İslam aleminde her yıl büyük bir coşkuyla eda edilen Ramazan ve Kurban bayramlarının süreleri, kökenleri ve fıkhi hükümleri hakkında kaynaklara dayanan önemli detaylar öne çıkıyor. Hadis şerifler, İslam alimlerinin fetvaları ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamaları, bu iki bayramın fıkhi yapısına ve manevi derinliğine ışık tutuyor.
Hadis Kaynaklarına Göre Bayram Süreleri: Ramazan Bir, Kurban Dört Gün mü?
İslam alimlerinin ve sahih hadis kaynaklarının aktardığı bilgilere göre, Ramazan ve Kurban bayramlarının süreleri hadislerdeki ifadelere dayanarak açıklanıyor.
Ebu Saîd el-Hudri (r.a.) vasıtasıyla aktarılan ve Buhari (1854), Müslim (1138/141), Ebu Davud (2417), Tirmizi (772) ile İbni Mace’de (1721) yer alan hadiste şöyle buyruluyor:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan bayramı günü oruç tutmayı yasakladı!”
Alimler, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bu hadiste "Ramazan bayramı günleri" yerine tekil olarak "Ramazan bayramı günü" ifadesini kullanmasından hareketle, Ramazan Bayramı’nın fıkhen sadece bir gün olduğunu belirtiyorlar. Muhammed Salih el-Müneccid de bu hadisi kaynak göstererek Ramazan Bayramı'nın sadece bir gün olduğunu ifade etmektedir.
Buna karşın, Kurban Bayramı’nın süresi ise Teşrik günleriyle temellendiriliyor. Abdullah ibni Ömer ve Ebu Hureyre’nin (r.anhu) Zilhicce ayının 10, 11, 12 ve 13’üncü günlerinde (Teşrik günlerinde) pazar yerlerine giderek tekbir getirdikleri, insanların da onlara iştirak ettiği rivayet ediliyor (Buhari Ta’lîkan 926, İbni Ebi Şeybe 2/72/1, Beyhaki 3/314, Albânî İrvau’l-Ğalil 3/125). Bu günlerin Kurban Bayramı günleri, yani teşrik tekbiri getirme günleri olması sebebiyle alimler Kurban Bayramı’nın dört gün olduğunu ifade ediyor.
Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî ve Muhammed bin Salih el-Useymîn gibi isimler de bu kaynaklara dayanarak; "Ramazan bayramı sadece bir gündür. Kurban bayramı ise dört gündür." görüşünü paylaşmaktadır.
Kurban Bayramı Nasıl Ortaya Çıktı? Büyük Teslimiyet Sınavı
Kurban Bayramı'nın kökeni, Hz. İbrahim’in rüyasında oğlu Hz. İsmail’i kurban etmesi yönünde aldığı ilahi emre gösterdiği mutlak sadakat ve Hz. İsmail’in bu emre gösterdiği teslimiyete dayanmaktadır.
Hicretin ikinci yılında ortaya çıkan bu ibadetin temeli Kur'an-ı Kerim’in Sâffât Suresi 100-111. ayetlerinde ve tefsirinde şöyle aktarılmaktadır: Hz. İbrahim rüyasında, "Ey İbrahim! Allah, oğlunu kurban etmeni emrediyor." sesini duymuş ve durumu oğluna "Yavrucuğum, rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm; düşün bakalım sen bu işe ne diyeceksin?" diyerek açıklamıştır. Hz. İsmail ise, "Babacığım! Sana buyurulanı yap; inşaallah beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın." yanıtını vermiştir.
Baba ve oğul bu ilahi buyruğa teslim olup Hz. İbrahim oğlunu yüzüstü yatırdığı sırada Yüce Allah şöyle seslenmiştir:
"Ey İbrâhim! Tamam, rüyanı gerçekleştirmiş oldun. İşte iyileri biz böyle ödüllendiririz. Bu, kesinlikle apaçık bir imtihandı."
Bu teslimiyet imtihanının ardından, Hz. İsmail'in canına bedel ve bir ödül olarak gökten iri bir kurbanlık indirilmiş ve Hz. İbrahim’e "işte sana oğlunun yerine boğazlayacağın kurbanlık, onu boğazla!" emri verilmiştir. Kurban ibadeti bu dini değer ile günümüze kadar korunmuştur.
Kurban Kesmenin Anlamı, Önemi ve Fıkhi Hükmü
Sözlük anlamı "yaklaşmak ve yakınlaşmak" olan kurban, Allah’ın rızasını kazanmayı amaçlar. Müminlerin maddi varlıklarından feragat ederek Allah yoluna yaklaşmak için belirli şartları taşıyan hayvanı usulüne uygun kesmesi derin bir teslimiyeti barındırır.
Sahih hadis kaynaklarında yer alan rivayetlere göre Hz. Peygamber; kurban bayramında Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğunu, kurbanın kesilir kesilmez Allah katında kabul göreceğini ve kurban edilen hayvanın boynuzu ile tırnağı da dahil olmak üzere her şeyinin kişinin sevap hanesine yazılacağını ifade etmiştir.
Bu ibadet sadece bir et kesimi eylemi olmayıp;
-
Yardımlaşma, Allah'a yaklaşma ve ibadet çatısını birleştirir.
-
Yoksulların düşünüldüğü, birlik, beraberlik ve şükrün pekiştiği bir dönemdir.
-
Kesilen etler vasıtasıyla ihtiyaç sahipleri ve yakınlar gözetilir.
-
İbadet esnasında hayvana eziyet etmemek, canını yakmamak, hızlı hareket etmek ve İslami kuralları gözetmek büyük önem taşır.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun Hükmü: Din İşleri Yüksek Kurulu’nun "Kurban ibadetinin mahiyeti ve hükmü nedir?" sorusuna verdiği yanıta göre; kurban bayramında kesilen kurbana udhiyye, hacda kesilene ise hedy denir. Mezheplerin çoğuna göre udhiyye kurbanı kesmek sünnettir. Hanefî mezhebinde ise tercih edilen görüş, kurban kesmenin vacip olduğu yönündedir.




