Toplumda sıkça karşılaşılan kumar bağımlılığı, artık sadece basit bir alışkanlık değil, çok boyutlu bir beyin hastalığı olarak kabul ediliyor. Son dönemde kamuoyuna yansıyan olaylar, bu konudaki toplumsal bilgi ve farkındalık ihtiyacını bir kez daha gözler önüne seriyor. Uzmanlar, bağımlılığın bireyin kimliğiyle özdeşleştirilmesinin ve damgalanma korkusunun, tedavi sürecini zorlaştıran en büyük engellerden biri olduğuna dikkat çekiyor.

Damgalanma İyileşme Umudunu Azaltıyor

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Elif Sena Özata, kumar bağımlılığında tedavinin önündeki en büyük engellerden birinin damgalanma olduğunu belirtiyor. Bağımlılığın kişinin karakteriyle ilişkilendirilmesi veya "iflah olmaz" bir durum gibi görülmesi, kişinin iyileşme umudunu azaltıyor. Bu durum, suçluluk ve utanç duygularını körükleyerek sorunun daha uzun süre gizlenmesine ve profesyonel yardım almaktan kaçınılmasına neden oluyor. Özata, hem tedavi sürecinde hem de toplumsal dilde bireyi bağımlılığıyla tanımlayan "kumarbaz" gibi ifadeler yerine, insanı merkeze alan bir dil kullanılmasının önemini vurguluyor.

Sağlığınızı Tehdit Eden 8 Zararlı İçecek
Sağlığınızı Tehdit Eden 8 Zararlı İçecek
İçeriği Görüntüle

Kln. Psk. Elif Özata

Beyin Karar Alma Yetisini Kaybediyor

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel, kumar bağımlılığının beynin çalışma prensiplerini ve önceliklerini değiştirdiğini ifade ediyor. Sürecin temelinde kazanmaktan ziyade, kazanma ihtimalinin yarattığı dopamin beklentisi yatıyor. Bu beklenti, beynin muhakeme, planlama ve hesaplama yeteneklerini yöneten prefrontal korteksi devre dışı bırakıyor. Yapılan testler, kumar bağımlısı bireylerin %90'ında beyin yapısında bozulma olduğunu ve beyin aktivasyonlarında %30 oranında düşüş yaşandığını gösteriyor. Beyin artık tehlikeyi hesaplayamaz hale geliyor.

Prof.dr. Kültegin Ögel Psikiyatri Uzmanı Medikal Direktör

Bağımlılık Tüm Aileyi Derinden Sarsıyor

Klinik Psikolog Elif Sena Özata, bağımlılığın sadece oynayan kişiyi değil, tüm aileyi etkileyen bir hastalık olduğunun altını çiziyor. Kumarın sonuçları, eşler, çocuklar ve ebeveynler üzerinde finansal belirsizlik, güven kaybı ve tekrar eden krizler şeklinde yıkıcı etkiler yaratıyor. Aile içindeki duygusal güvenliği ve ilişkileri sarsan bu durum, yakınlarda da ekonomik ve psikolojik zorluklara yol açıyor. Bu nedenle, tedavi sürecine yalnızca bağımlı olan kişinin değil, etkilenen yakınların da katılması büyük önem taşıyor. Ailelerin, iyi niyetle de olsa kişiyi bağımlılığın sonuçlarından korumaya çalışması, farkında olmadan döngünün sürmesine neden olabiliyor.

İyileşme Süreci Çok Boyutlu İlerliyor

Kumarı bırakmak, iyileşme sürecinin sadece ilk adımı olarak görülüyor. Tedavi, kumar oynama davranışını tetikleyen düşünce, duygu ve koşulların anlaşılmasını, riskli durumlarla baş etme becerilerinin geliştirilmesini ve hayatın yeniden yapılandırılmasını hedefliyor. Prof. Dr. Kültegin Ögel, bozulan beyin mekanizmaları nedeniyle kişinin iradesini tek başına kullanamayacağını belirtiyor. Bu nedenle, zorunlu kısıtlamaların iyileşme için şart olduğunu, ilaç tedavisinin beyindeki bozulmayı gidermeye, psikoterapinin ise hatalı düşünce kalıplarını değiştirmeye yardımcı olduğunu vurguluyor. Süreçte yaşanan zorlanmalar ise başarısızlık olarak değil, tedavi planının yeniden değerlendirilmesi gereken anlar olarak ele alınıyor.

Muhabir: Sümeyra İÇER