ŞOK'a İç Cephe Boyası/Tavan Boyası, Ayakkabılık Vestiyer, Avuç Taşlama, Darbeli Matkap, Promer 4+1 Merdiven geliyor! ŞOK'a İç Cephe Boyası/Tavan Boyası, Ayakkabılık Vestiyer, Avuç Taşlama, Darbeli Matkap, Promer 4+1 Merdiven geliyor!

İslam inancına göre kediler, Hz. Âdem’den sonra yaratılan ilk 2 hayvandan biridir. Ancak onların sıradan birer hayvan olmadıkları, aksine manevi birer varlık olduklarına dair pek çok işaret bulunmaktadır. İnsan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri ise bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Kedilerin Mısır’da 4000 yıl önce evcilleştirildiği düşünülse de, aslında insanlarla olan ilişkileri çok daha eskilere dayanır. Vahşi kedilerin Mezopotamya’da insanlarla birlikte yaşadığına dair kanıtlar, 100 bin yıldan daha eski bir geçmişe işaret etmektedir.

Son on yılda yapılan arkeolojik keşifler, Yakın Doğu vahşi kedilerinin, bugün evlerimizde gördüğümüz kedilerin en yakın akrabası olduğunu ortaya koymuştur. Bu kedilerin, fareler gibi tarım ürünlerine zarar veren haşeratları kontrol etmek için Mezopotamya’daki çiftçiler tarafından evcilleştirildiğine dair kanıtlar bulunmaktadır.

İslam inancında, kediler özel bir yer tutar. Hz. Muhammed’in (sav) kedilere olan sevgisi, rivayet edilen hadislerden anlaşıldığı kadarıyla olağanüstüydü. O, kedilere büyük değer verir, asla incitmez ve incitilmelerine izin vermezdi. Peygamberimizin birçok kedisi olduğu bilinir ve bu kedilerden birinin adı Müezza’dır.

İslam İnancında Kedilerin Yeri

Kediler, İslam inancında saygı gören bir hayvandır. Temizlikleri ve Hz. Muhammed (sav) tarafından sevilip takdir edilmeleri nedeniyle Müslümanlar arasında “özel evcil hayvanlar” olarak kabul edilirler. Birçok hadise göre, Hz. Muhammed (sav) kedilere yapılan zulmü ve onların öldürülmesini yasaklamıştır.

İslam geleneğinde, kediler temizlikleri nedeniyle büyük hayranlık uyandıran hayvanlardır. Kediler temiz kabul edilirler ve bu nedenle evlere ve camilere girmelerine izin verilir. Kedilerin yiyecekleri helal kabul edilir çünkü tüketimleri, Müslümanların yemek yemesini engellemez. Kedilerin içtiği suyu abdest için kullanmak da kabul edilir. Ayrıca, bazı Müslümanlar arasında kedilerin dua eden insanları aradığına inanılır. Ayrıca kedi beslemek sünnettir.

Peygamber Efendimizin Kedilere Verdiği Önem ve Kedisi Müezza

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) Uhud seferinde, ordunun önüne yavrularını emziren bir kedi çıkınca, kedinin başına ezilmemesi için bir nöbetçi dikip koca bir orduyu o kedinin etrafından dolaştırmış. Seferden döndüğünde de o nöbetçiden kediyi istemiş ve sahiplenerek adını Müezza koymuş.

Siyah beyaz bir Habeş kedisiymiş Müezza. Ağzının içinde üst damağında lekeleri varmış. Bu sık rastlanmayan damağında leke olan kedilerin Müezza’nın soyundan geldiği kabul edilir. Müezza, muhtemelen bir sokak kedisiydi ve Mekke’nin sıcak kavurucu çöl sokaklarından Hz. Muhammed’in (sav) ilgisi ile kurtulmuştu.

Hz. Muhammed (sav), kedisi Müezza’yı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan peygamberimizin giysisinin ucunda uyuya kalmış. Her kedi dostu gibi uyuyan bu güzelliğe kıyamayan Hz. Muhammed (sav), Müezza’yı uyandırmaktansa giysisinin ucunu usulca keserek kalkmayı tercih etmiş.

Hz. Muhammed (sav), kedisi Müezza içtikten sonra kapta kalan su ile abdest alacakken Sahabe-i Kiram Ebu Nuaym “Ya Resul o sudan kedi içti” deyince, Resulullah “Onlar en temiz ağıza sahiptirler.” buyurmuş ve abdest almıştır.

