Asla moral bozmak için değil. Bazı gerçeklerin saklanmasına kızıyorum. Çünkü memlekette tüm yaz boyunca konuşulacak başka mesele kalmamış gibi. Sürekli olarak günlerce PKK ve Esad ile ilgili hep konuşarak geçti. Esad gider mi gitmez mi. Ortalığın karışması bölgede tansiyonların yükselmesi ve bundan başka Basın da ve medya da çıkan haberler tam bir psikolojimizi bozarcasına kafamızı şişirdi. Ama toplum olanları tam anlamış değil. Her Önüne gelen çıkıp bir şeyler anlattı. Herkes sanki uluslararası strateji uzmanı gibi oldu. Ne anlattılarsa dinledik.
    Mademki bu konuda her önüne gelen konuşuyorsa o zaman resmi açıklamalar tek bir ağızdan yapılmasın. Mesele
nin ciddiyetini sulandırmak bu topluma zarar vermektir. Devletin resmi açıklamaları üzerinden kimse haber vermez, herkes kendi fikirlerinin doğru olduğundan emin tavırlar içerisinde TV ekranlarında konuşuyor.  Yahu hiç kimse yapılan bu devletin resmi açıklamaları hakkında topluma bilgi verecek bir Allah’ ın kulu yok mu? Neden herkes hep ben, hep ben konuşayım herkes beni dinlesin diyor. Ne dediklerini kendileri de bilmiyor. Sabah kalktık farklı akşam oldu farklı yani psikolojimiz alt üst oldu. Son dönemlerde PKK da siyasetçi kaçırmalar da başladı. Yani Türkiye nin gündeminde uzun süre yer tuttu. Adeta devlet gibi davranışlar sergiledi. Mesela CHP milletvekili Hüseyin AYGÜN ‘ün kaçırılmasında PKK ‘’gözaltına aldık.’’ ‘’ tutuklandı ‘’ Ve ‘’ sorgulanıp serbest bırakılacak’’ gibi devlet dili ile sözde açıklama yapması başlı başına büyük bir skandal zaten, bu ifadeler karşısında sanki PKK devletleşmiş gibi bir izlenim vermektedir, ya PKK devlet içinde devlet veya paralel bir devlet olgusu tespitini ispat niteliğindedir, PKK nın alt kanadı olan KCK nın sözleşmelerinde de geçiyor, PKK nın kendine has yasama, yürütme ve yargılama gibi devlet sistemi gibi yapısı bulunuyor, bu mekanizma bölgedeki vatandaşların davalarına bakar, baskı ve yaptırımlar yapar.  ve uymayanları cezalandırma ve hapse atma gibi işletmeleri olduğu varsayım değil gerçektir, hukuki terimler kullanması diğer cabası, hayretler içinde şaşırmış gibiyiz, İşte gerçekler ve çok önemli konuya geldik nisan ayından itibaren eylül  ayına kadar 5 ayda yapılan terörle mücadelede ki bilançoyu kendimizi hiç kandırmadan bir inceleyelim. Sözün bittiği yerdeyiz. Konuşmaya hiç gerek yok bırakalım rakamlar konuşsun
      Önemli bir not: bu istatistikteki rakamlar gazete haberlerinden, genelkurmay başkanlığı, içişleri bakanlığı, resmi internet sitelerin den derlenmiştir.( resmi internet sitelerinde tam olarak belirtilmediği için ortalama hesaptır.
