Küresel ekonomi, yalnızca rakamlardan ibaret değildir; ülkeler arasındaki görünmez bağlar, üretim zincirlerinin derinliklerinde gizlidir. Türkiye’nin dış ticarette en fazla ilişki kurduğu ülkelerle olan ekonomik bağları, yüzeyde görünen ihracat ve ithalat verilerinin çok ötesine uzanıyor. Atatürk Üniversitesi’nde hazırlanan kapsamlı bir doktora tezi, Türkiye’nin ve en büyük ticaret ortaklarının ekonomik yapısını adeta röntgenini çekerek, bu görünmeyen bağları bilimsel yöntemlerle ortaya koyuyor.
Klasik Veriler Yetersiz Kalınca: Girdi-Çıktı Analizi Sahneye Çıkıyor
Dış ticaret çoğu zaman toplam ihracat ve ithalat rakamlarıyla değerlendirilir. Ancak bu yaklaşım, hangi sektörlerin ekonomiyi ayakta tuttuğunu ve hangi alanların dışa bağımlı olduğunu açıklamakta yetersiz kalır. Bu noktada tezde kullanılan Girdi-Çıktı (G-Ç) Analizi, ülkelerin sektörler arası ilişkilerini bütüncül bir yapıda inceleyerek ekonominin derin katmanlarını görünür hale getiriyor.
1995–2018 dönemini kapsayan analizde Türkiye ile birlikte Almanya, ABD, İngiltere, Çin, Rusya ve İtalya’nın ekonomik yapıları karşılaştırmalı olarak ele alındı.
Türkiye Ekonomisinin Omurgası: Temel Metaller ve Enerji
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, Türkiye ekonomisinin uzun yıllar boyunca iki kilit sektör etrafında şekillendiğini ortaya koyması oldu:
-
Temel Metaller Sektörü
-
Elektrik, Gaz, Buhar ve Klima Temini Sektörü
Bu sektörler, yalnızca kendi üretim hacimleriyle değil, diğer sektörleri tetikleyen ileri ve geri bağlantılarıyla da ekonominin merkezinde yer aldı. Türkiye’de sanayi üretiminin ve ihracat kapasitesinin büyük ölçüde bu sektörlerin performansına bağlı olduğu bilimsel olarak ortaya kondu.
Ticaret Ortakları Aynı mı, Farklı mı?
Tez, Türkiye’nin en fazla dış ticaret yaptığı ülkelerin ekonomik yapılarının sanıldığından çok daha farklı dinamiklere sahip olduğunu gösteriyor.
-
ABD, İngiltere ve Rusya için kilit sektörler:
-
Toptan ve Perakende Ticaret
-
Motorlu Taşıtlar ve Motorlu Taşıtların Onarımı
-
-
Almanya ve İtalya için:
-
Temel Metaller sektörü belirleyici konumda
-
-
Çin ise hem Temel Metaller hem de Toptan ve Perakende Ticaret alanlarında öne çıkıyor.
Bu tablo, ülkelerin küresel değer zincirlerinde üstlendikleri rollerin birbirinden net biçimde ayrıştığını gösteriyor.
Asıl Kırılganlık Nerede? Enerji ve Petrol Bağımlılığı
Çalışmanın en stratejik sonuçlarından biri ise ithal girdi bağımlılığı analizinden geliyor. Rusya hariç tüm ülkelerde, üretim süreçlerinin enerji girdilerine yüksek derecede bağımlı olduğu tespit edildi. Özellikle:
-
Kok kömürü, rafine petrol ve petrol ürünleri sektörü, en yüksek ithal bağımlılığına sahip alan olarak öne çıktı.
Türkiye açısından bu bulgu kritik bir gerçeğe işaret ediyor: Teknolojik gelişmeyle birlikte enerji talebi artarken, imalat sanayisinin dışa bağımlılığı da derinleşiyor.
Bilimsel Bir Uyarı: Dış Ticaret Açığı Sadece Sayılardan İbaret Değil
Tez, dış ticaret açığının yalnızca ihracat–ithalat farkıyla açıklanamayacağını; asıl sorunun hangi sektörlerin hangi girdilere bağımlı olduğu sorusunda yattığını vurguluyor. Girdi-Çıktı analizi sayesinde, ekonomik kırılganlıkların hangi sektörlerde yoğunlaştığı açıkça ortaya konuyor.
Bu yönüyle çalışma, yalnızca akademik literatüre değil, ekonomi politikası üreten karar alıcılara da güçlü bir yol haritası sunuyor.





