Tiroid kanserlerinin en yaygın türü olan papiller tiroid karsinomu (PTK) ve en sık görülen benign neoplazisi foliküler adenom (FA) üzerine yürütülen güncel bir uzmanlık tezi, tıp dünyasında merak uyandıran sonuçları ortaya koydu. Genellikle rahim ağzı ve orofaringeal kanserlerle ilişkilendirilen İnsan Papilloma Virüsü'nün (HPV) tiroid dokusundaki izleri bilimsel bir titizlikle masaya yatırıldı. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde gerçekleştirilen bu yeni araştırma, kanser patogenezine yepyeni bir bakış açısı kazandırıyor.

Tiroid Dokularında Beklenmeyen p16 Artışının Sırrı Çözülüyor mu?

Araştırma kapsamında, 2010 ile 2024 yılları arasında opere edilen 53 hastaya ait arşiv doku parafin blokları detaylı bir incelemeden geçirildi. Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri, sağlıklı (tümör dışı normal) tiroid dokularının hiçbirinde p16 immünohistokimyasal boyanmasının saptanmamış olmasıdır. Buna karşın, hem foliküler adenom hem de papiller tiroid karsinomu dokularında p16 ekspresyonunun normal dokulara kıyasla anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlendi.

Yapay Zeka İle Para Kazanmanın 5 Pratik Yolu
Yapay Zeka İle Para Kazanmanın 5 Pratik Yolu
İçeriği Görüntüle
  • Sağlıklı doku: Hiçbir p16 boyanması izlenmedi.
  • Foliküler adenom (FA): Belirgin düzeyde artış gösterdi.
  • Papiller tiroid karsinomu (PTK): Benign lezyonlara kıyasla bile çok daha yüksek p16 ekspresyonu ortaya koydu.

HPV Tiroid Kanserini Tetikleyen Bir Kofaktör mü?

Yüksek riskli HPV enfeksiyonlarının onkojenik etkisi, E6 ve E7 onkoproteinlerinin tümör baskılayıcı proteinleri inaktive etmesiyle bilinmektedir. Bu süreç sonucunda hücre döngüsünün önemli bir düzenleyicisi olan p16 proteininde aşırı ekspresyon meydana gelmektedir. Tez çalışmasında elde edilen veriler, p16 artışının tiroid tümörlerinin gelişim süreçleriyle doğrudan ilişkili olabileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, p16 yüksekliğinin tek başına prognostik bir belirteç olarak kullanılmasını destekleyecek düzeyde klinikopatolojik parametrelerle (tümör boyutu, evre, kapsül ya da lenfovasküler invazyon) doğrudan bir korelasyon göstermediğini de vurguluyor.

Geleceğin Kanser Araştırmaları İçin Yepyeni Bir Ufuk

Bu kapsamlı araştırma, HPV'nin tiroid karsinogenezinde doğrudan ana etken olmasa bile, kronik inflamasyon ve hücresel mekanizmalar üzerinden sürece katkı sağlayan bir kofaktör olabileceğini düşündürüyor. Bilim dünyası için taze bir soluk olan bu bulgular, gelecekte HPV taramaları ve aşılamanın tiroid sağlığı üzerindeki olası koruyucu etkilerinin daha derinlemesine incelenmesine kapı aralıyor.

Kaynak; Ateş, Gülperi. Tiroid Foliküler Adenom ve Tiroid Papiller Karsinomlarında Human Papilloma Virüs Tip 16'nın Rolü. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı, Uzmanlık Tezi, 2026. Tez No: 1028990

Muhabir: Merve Kiraz