Erzincan’ın yüksek dağlarında ve köylerinde sonbahar mevsiminde toplanan yaban meyveleri ile dağ otları, sadece mutfakları tatlandırmakla kalmıyor; bölgenin asırlık yerel dil kültürünü ve etnobotanik mirasını da günümüze taşıyor. Kış bastırmadan önce doğadan derlenen bitkiler, taşıdıkları şifanın yanı sıra kuşaktan kuşağa aktarılan isimleriyle Erzincan dağlarının canlı sözlüğünü oluşturuyor.

Dağların Meyvelerinden Unutulan Yerel Sözvarlığına

Sonbahar soğuklarıyla birlikte olgunlaşan yaban meyveleri, bölge insanının hafızasındaki özgün adlarıyla toplanıyor. Çalılar arasından zahmetle derlenen guşburnu (kuşburnu), ezilip süzüldükten sonra uzun süre kaynatılarak yöre ağzında "gorava" adı verilen koyu kıvamlı marmelata dönüştürülüyor. Dağ yürüyüşlerinde toplanan fazla tüketildiğinde ishal yapmasıyla bilinen küçük, kırmızı ve hafif tatlı "tırik alucu" şifa niyetine avuçlara toplanıyor. İri ve etli yapısıyla dikkat çeken "elma alucu" (alıç) ise hem meyve olarak tüketiliyor hem de kışlık sirke yapımında kullanılıyor. Böbrek dostu olarak bilinen "grabolu" (gilaburu) ise kış boyunca tazeliğini koruması için geleneksel yöntemle su dolu küplere basılarak kilerlere kaldırılıyor.

Üniversite öğrencilerine Erzincan lezzetleriyle sıcak karşılama
Üniversite öğrencilerine Erzincan lezzetleriyle sıcak karşılama
İçeriği Görüntüle

Şifalı Otlar ve Asırlık İsimleri

Bölgede ilk kırağı düşmeden önce tarlalardan ve su kenarlarından toplanan son taze yeşillikler de kendilerine has isimleriyle mutfaktaki yerini alıyor. Çorbalara ve yemeklere lezzet veren dağ nanesi "annuh", dere kenarlarında yetişen keskin kokulu "yarpuz" ve doğanın en eski yara bandı sayılan sinir otu yani "bağa yaprağı" kurutularak saklanıyor. Sofraların baş tacı olan mercan "kartolu" (patatesi) yemeklerinin yanında ısırgan, madımak ve ebegümeci gibi taze otlar ise ya kurutularak ya da donduruculara kaldırılarak kış aylarına hazırlanıyor. Bu toplayıcılık geleneği, Doğu Anadolu’nun unutulmaya yüz tutan mutfak dilini ve doğa kültürünü yaşatmaya devam ediyor.

Asırlardır Erzincan dağlarında yetişen bu şifalı bitkiler ve yaban meyveleri, sadece kışlık beslenme ihtiyacını karşılamakla kalmıyor; bölgenin hafızasını, dilini ve canlı kültürünü de geleceğe taşıyor. Unutulmaya yüz tutan bu zengin mirası koruyabilmek ise geçmişten gelen bu sözvarlığına sahip çıkmaktan geçiyor. Peki, sizin adını bildiğiniz, büyüklerinizden duyduğunuz ya da hâtıralarınızda yer eden Erzincan kültürüne ait başka hangi şifalı bitkiler veya yaban meyveleri var?

Muhabir: Sümeyra İÇER