Günlük hayatın önemli bir parçası olan hukuki ve resmi işlemlerin güvencesi konumundaki noterlerin hafta sonu mesaileri, milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiriyor. Tatil günlerinde de hizmete erişimi kolaylaştırmak amacıyla getirilen çalışma düzenlemeleri, hukuki bir tartışmanın odağı haline gelmişti. Yüksek Mahkeme, çalışma şartları ve yargılamadaki temel haklara ilişkin kapsamlı bir inceleme yaparak, hem noterleri hem de ceza davalarındaki sanıkları doğrudan etkileyecek detaylı kararlara imza attı.
Tatil Mesaisine Kanun Şartı Getirildi
Cumhuriyet Halk Partisinin iptal başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, 7532 sayılı Noterlik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'u detaylıca inceledi. İnceleme sonucunda, Noterlik Kanunu'nun 52. maddesine eklenen ve noterlerin tatil gün ile saatlerindeki çalışmalarının yönetmelikle düzenleneceğini belirten hüküm Anayasa'ya aykırı bulundu. AYM, Anayasa'nın 50. maddesinde güvence altına alınan çalışanların dinlenme hakkı ile hafta tatili ve izin hakkının doğrudan kanunla düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Kararda, noterliğin serbest meslek olmasının yanında bir kamu görevi olduğu hatırlatılarak, temel ilke ve esaslar ile genel çerçevenin yasada yer alması gerektiği belirtildi. İptal edilen hükmün, idari bir boşluk doğmaması adına 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi.
Sanığın Bizzat Savunma Hakkı Korundu
AYM'nin incelemesi sonucunda, aynı yasayla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesinde yapılan değişiklik de iptal edildi. İptal edilen bu hüküm, sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde tebligatın sadece müdafine (avukatına) yapılmasını yeterli sayıyordu. Yüksek Mahkeme, ceza yargılamasında hakkaniyete uygun bir sürecin gerçekleştirilebilmesi için suç isnadı altındaki kişiye bizzat savunma hakkı tanınmasının zorunlu olduğuna dikkat çekti. Sanığa bizzat ulaşılmadan sadece avukatına yapılan bildirimin savunma hakkını kısıtladığı gerekçesiyle, söz konusu düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğuna hükmedildi.