Daha sonra da sahabeden Kâb kızı Kebşe isimli bir hanım şöyle anlatıyor:

“Eshab-ı kiramdan kayınpederim Ebu Katade’nin abdest alması için bir kaba su koymuştum. Kedi gelip bu kaptan su içiverince Ebu Katâde biraz daha su içmesi için, kabı kedinin önüne uzattı.”

Benim kendisine hayretle baktığımı görünce, “Niye hayret ettin ey kardeşimin kızı, Resulullah efendimiz, “Kedi pis değildir, etrafınızda (evinizde) serbest dolaşsın buyurdu. Kendisi de abdest almıştı, ben de sünnet eylemekteyim.” dedi.

Ebu Bekir Vasiti hazretleri anlatır:

Bir gece Peygamber efendimizi rüyamda gördüm. Bir senedir, o kadar çok sıkıntının tesirinde kaldığımı, çok zayıflayıp ayakta namaz kılamaz hâle geldiğimi arz ettim. Evimizdeki kedi yavrulamıştı. Ben bu sıkıntı içinde düşünürken, bir köpeğin kedi yavrularından birisini yakalamaya çalıştığını gördüm. Bastonumu vurunca, kaçtı. Kedinin annesi gelip yavrusunu alıp gitti. Ondan sonra iyileştim; namazlarımı ayakta kılmaya başladım. O gece rüyamda yine Peygamber efendimizi gördüm. “İyi olmanın sebebi, bir kedinin senin için teşekkür etmesidir.” buyurdu.

Abdurrahman bin Sahr adlı bir sahabe (Ebu Hureyre) sokakta kalmış kedileri götürür onları yedirir severmiş. Resûl-ü Ekrem Hz. Muhammed’in (sav) bundan haberi yokmuş.

Sahabelerden biri bir gün Hz. Muhammed’e söylemiş:

“Pis kedileri toplayıp kulübesinde bakıyor!” demiş. Hz. Muhammed (sav) o anda bir şey söylememiş. Hz. Muhammed (sav) Ebu Hureyre’yi daha sonra sokakta görmüş, bu zât bir kedi yavrusu bulmuş.

Hz. Muhammed’in (sav) kediyi sakladığını bildiği için, kediyi hırkasının içine saklamış. Hz. Muhammed (sav) kediyi gördüğünde, hırkanın altında ne sakladığını sormuş. Hırkayı açmış küçük bir kedi yavrusu. Hz. Muhammed (sav) yavruyu sevmiş, okşamış ve o zâta: “Ebu Hureyre utanma, öğün. Sen kedi babasısın.” demiş.

O günden sonra Abdurrahman bin Sahr’a artık Peygamber Efendimiz’in hitap ettiği gibi “Ebu Hureyre (Kedi babası)” hitap edilir.

Bir gün bir sohbet esnasında Resûlullah efendimiz yanındakilere:

“Hubbül hırratı minel iman” Türkçesi:“Kediyi sevmek imandandır” buyurmuş. “Niçin?” diye sormuşlar. “Ebu Hureyre bilir” demiş başka bir şey söylememiştir.

Kendisi de bir kedi dostu olan ve Peygamberimizin hadislerini aktaran Ebu Hureyre, Hz. Muhammed’in (sav) kedilerin ticari alım satımını yasaklattığını söyler. Hatta Ebu Hureyre’nin aktardığı hadislerde “kedisini kapatıp aç bırakan bir kadının cehennemde çektiği cezadan.” bahsedilir.

Allah’ın Kedilere Verdiği Büyük Gizem

Kedilerin gizemli davranışları ve algıları, insanlar arasında uzun zamandır dikkat çekmiştir. Evet, kediler bazen dikkatlerini alakasız bir yere odaklar ve sanki görünmeyen bir şeyle etkileşimde gibi davranabilirler. Bu durumun birçok açıklaması olabilir; ancak bazıları kedilerin gerçekten de mistik veya ruhsal bir varlıkla etkileşimde olduğunu düşünebilir.

Tarih boyunca, kedilerin ruhsal dünyayla bağlantılı olduğuna dair birçok inanç ve efsane olmuştur. Binlerce yıldır günümüze kadar gelen yaygın bir inanışa göre kediler ile 4.cü boyutun varlıkları arasındaki perde biz insanlarda olduğu gibi bulunmamaktadır. Bazı kültürlerde, kedilerin hayaletleri görebildiğine veya ruhsal enerjiyi algılayabildiğine inanılır. Bu, kedilerin sıradan algılarının ötesine geçtiği ve metafizik dünyayla bağlantı kurabildiği fikrini destekler.

