Milyonlarca kadını yakından ilgilendiren nüfus kayıt sistemindeki tartışmalı kural hakkında Anayasa Mahkemesinden (AYM) karar geldi. 10 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan karara göre, evlenen kadının kaydının kocasının hanesine taşınması uygulaması Anayasa'ya uygun bulunarak iptal talebi reddedildi.
İptal Talebinin Gerekçesi
İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi, evlilik nedeniyle kadının nüfus kaydının kocasının hanesine taşınmasına yönelik bir işlemin iptali talebiyle açılan davada itiraz yoluna başvurdu. Mahkemenin başvurusunda, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 23. maddesinin (2) numaralı fıkrasının iptali talep edildi. İptali istenen bu fıkrada tam olarak, "Evlenen kadının kaydı kocasının hanesine taşınır. Kocası ölen kadın yeniden evlenmedikçe ölen kocasının aile kütüğünde kalır. Ancak dilerse babasının kütüğüne dönebilir" ifadeleri yer alıyor. Başvuru gerekçesinde, yasadaki bu zorunluluk sebebiyle kadının kendi adına bir nüfus kütüğüne sahip olamadığı, kaydının evlenirken koca hanesine, boşandığında ise baba hanesine taşındığı hatırlatıldı. İtirazı yapan yerel mahkeme, bu hukuki durumun kadın aleyhine cinsiyet temelli ayrımcılık yarattığını ve kanun önünde eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığını ileri sürdü.
AYM Çoğunluğunun Kararı: Doğrudan Etkisi Yok
Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihinde verdiği kararla iptal talebini reddetti. Mahkemenin çoğunlukla aldığı kararda, nüfus kütüğünün idare bünyesinde tutulan teknik bir kayıt sistemi olduğu ve kişinin dış dünyadaki hukuki veya toplumsal kimliğini doğrudan şekillendiren bir yönü olmadığı vurgulandı. Nüfus kayıtlarının gizli tutulduğuna ve kimlik belgelerinde aile kütüğü bilgilerine yer verilmediğine dikkat çekilerek, kuralın kadının dış dünyadaki statüsüne, özel hayatına veya somut bireysel menfaatine doğrudan bir etkisinin bulunmadığı ifade edildi. Kuralın kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu ve Anayasa'nın eşitlik ile aileyi koruma ilkelerini ihlal etmediği sonucuna varıldı.
Karşı Oy Kullanan Üyelerden Çarpıcı İfadeler
Yüksek Mahkemenin kararı oybirliğiyle değil, oyçokluğuyla alındı. Karara muhalif kalan üyeler Engin Yıldırım, Rıdvan Güleç, Yusuf Şevki Hakyemez, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar, itirazın reddine katılmayarak karşı oy yazısı kaleme aldı. Ayrımcılık uyarısı yapan muhalif üyeler, yazdıkları bildiride şu sert ifadelere yer verdi: "Evlenen kadının kaydının baba hanesinden çıkarılarak kocasının hanesine taşınması, kadının aile içindeki hukuki konumunu bağımsız birey olmaktan ziyade önce baba, sonra koca hanesi üzerinden tanımlayan tarihsel ve ataerkil bir anlayışın devamı niteliğindedir.".
"Eşitlik İlkesiyle Çelişiyor"
Karşı oy metninde ayrıca, kuralın "erkek eşin kaydını evlilikten etkilenmeyen ana kayıt olarak korurken, kadın eşin kaydını evlilik sebebiyle koca hanesine taşıdığı" belirtildi. Devletin, kadın ve erkeği farklı hukuki mantıkla konumlandırmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu kaydedildi. Üyelerden Yusuf Şevki Hakyemez de kuralın Anayasa'nın 10. ve 41. maddelerinde güvence altına alınan kanun önünde eşitlik ile ailede eşler arası eşitlik ilkeleriyle bariz biçimde çeliştiğini ifade etti. Fakat bu itirazlara rağmen kural, çoğunluğun oyu ile yürürlükte kaldı.