1.     Ortalama olarak yaklaşık 100 kadar büyük küçük kapsamlı sansasyonel eylemler ve terör saldırısı,
2.     79 kadar asker ( rütbeli ve Mehmetçik ), 7 polis memuru, 9 korucu ve 15 de sivil vatandaşımız olmak üzere toplam 110 şehidimiz var. Bunun yanı sıra 204 kadarıyla da ağır veya hafif yaralı masum insanlarımız bulunmakta.  Malum son zamanda da Afyonkarahisar ilimizde meydana gelen elim kaza da 25 asker ( rütbeli ve Mehmetçik ) ve 8 yaralı askeri personelimiz var. Ayrıca İstanbul da ki polis merkezine yapılan canlı bomba saldırısı, 1 polis memuru daha şehit ve 4 yaralı daha, sırada hangi saldırılar var acaba tereddüt içinde saldırı sendromu belirtisine yakalandık,
       Hani alıştığımız açıklamalar yapılıyordu. ‘’ terör örgütü köşeye sıkıştırıldı, kıstırıldı, bastırıldı, PKK lıların yakalanması için operasyonlar sürüyor, asker peşlerini bırakmadı, gücünü kaybetti ve sonu geldi’’, dendi. Yetmedi bu sefer televizyonda bütün tartışma programlarında sabahlara kadar devam etti, Yorumların hepsi de birbirine pek yakın konuşmalar. ‘’halk desteği kalmadı, bölgede etkisini yitirdi, yurdun her tarafında yapılan KCK operasyonları ve Aylarca KCK operasyonları sonunda PKK anın bitmesi bekleniyordu.  Ama gel gör ki kendilerini strateji uzmanı gibi görenlerin konuşmaları gibi olmadı. Bir şeyler ters gidiyordu. Düzeltmek için nereden başlanmalı derken, devam eden art arda saldırılar kafaları karıştırdı. Bu işi uzattıkça uzattık. Artık bir şeyler yapılması gerekmiyor mu? Neden bu kadar çok abartıyoruz. Çözemeyecek kadar beceriksiz değiliz ki, bu millet tarihte hangi sorunları çözmedi ki, neleri halletmedi ki, bu çok mu zor, istesek yapılamaz mı? İnanıyorum ki yapılabilir, yeter ki Bütün siyasetçiler elini taşın altına koymalı, vicdanlarının sesini dinleyip bu acıyı kökten halletmeleri gerekir. Çünkü abartmaya hiç gerek yok her şey apaçık ortada sadece kendimize güvenelim yeter, konunun üstüne gidilerek ne yapılması gerekiyorsa devlet yapabilecek kudrettedir. Bu devlet dünkü devlet değil, üstelik ısmarlanmış bir devlet hiç değil, bölgesinde söz sahibi ve geçmişi çok eskilere dayanan köklü bir devletiz.
       Neden bu kadar ağır bir bilanço tablosu ortaya çıktı. Bunun Sebebi ne olabilir. Zira terör örgütü ilk kez 1999 ‘da Öcalan’ ın yakalanmasından beri bu kadar geniş kapsamlı gövde gösterisi yapmamıştı, ne yapılması lazım peki…
      Korku ve paniğe, vatanın bölündüğü ve mücadele de başarısız olduk gibi görüşlere inanmaya gerek yok, Bu zor süreç te yeni stratejiler en önemlisi yeni söylemler olsun ve yapılan açıklama adetlerini bırakalım, güvenlik güçlerimizin her birinin cesurca mücadelesine gıpta ediyorum, ne güvenlik güçlerimizin, ne de milletimizin moralini ve huzurunu bozamazlar,
       Mücadelen asla taviz vermeyeceğimizi biliyorlar, kararlılığımızda belli, çünkü dün dalımızı kestiler bugün ağacımızı kesiyorlar, amaçları barıştan yana olmadıklarını gösteriyor, bu millet bu acılara fazla dayanamaz, artık sabır taşımızı bile çatlattılar, şehit haberleri dahi sıradanlaşmaya başladı, yeni bir dönem diyerek ve yeni kavramlarla her gün dilimize giren yeni kelimelerle milli ve manevi değerlerimizi yıpratıyorlar, kandırılmaktan bile bıktık, ne yapılması gerekiyorsa acil yapılması lazım, öncelikle medyanın daha hassasiyet göstermesi gerekir, her gün sabah kalkarken saldırı haberleri ile uyanmak istemiyoruz. her şeyden önce  Bizim milli değerlerimiz söz konusu…