Zaten 70 yıldır yaşadıklarımızın özeti bu. Tabi ki bir zamanlar dünyaya hâkim olanların torunları olan ve şu anda geçim sıkıntısı içerisinde ekmek kazanma derdinde olan Türk milleti yukarlarda neler olup bittiğinin detaylarını hiç bilemedi. Ziyaretlerin sonuçları önümüzdeki yıllardan sonra çok acı bir biçimde öğreneceğiz. Şu anda 6 aydan fazladır sürekli şehit cenazeleri ile zor bir dönem içerisinde bu millete futbol maçları ile her geçen gün yeni yeni TV dizileri, magazin haberleri ve eğlence programlarından ne zaman izlemeye başlamadığımız gün kendimize geldiğimiz ve adam olduğumuz zaman bu öğreneceğimiz acıların ne kadar da çok önemli olduğunu o zaman anlayacağız. İşte asıl dizi ileride öğreneceğimiz acıların 30 dakikalık özetine bir bakın.
Yıl 1912 ABD Başkanı Wilson’u tanıdınız mı? Şu an samanyolunda yani gebermiş Bu zat en ünlü ve en meşhur bu ülkenin tarih kitaplarında bile nerdeyse ilköğretim dördüncü sınıftan itibaren sıkça duyduğumuz o meşhur Wilson ilkeleri aslında bu bildiğimiz Wilson ilkeleri Türkiye’yi paramparça eden ünlü Wilson ilkelerinin isim babası bu ABD Başkanı Wilson insafsızı Türkiye Cumhuriyeti ( misak-ı milli ) sınırları içerisine bir Kürdistan ve bir Ermenistan haritaları çizen Stratejik kankamız şeytan ülke Amerika başkanı iki bacaklı Wilson mandası bunun yanında şeytan totemi için daha kimler var kimler. Bakalım iki bacaklı Wilson mandası neler demiş bir inceleyelim. ‘’ AMERİKAN KAPİTALİZMİN TEMEL HEDEFİ, ZAYIF ÜLKELERİN HAMMADDELERİNİ VE ULUSAL PAZARLARINI AÇIK BİRER KAPI OLARAK TUTMAKTIR. BUNUN İÇİN DİPLOMASİ VE GEREKİRSE ZOR KULLANILMALIDIR’’ alsana stratejik dostluk bu mu? Dost dediğine bir bak bir de aynaya bak Türkiye. Halen daha neyi bekliyoruz. Ne dostluğu Amerika’nın Ortadoğu’da sınırı olan bir devlet mi ki dostluk olsun. Sınırı bile olsa böyle bir dostluk yapmak koyunu kurda emanet etmektir.
Diplomasiyi de zoru da kullandılar. Ezilen halkların dostu olarak ünlenen ABD Başkanı embesil Wilson hammaddelere el koymak için sayısızca binlerce harita çizdi. O kadar çok fazla harita çizdi ki artık başkanı olduğu ülke olan ABD’lerinin haritadaki yerini bulamayacak kadar bilgisiz insandı. En korkutucusu olanı orijinal Wilson dünya haritası adeta tam bir tüyler ürpertici ve çok çarpıcı bilgilerle dolu haritada Türkiye’nin önce doğu bölgelerindeki şehirler tamamıyla yeniden şekillendirilmiş ve şu anda ki Türkiye coğrafi haritasından çok daha farklı çünkü kalleş Wilson haritasında bir Ermenistan ve bir Kürdistan haritası çiziliydi.
Tarih 8 Ocak 1918 yani Osmanlı Devleti’nin var olduğu yıllardır. O zaman Osmanlı devleti döneminde Amerika’nın adı sanı yoktu. O dönem kolonyal bir sayısı az olan eyaletleri olan ABD, Osmanlı zamanında skandal haritayı o dönem sadece gazete ve dergilere Osmanlıdan korktuğu için basamıyor. Çünkü Osmanlı son günlerinde bile Fransa’da yeni çıkan dans için Fransa’ya nota verdiği gibi Amerika’da nota alacağını çok iyi bildiği için o yıllar akıllı ve uslu durmuş, şimdi ise Türkiye’den acısını çıkartırmış gibi hem milli hem de manevi değerlerimize zarar verip tahrik ediyor.
