.

Kimi fabrika çalışanı, kimi doktor,kimi müzisyen,kimi gazeteci,kimi katil. İnsanoğlu verilen 24 saatte kendine verilen özelliklerle o günün sınavını vermeye bakar. Kader dairesine göre sorular çıkar.  O soruları cevaplamaya bakar. Allahtan gelen nimetler de  yemekler, eşler,çocuklar,öğretmenler ,anneler,babalar, arkadaşlar,mal ve mülkte süslendirir o 24 saati. Kendi sınavının puanını kendi verir. Akşam muhasebe ettiğinde kendini. Kiralık katil bu işi yapmak yerine mendil satsa belki muhasebesi, hesabı daha kolay olur. Yani insan kendi tercihleriyle sınavının cevabını verir. Anneannemin dediği gibi yer aynı yer, gök aynı gök. Sınavı için verilen son makale niteliğindeki Kuran ‘ı açar insan. Yardım alır. Parası çoksa zekat, sadaka vermeyi öğrenir. Allahın birliğiyle bir olmayı, kardeşliği, yardım almanın önemini öğrenir. Duayı, istek istemenin önemini öğrenir.

Örneğin Adem babamız cennetten düştüğünde et –tevvab ismini öğrenip tövbe etmeyi öğrenmiştir. Havva anamızla tekrar Arafat ‘ta buluşmak için Allah ‘tan yardım istemeyi öğrenmiştir. Yani devamlı bir öğretmen gibi bir ebeveyn gibi canlı yardım alabileceğimiz bir ilahın olduğunu öğrenir bu 24 saatte insan. Sonra bu saatler birleşir ömür sermayesini oluşturur. Mutlu hissetmediği dönemlerde eski 24 saatlerindeki güzel günleri hatırlar ve o günler ellerinden tutar sınavı devam ettirir. Aç kaldığında güzel sofralarda yemek yediği günler aklına gelir yoluna devam eder. Arkadaşsız kaldığında ağaçlar, kediler,köpekler ,kuşlar,dağlar, taşlar arkadaş olur. Anne, babası öldüğünde onların ruhlarının yaşadığını bilip onlar yaşarken beraber yaptıkları olaylar aklına gelir. Sınavın sonunda onlarla kavuşacağını bilerek sınavda koşmaya devam eder. Okumak istemiştir ancak maddi zorluklardan okuyamamıştır. O sırada bir camiye gider Kuran öğrenir, hadis öğrenir. Her gün 1 ayet ,1 hadis öğrense saray eğitimlerinden daha yüksek bir insan çıkar karşısına . 6666 ayetin yardımını görür. İşsiz kaldığında Allahın  Hz. Ali ye Cebrail insan şeklinde gösterdiği bir ticaret aklına gelir.

Bir gün Peygamberimizin biricik kızı Hz. Fatma kocası Hz. Ali’ye:

“Hasan, Hüseyin aç, evde yiyecek bir şey de yok… Gidip yiyecek bir şeyler alır mısın?” dedi.

Hz. Ali (kv) baktı, sadece altı dirhemi vardır.

Yiyecek almak için evden çıktı ve çarşının yolunu tuttu. Ancak yolda giderken kavga eden iki kişi gördü ve onlara sordu: “Niçin kavga ediyorsunuz? Şu âlemde Allah’ın büyüklüğünü ve nimetlerini düşünmek yerine niçin birbirinizle mücadele ediyorsunuz?”

Kavga edenlerden birisi, diğerinden altı dirhem alacağı olduğunu söyledi.

Hz Ali, cebindeki altı dirhemi çıkarıp alacaklıya verdi.

Fakat evine eli boş döndü.

Cennet kadınlarının efendisi Hz. Fatma annemiz, “Yâ Ali, hiçbir şey almadan mı geldin?” diye sorunca, Hz. Ali olanları anlattı ve “İşte böylelikle iki Müslüman kardeşimin arasını düzelttim.” dedi.

Hz. Fatma tebessüm etti. O da kocasının bu güzel hareketinden memnun oldu.

Fakat Hasan ve Hüseyin ağlamaya başladılar, iyice acıkmışlardı. Hz. Ali, tekrar evden çıktı. Yolda elinde besili bir deve olan bir adama rastladı. Adam Hz. Ali’ye dedi ki:

“Yâ Ali! Bu deveyi sana satmak isterim, ucuza satacağım. Almak ister misin?”

“Param yok” dedi Hz. Ali.

“Olsun” dedi adam, “Bu deveyi sana satmayı çok istiyorum. Hem de 150 dirhem gibi ucuz bir fiyata. Al sonra ödersin.”

Hz. Ali, deveyi aldı, Yolda giderken başka bir adama rastladı.

Adam:

“Yâ Ali!” dedi, “Ne güzel bir deve bu. Ben bunu 300 dirheme alayım. Ne olursun reddetme beni!”

Hz. Ali, “Ama ben bunu 150’ye aldım” dedi.

Adam umursamadı, “Olsun,” dedi, “Ben çok beğendim bu deveyi bana sat.”

Hz. Ali de deveyi o adama sattı. Böylece, bu alışverişten ciddi bir kâr elde etmişti. Hz. Ali mutlu bir şekilde çarşıya giderek yiyecekleri alıp eve döndü.

Hz. Ali daha sonra da, Allah Resulünün (asm) huzuruna vardı. Kâinatın Efendisi (asm) onu tebessümle karşıladı. “Şu deve hikâyesini anlatır mısın nasıl oldu?” dedi. O da başından geçenleri bir bir anlattı.

Kâinatın Efendisi (asm) buyudular ki: “Sana deveyi satan ve senden alanı tanıyor musun? dedi.

Hz. Ali (ra), “Hayır ey Allah’ın Resulü!” diye cevap verdi.

Peygamber Efendimiz (sav):

“Sen ki ey Ali! İki kişinin arasını düzelttin. Allah (cc) Cebrail ile sana o deveyi sattı. Mikâil ile de satın aldı. Her kim ki ara bulur, ayrılık gayrlılıkları düzeltir, insanları ikilikten kurtarırsa o bendendir ey Ali!”

…Rabbimiz bizleri de insanların arasını düzelten ve arayı bulan salih kimselerden eylesin. Âmin

Yani görüldüğü üzere Allah devamlı canlı olarak yardımcı olduğundan zor zamanlarımızda bile bize Cebrail as, Mikail as gibi melekleri insan suretinde göstererek yardım etmektedir. Savaşlarda da Allah ‘tan yardım istediğimizde Bedir muharebesinde olduğu gibi 5000 formalı melekle Allah bize yardım eder. Ve o savaşta az kişide olsak galip gelmemizi sağlar. Sonuç 24 saat sonucunda bizdeki muhasebe ahirette de nereye doğru gideceğimizi bize gösterir.

Unutmayalım ki insanoğlu Allah ‘tan kaçmaya çalışsa da o 24 saat takiptedir. Meleklerle her insanın muhasebesini yapar. Sonuç nimetler veya gazaplar buna göre gelir. Fatiha suresinde son ayetlerde denildiği gibi. Bizi doru yola,Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet,gazaba uğrayanlarınkine (müşrik israiloğulları’na ) ve sapıklarınkine(bozulmuş Hristiyanlarınkine değil)  değil diye beyan edilmiştir.

Allah 24 satti nimetlerle dolu yaşaybilenlerden eylesin.