Kış aylarının gelmesiyle birlikte, sabahları karanlık ve soğuk havalar alarm sesiyle uyanmayı daha zor hale getiriyor. Pek çok kişi, günün en stresli anı olarak gördüğü bu uyanma anında erteleme tuşuna basıyor. Bu kısa süreli rahatlama hissi, psikolojik araştırmalara göre beynin strese verdiği ilk tepkiyle doğrudan ilişkili.
Gece geç saatlerde uyumak, uykunun bölünmesi veya kronik yorgunluk, sabah zihinsel direnci düşürüyor. Alarm erteleme davranışı, zihnin uyanıklık talebine karşı geliştirdiği kısa süreli bir savunma mekanizması olarak değerlendiriliyor. Ancak erteleme sonrası alınan kısa uyku aralıkları gerçek anlamda onarıcı değil; beyin derin uyku evresine geri dönemiyor ve uyanıklık ile uyku arasında kalan zihinsel durum, sersemlik ve odak kaybına yol açıyor. Literatürde "sleep inertia" olarak adlandırılan bu durum, alarm erteleme alışkanlığıyla doğrudan bağlantılı bulunuyor.
Birçok kişi, birden fazla alarm kurma alışkanlığına da sahip. Bu durum, kontrol ihtiyacının bir yansıması olarak görülüyor. Ancak uzun vadede bu yöntem, uyanma refleksini zayıflatabiliyor; ilk alarm artık gerçek uyanma sinyali olarak algılanmıyor ve zamanla alarm sesi, beynin pazarlık yaptığı bir uyarana dönüşüyor.
Alarm erteleme alışkanlığı ayrıca zaman yönetimi sorunları, düşük sorumluluk algısı, mükemmeliyetçilik ve kötümser bakış açısı gibi davranışlarla da örtüşüyor. Psikolojik araştırmalar, sabah rutinlerini otomatik alışkanlıklara dayandırmanın, bu tür erteleme davranışlarını azaltabileceğini ortaya koyuyor.
Kısacası, sabah alarmını ertelemek kısa süreli rahatlama sağlasa da, zihinsel süreçler ve günlük alışkanlıklar üzerinde uzun vadeli etkileri bulunuyor.





