2008 yılında, arkeologlar Libya’nın güneybatısında, günümüzde ıssız ve kurak bir çöl olan Takarkori kaya sığınağında tarihin tozlarını ararken inanılması güç bir keşfe imza attı. 15 insan iskeletinden oluşan kalıntılar arasında yer alan, doğal yollarla mumyalanmış iki kadın iskeleti, olağanüstü korunmuş durumdaydı. Ancak asıl sır, bu bedenlerin derinliklerindeki DNA'da gizliydi.
Takarkori, günümüzdeki görüntüsünden oldukça farklı bir geçmişe sahip. 7.000 yıl önce bu bölge, bilim insanlarının “Yeşil Sahra” adını verdiği, göllerle çevrili, yeşil ve verimli bir ekosistemin parçasıydı. Arkeologlar, bu insanların göçlerle buraya ulaştığını varsayıyordu. Ancak 2023 yılında Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma, bu varsayımları altüst etti.
İtalya’daki Sapienza Üniversitesi ve Milano Üniversitesi’nden bir ekip tarafından yapılan genetik analizler, bu eski insanların DNA’sının hiçbir modern insan grubuna benzemediğini ortaya koydu. Ne Sahra altı Afrikalılarla, ne Kuzey Afrikalılarla, ne de Yakın Doğulu halklarla bir genetik bağ vardı. Kadınların kulak kemiğinden alınan örnekler, yaklaşık 50.000 yıl önce diğer insan gruplarından ayrılan, tamamen izole kalmış bir soyu işaret ediyordu.
Bu şaşırtıcı bulgu, Yeşil Sahra’nın tarihine dair temel varsayımları sorgulattı. Araştırmacılara göre, bu bölgedeki insanlar dış dünyayla büyük göç hareketleri yerine sınırlı kültürel temaslarla etkileşime geçti. Yeni teknolojiler –örneğin hayvancılık veya tarım teknikleri– geniş çaplı nüfus hareketleriyle değil, muhtemelen küçük topluluklar arası bilgi alışverişiyle bölgeye yayıldı.
Uzmanlar bu keşfin, yalnızca Sahra'nın değil, tüm Afrika kıtasının tarihine bakışımızı değiştirebileceğini söylüyor. İtalya’daki araştırma ekibinden Prof. Maria Giovanna Belcastro, “Bu insanlar, tarihin neredeyse kaybolmuş bir dalı gibi. Onların soyunu bugünkü insanlarla bağdaştıramıyoruz; bu, insan evrimi üzerine düşünmemiz gereken çok daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor” diyor.
Şimdi bilim insanları, benzer genetik izlere başka bölgelerde de rastlanıp rastlanamayacağını araştırıyor. Eğer bu izole soy gerçekten sadece Takarkori’ye özgüyse, insanlık tarihinin bilinmeyen bir kolu bu çölün altında sonsuza dek kaybolmuş olabilir.