Ancak, bu tür inançlar kesin bir bilimsel kanıt olmaksızın varlığını sürdürmektedir. Kedilerin davranışları genellikle karmaşık bir şekilde açıklanabilir ve bazı durumlar sadece hayvanın doğal içgüdüleriyle ilgilidir. Her ne kadar kediler gizemli ve bazen tuhaf davranışlar sergilese de, bu davranışlar genellikle karmaşık bir şekilde açıklanabilir ve mistik veya ruhsal bir boyutla ilişkilendirilmeyebilir.

Hz. Muhammed’in (sav) kedilerle ilgili deneyimlerinin ve söylediklerinin, günümüzde bilim insanlarının yeni keşfetmeye başladığı kedilerin özellikleriyle uyumlu olması gerçekten dikkat çekicidir. İslam inancına göre, Hz. Âdem’den sonra yaratılan ilk hayvanlardan biri kedilerdir ve bu, kedilerin insanlık tarihindeki önemine işaret eder.

Kedilerin doğaüstü güç gibi görünen özellikleri, aslında onların doğal yetenekleriyle de açıklanabilir. Kedilerin insanlarla etkileşimde bulunması, onların sosyal ve zeki hayvanlar olduğunu gösterir. Bir kedinin size yaklaşması veya sürtünmesi, sadece aç olabileceği anlamına gelmez; aynı zamanda size olan ilgisini ve sevgisini de ifade edebilir.

Kedi Mırlamasının İnsan Sağlığına Faydaları

Kedilerin, karınları tokken veya kendilerini mutlu hissettikleri anlarda çıkardıkları mırıldanma sesi, hem kedilerin kendisi hem de insan sağlığı açısından çarpıcı  bir öneme sahiptir. Fransa’da yapılan bir araştırmada, kedilerin bu mırıldanmaları ile gün içinde tendon ve sinir uçlarındaki hasar gibi sorunları tedavi ettikleri keşfedilmiştir.

Bu gizemli sesin titreşimleri sayesinde, yaraların enfeksiyon ve şişlik riskinin azaldığı gözlemlenmiştir. Yine yapılan araştırmalara göre, kedi sahibi olan insanların %40 daha az kalp krizi geçirdiği belirlenmiştir. Kedi mırlamasının birçok hastalığa iyi gelebileceğini düşünen araştırmacılar, dokuların iyileşmesi amacıyla bu mırıldanmanın gizemi üzerinde çalışmalarını sürdürmektedirler.

Bir kedi size sürtünüyor veya yanınızda olmak istiyorsa, henüz bilinmeyen astral gücünü sizinle paylaşıyor olabilir. Bu yüzden, onu itmeden önce tekrar düşünmelisiniz. Çünkü farkında olmadan, o anda kediyi kendinizden uzaklaştırırsınız ve bu, size pozitif enerji verme çabasını engelleyebilir; bu nedenle, ilerleyen zamanlarda kedi tekrar sizinle bu deneyimi paylaşmaya istekli olmayabilir.

  • Kedi mırıltısı, solunum güçlüğünü azaltarak, sağlığa önemli bir katkı sağlıyor.
  • Kedi sahiplerinin kalp krizi geçirme olasılığı %40 azalıyor, bu da kedilerin sağlığımız üzerindeki olumlu etkisini gösteriyor.
  • Kedi mırıltıları, tendon ve kas sakatlanmalarını rahatlatarak, ağrıyı hafifletiyor ve iyileşmeyi destekliyor.
  • Kan basıncını düşürerek, kardiyovasküler sağlığı olumlu yönde etkiliyor.
  • Mırıltılar, beyindeki oksijen ve glikoz tüketimini artırarak mutluluk hormonu salgısını artırıyor, kişinin ruh halini iyileştiriyor.
  • Yaraların enfeksiyon ve şişlik riskini azaltarak, iyileşme sürecini hızlandırıyor.
  • Kedi mırlamasının belirli frekans aralıkları, kemik sağlığını korumak için en uygun titreşimleri sağlıyor.
  • İnsanları düşük dozda uğultularda sakinleştiren ve anne karnını hatırlatan kedi mırlaması, güven duygusunu artırıyor.
  • Araştırmalar, kedi sahiplerinin yalnızlık hissetme olasılığını azalttığını gösteriyor.
  • Kedi sahipleri, sevgi bağını hissettikleri için güven duygularının daha yüksek olduğunu deneyimliyor.
  • Kediler, stresi diğer hayvan türlerine göre üç kat daha hızlı bir şekilde azaltarak psikolojik sağlığa olumlu katkı sağlıyor.

Editör: Saliha Kara