Diyabetik ayak… Tıp literatüründe çoğu zaman bir komplikasyon olarak tanımlansa da, bu tanım gerçeğin yalnızca küçük bir bölümünü yansıtıyor. Çünkü diyabetik ayak, hastalar için yalnızca bir yara değil; hareket kabiliyetini, bağımsızlığı, sosyal yaşamı ve psikolojik dayanıklılığı doğrudan etkileyen çok katmanlı bir yaşam deneyimi.
2025 yılında tamamlanan nitel bir doktora tezi, diyabetik ayak tanısı olan bireylerin öz bakım deneyimlerini mercek altına alarak, sayılarla ölçülemeyen ama hastaların hayatını derinden etkileyen bu süreci bilimsel verilerle görünür kılıyor.
Bilimin Merceği Hastanın Deneyimine Çevrildi
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Yara Bakım Kliniği’ne başvuran 16 diyabetik ayak hastasıyla yapılan derinlemesine görüşmelere dayanan araştırma, fenomenolojik nitel yöntem kullanılarak yürütüldü. Çalışma, “Hastalar ne yapmalı?” sorusundan çok, “Hastalar bu süreci nasıl yaşıyor?” sorusuna yanıt arıyor.
Katılımcıların yaş ortalaması 67,6. Çoğu uzun yıllardır diyabetle yaşayan ve birden fazla komplikasyonla mücadele eden bireyler. Görüşmelerden elde edilen veriler, diyabetik ayağın yalnızca fizyolojik değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal bir yük olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Tanı Anı: Korku, Belirsizlik ve Kayıp Hissi
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, tanı anında yaşanan duygusal kırılma. Diyabetik ayak tanısı, birçok hasta için amputasyon korkusu, bağımlılık endişesi ve geleceğe dair belirsizlikle özdeşleşiyor.
Hastalar bu süreci yalnızca bir sağlık sorunu olarak değil, günlük yaşamlarını kökten değiştiren bir dönüm noktası olarak tanımlıyor. Öz bakım davranışları da bu duygusal zeminde şekilleniyor.
Öz Bakım: Bilinenler, Yapılanlar ve Yapılamayanlar
Çalışmaya katılan bireyler;
-
Ayak hijyenine dikkat etme,
-
Tırnak bakımını özenle yapma,
-
Uygun ayakkabı seçme,
-
Ayaklarını travmadan koruma,
-
Kan şekeri ölçümünü sürdürme
gibi öz bakım uygulamalarını benimsediklerini ifade ediyor.
Ancak araştırma, bu davranışların her zaman sürdürülebilir olmadığını da gösteriyor. Hareket kısıtlılığı, görme problemleri, insülin tedavisindeki aksaklıklar ve yalnız yaşama gibi faktörler, öz bakımın önündeki en büyük engeller arasında yer alıyor.
Aile ve Sosyal Destek: Görünmez Ama Belirleyici Bir Güç
Tezin dikkat çekici sonuçlarından biri de sosyal desteğin rolü. Aile desteği olan bireylerde öz bakım davranışlarının daha düzenli ve motive edici olduğu görülüyor. Buna karşılık, yalnız yaşayan ya da yeterli destek alamayan hastalarda öz bakım süreci ciddi biçimde sekteye uğruyor.
Bu bulgu, diyabetik ayak bakımının yalnızca bireysel değil, sosyal bir süreç olduğunu bilimsel olarak ortaya koyuyor.
Hemşireliğin Kritik Rolü: Bireyselleştirilmiş Bakım Neden Şart?
Araştırma, hemşirelerin diyabetik ayaklı bireylerin öz bakım süreçlerinde kilit bir role sahip olduğunu vurguluyor. Standart eğitimlerin ötesine geçen, bireyin yaşına, hareket kapasitesine, sosyal çevresine ve psikolojik durumuna göre şekillenen bireyselleştirilmiş hemşirelik bakımı, öz bakımın sürdürülebilirliğinde belirleyici oluyor.
Çalışma, multidisipliner yaklaşımın ve güçlü sosyal destek sistemlerinin, diyabetik ayakla mücadelede vazgeçilmez olduğunu bilimsel olarak ortaya koyuyor.
Bilim Ne Söylüyor?
Bu nitel araştırma, diyabetik ayak alanında sıkça kullanılan nicel ölçümlerin ötesine geçerek, hastaların yaşantılarını, algılarını ve duygularını bilimsel zemine taşıyor. Diyabetik ayakla ilgili bakım politikaları ve klinik uygulamalar için, insan deneyimini merkeze alan yeni bir bakış açısı sunuyor.
Kaynak
Bağcı, Y. (2025). Diyabetik Ayağı Olan Hastaların Öz Bakım Deneyimleri: Nitel Bir Araştırma. Doktora Tezi, Hemşirelik Esasları Ana Bilim Dalı, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi.





