Mesane kanseri tedavisinde hastaların en büyük kabusu olan ağır yan etkilere karşı tıp dünyasından sevindirici bir haber geldi: Transüretral rezeksiyon (TUR-T) sonrası uygulanan yüksek doz İnterferon α-2b tedavisinin, geleneksel BCG tedavisi kadar etkili olduğu ve yan etki oranını neredeyse sıfıra indirdiği kanıtlandı.
Tıp dünyası, milyonlarca insanı etkileyen mesane kanserine karşı yıllardır sürdürülen amansız mücadelede çığır açacak bir eşikte duruyor. Genitoüriner sistem kanserleri arasında prostat kanserinden sonra en yüksek yaygınlık oranına sahip olan mesane tümörleri, ilk tanı anında genellikle %50 ila %70 oranında yüzeyel seyretmektedir. İlk bakışta hastalar için bir şans olarak görülen bu durum, yüzeyel tümörlerin %40 ila %85 gibi yüksek bir oranla kısa süre içinde tekrarlama (nüks) eğilimi göstermesiyle tehlikeli bir boyuta evrilmektedir.
Cerrahi operasyonların ardından nüksleri önlemek amacıyla kullanılan geleneksel immünoterapi yöntemleri ise hastaların yaşam kalitesini zedeleyen ağır yan etkileri beraberinde getiriyordu. Bilim insanları tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, yüksek doz uygulanan özel bir protein ajanın, klasik tedavilerin yarattığı kabusları bitirirken kansere karşı demirden bir kalkan oluşturduğunu kanıtladı.
Yüzeyel Mesane Kanserinde Nüks Kabusu Nasıl Önlenir?
Mesane duvarını aşmamış yüzeyel tümörlerde temel hedef, organın bütünlüğünü korumak ve kanserin tekrarlamasını engellemektir. Bu amaçla tümörün lokal olarak temizlendiği cerrahi operasyonların (transüretral rezeksiyon - TUR) ardından, mesane içine (intravezikal olarak) çeşitli ilaç ve immünoterapi ajanları uygulanmaktadır.
Uzun yıllardır altın standart olarak kabul edilen ve tüberküloz aşısından türetilen BCG tedavisi, nüksleri önlemede başarılı sonuçlar verse de; idrar yaparken yanma, şiddetli kanamalı sistit, yüksek ateş ve hatta sepsis gibi ağır yan etkileri nedeniyle hem hekimleri hem de hastaları oldukça zor durumda bırakmaktaydı. Bu durum, tıp dünyasını etkinliği yüksek ancak hastaya azap vermeyen alternatif arayışlarına yöneltti.
Yüksek Doz İnterferon Devrimi: Yan Etkisiz Güçlü Koruma
Geçmişte yapılan ve düşük dozlarda kalınan interferon çalışmalarında arzu edilen ortak başarı yakalanamamıştı; çünkü kullanılan dozlar kanser hücresini durdurmak için yetersiz kalıyordu. Ancak yapılan son bilimsel araştırmalar, ilacın dozu artırıldığında toksisite oranının değişmediğini, aksine etkinliğin katbekat arttığını ortaya koydu.
Gerçekleştirilen güncel klinik çalışmalarda, cerrahi operasyon geçiren hastalara yüksek doz (80 milyon ünite) rekombinant interferon alfa-2b uygulanarak sonuçlar mercek altına alındı. Elde edilen veriler, bilim camiasında büyük bir heyecan yarattı:
-
Yüksek doz interferon uygulanan hastalarda nüks oranı %13,2 gibi oldukça düşük bir seviyede kalırken, bu oran standart BCG tedavisi uygulanan kontrol grubuyla neredeyse birebir aynı başarıyı gösterdi.
-
Klasik tedavilerde hastaların %93'ünde görülen şiddetli idrar yolu irritasyonları ve ağrılar, yüksek doz interferon grubunda neredeyse hiç görülmedi.
-
Hastaların yalnızca çok küçük bir kısmında görülen hafif ve geçici grip benzeri belirtiler, hiçbir tıbbi müdahaleye gerek kalmadan kendiliğinden kayboldu.
Kanser Tedavisinde Yeni Bir Ufuk Açılıyor
Bilimsel araştırmanın sonuçları, onkoloji ve üroloji alanında yepyeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Bugüne kadar ağır yan etkileri göze alarak tedavi olmak zorunda kalan hastalar için yüksek doz interferon-alfa 2b, BCG'ye kıyasla kusursuz bir alternatif sunuyor. Özellikle bağışıklık sistemi hassas olan ve klasik tedavilerin yan etkilerini kaldıramayacak durumdaki hastalar için bu yöntem, tıp dünyasının elindeki en güçlü ve konforlu kozlardan biri haline gelmiş durumda.
Kaynak:
-
Uzmanlık Tezi: Yüzeyel Mesane Kanseri Profilaksisinde Yüksek Doz İnterferon α-2B, Dr. Cüneyd Sevinç, T.C. Sosyal Sigortalar Kurumu Okmeydanı Eğitim Hastanesi II. Üroloji Kliniği, İstanbul, 2002. Tez No: 491663




