Modern yaşamın en yaygın sağlık sorunlarından biri haline gelen “uyku yoksunluğu”, uzun vadede ciddi hastalıklara davetiye çıkarabiliyor. Uzmanlar, üç aydan uzun süren uykuya dalma ve uykuyu sürdürememe sorunlarının artık basit bir yorgunluk değil, kronik bir sağlık problemi olarak değerlendirilmesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

Uykuya dalmakta zorlanma, gece sık uyanma ve sabah erken uyanma gibi belirtilerle ortaya çıkan kronik uyku yoksunluğunun her yaşta görülebildiği, ancak özellikle ileri yaşlarda ve kadınlarda daha yaygın olduğu belirtildi. Uzmanlar, yaşla birlikte uyku-uyanıklık döngüsünde (sirkadiyen ritim) meydana gelen bozulmaların bu durumu tetikleyebildiğini ifade etti.

Kronik uyku yoksunluğunun yalnızca bir yaşam tarzı sorunu olmadığına dikkati çeken uzmanlar, şeker hastalığı, kalp ve damar rahatsızlıkları ile yüksek tansiyon gibi birçok metabolik hastalığın da bu tabloya zemin hazırlayabildiğini vurguladı. Bunun yanı sıra stres, kaygı ve psikolojik sorunların da uykusuzluğu artıran önemli etkenler arasında yer aldığı ifade edildi.

Yetersiz uykunun günlük yaşam üzerindeki olumsuz etkilerine de dikkat çeken uzmanlar, 7 saatin altında uyumanın dikkat ve konsantrasyon kaybına, gün boyu halsizlik ve uyku isteğine yol açtığını, bunun da aile, sosyal ve iş yaşamını olumsuz etkilediğini belirtti.

Uzmanlar, kronik uyku yoksunluğunun uzun vadede obezite, insülin direnci ve diyabet riskini artırdığının bilimsel çalışmalarla ortaya konulduğunu; ayrıca inme, kalp-damar hastalıkları ve bunama türleriyle güçlü bir bağlantısı bulunduğunu bildirdi. Özellikle alzheimer tipi demans ile ilişkisinin dikkatle izlenmesi gerektiği vurgulandı.

Sorunun çözümü için hastaların bilinçlendirilmesinin büyük önem taşıdığına değinen uzmanlar, tedavide asıl amacın uykusuzluğun kaynağını tespit edip buna yönelik bir yol izlemek olduğunu, gerek görülmesi halinde ilaç tedavisinin de uygulanabildiğini aktardı.

Muhabir: Adem Küçükkaya