ışınlarının hayatımızdaki yeri tartışılmazken, cildimizin bu ışınlarla verdiği savaş her geçen gün daha fazla bilimsel mercek altına alınıyor. Küresel çapta artış gösteren ve en sık rastlanan kanser türleri arasında yer alan deri kanserleri, özellikle açık tenli bireylerde ve yaşlı nüfusta büyük bir halk sağlığı sorunu oluşturmaya devam ediyor. Peki, damarlarımızda taşıdığımız kan grupları bu amansız hücresel savaşta birer kader belirleyici mi, yoksa sadece masum birer biyolojik etiket mi? Gerçekleştirilen kapsamlı bir tıbbi araştırma, kan grupları ile deri kanserleri arasındaki ezber bozan ilişkileri masaya yatırdı.

Kan Grupları Kanser Riskinde Ne Kadar Etkili?

Tıp dünyasında çığır açan Karl Landsteiner'ın kan gruplarını keşfinden bu yana, belirli kan gruplarının çeşitli kanser türlerine karşı yatkınlık ya da direnç sağladığı biliniyor. Özellikle mide, pankreas ve baş-boyun kanserlerinde A, B, AB veya O gruplarının taşıdığı risk oranları uzun yıllardır bilim insanlarının odak noktasında. Ancak söz konusu epitel dokudan köken alan ve en yaygın iki alt tip olan bazal hücreli karsinom (BHK) ile skuamöz hücreli karsinom (SHK) gibi melanom dışı deri kanserleri (MDDK) olduğunda, sular tam anlamıyla bulanıklaşıyor.

Dünya genelinde yapılan bazı geniş ölçekli çalışmalar O dışı kan gruplarının riski azalttığını öne sürerken, kimi araştırmalar ise AB kan grubunun tehlikeyi katbekat artırdığını savunuyordu. İşte bu bilimsel çelişkiyi netleştirmek ve bölgesel dinamikleri incelemek üzere yola çıkan güncel bir tıbbi araştırma, akıllardaki tüm soru işaretlerini giderecek kapsamlı analizlere imza attı.

Deri Kanserinin Görünmeyen Yüzü ve Risk Faktörleri

Ultraviyole (UV) radyasyon maruziyeti, ilerleyen yaş, açık ten rengi ve genetik yatkınlık deri karsinogenezinin en bilinen tetikleyicileridir. Hücre yüzeyinde yer alan ABO antijenlerinin ise hücre hareketliliğini, yapışma yeteneklerini ve apoptoza (programlı hücre ölümüne) karşı direncini doğrudan etkileyebildiği biliniyor.

Ancak yeni elde edilen bulgular, bu teorik altyapının deri kanserleri söz konusu olduğunda doğrudan bir risk belirteci olarak çalışmadığını gösteriyor. Araştırma sonuçlarına göre, O kan grubu referans alındığında;

  • A Kan Grubu: O kan grubuna kıyasla ne belirgin bir risk artışı ne de azalışı yaratmaktadır; iki grup arasındaki oranlar oldukça benzer seyretmektedir.

  • B Kan Grubu: Kanser gelişimi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı veya dikkat çekici bir etki barındırmamaktadır.

  • AB Kan Grubu: Deri kanserine karşı doğrudan bir tetikleyici ya da koruyucu rol oynamadığı, risk oranlarının diğer gruplarla paralel olduğu görülmüştür.

Eşlik eden hipertansiyon veya diyabet gibi ek rahatsızlıklar hesaba katılarak yapılan detaylı istatistiksel düzeltmelerde dahi, kan gruplarının kanser riskini tek başına belirleyen bağımsız bir etken oluşturmadığı net bir şekilde kanıtlandı.

Meme Kanseri Hücrelerini Yok Eden Nanoteknolojik Aşı
Meme Kanseri Hücrelerini Yok Eden Nanoteknolojik Aşı
İçeriği Görüntüle

Yaş Faktörü ve Tümör Alt Tiplerindeki Çarpıcı Değişim

Araştırmanın en dikkat çekici ve tıp dünyasına yeni bir ufuk açan yönü ise yaş faktörünün alt tipler üzerindeki rolü oldu. Veriler incelendiğinde, 80 yaş ve üzeri bireylerde skuamöz hücreli karsinom (SHK) oranının %51,6 gibi son derece yüksek bir seviyeye ulaştığı ve bu durumun diğer yaş gruplarına kıyasla tesadüfi olamayacak kadar net, güçlü bir fark yarattığı saptandı.

Buna karşın, en yaygın deri kanseri türü olan bazal hücreli karsinomun (BHK) en yoğun 65-79 yaş aralığında görüldüğü belirlendi. Bu durum, ileri yaşla birlikte derinin güneşten aldığı kümülatif hasarı onarma kapasitesinin zayıflamasının ve bağışıklık sisteminin yaşlanmasının, özellikle daha agresif seyredebilen SHK türünün gelişimine zemin hazırladığını açıkça ortaya koyuyor.

Kan Grubu Değil, Bilinen Riskler Hayat Kurtarıyor

Elde edilen tüm bu kapsamlı veriler ışığında, ABO kan gruplarının günlük tıbbi uygulamalarda melanom dışı deri kanserleri için bağımsız bir tarama veya risk belirleme kriteri olarak kullanılmasının mevcut bilimsel verilerle yeterince desteklenmediği kanıtlanmıştır. Uzmanlar, kanser riskine karşı kan gruplarından ziyade yaş, cinsiyet ve güneş ışığına (UV) maruziyet gibi kanıtlanmış çevresel faktörlere odaklanılması gerektiğinin altını çiziyor.

Kaynak; Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kayseri Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Kliniği Tıpta Uzmanlık Tezi, Dr. Zeynep ÇİFTÇİ, “ABO Kan Grupları ile Melanom Dışı Deri Kanserleri Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi”, Kayseri, 2026. Tez No: 1026847

Muhabir: Merve Kiraz