Ah be ne günlere geldik ah Osmanlı ah şimdi değerini daha çok anlamaya çalışıyoruz fakat iş işten çoktan geçti. 90 yıl sonra gizli karanlık planları için yol kat etmişlerdi. Irak işgal edilmiş petrolün en fazla olduğu kuzey bölgesi çekiç gücün kontrolüne verilmiş. Parlamentosu ile bayrağı ile bir Kürt devleti somut olarak fiilen oluşturulmuştu. Irak işgalinin olduğu dönemde ABD Başkanı George Bush’un ağzından pislik dökülür gibi kullandığı cümlelere basın ve medya aracılında gözümüzün içine bakarak Irak’ta önceden planlanmış gibi sonradan ortaya çıkan konuşmasını bile doğru düzgün bilmeyen çapulcu Barzani ile birlikte övercesine söylediği lafa bak ‘’ o bir cesaret timsalidir! O bir diktatöre karşı durdu’’ sonrasında el ele tokalaşmalar ve öpüşmeler.
Acaba hangi diktatöre karşı durmuş. Zaten Saddam Hüseyin Amerikan kuklası devlet adamı değil miydi? 35 yıldır Irak’ı ABD’nin destekleri ile Demir yumrukla yönetmedi mi? En azından Bir defa Irak’ta Saddam Hüseyin zamanında Irak’taki 5 milyondan fazla Müslüman kadınların ırzına ve namusuna dokunulmadı. Ülkede huzur ve barış vardı. O dönem ülkede ekonomik sıkıntı bile yoktu hatta 1999’da Türkiye’deki Marmara depreminde bile Saddam Hüseyin İstanbul’da binlerce afet konutları yaptırdı. Irak bu kadar fakir devlet olsaydı ve Saddam Hüseyin diktatör olmasaydı neden bu işgale uğrayacak değeri olurdu. Üstelik ABD’nin kendi adamı olan Saddam Hüseyin zamanında cesaret edemeyerek ortaya çıkamayan Barzani Amerika’da yaşamıyor muydu zaten Bush ile Barzani arasındaki samimiyete o dönem bakılırsa sanki aynı mahallenin eski çocukluk arkadaşı gibiler. Tiyatro aynı tiyatro sadece isimler değişik o kadar fazla farklı bir şey yok. Bu karanlık oyunun bir parçasıdır.
Bence çok manidar hatta işgal edilmiş ırak cumhurbaşkanlığına da Kürt kökenli Talabani getirildi. Bu da yetmez birde Irak’ta ulusal geçiş konseyi üyeleri tamamen bir oyunun parçası olarak önceden belirlenmiş isimler sözde seçim yapılarak seçildi. Wilson’un söylediği gibi Amerika dünyadaki tüm hammadde ve ulusal pazarlara talipti. Ve bunun için her şey yapılabilirdi. Ortadoğu’nun göz kamaştıran ve iştah kabartan zenginliği daha birinci paylaşım savaşında emperyalist devletlerin gündemindeydi. Aynı birinci dünya savaşı gibi emperyalist devletlerin paylaşım savaşıydı. Birinci dünya savaşının başlamasının en önemli asıl sebebi tamda kara altın içindi. Bu bir petrol kavgasıydı. Petrolü geleceğin yakıtı olarak kavrayan ilk ülke İngiltere’ydi. Bunun için 1897 Osmanlı devleti topraklarında ilk petrol arama ve ar-ge çalışmaları başlatılmıştı.
Nerdeyse topraklarına güneş batmayan büyük Britanya imparatorluğu diğer adı İngiltere Krallığı’nın sömürge ( müstemleke nazırlığı ) Bakanlığı’nın bir taraftan becerikli ve yetenekli ajan ve casus yetiştirerek Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetinde bulunan topraklarda yaşayan halkları kışkırtmak ve silahlandırmaya teşvik etmek için çaba göstererek bir takım vaatlerde bulunuyordu. Bunun en iyi örnek de meşhur İngiliz casusu hempher’dır.
O yıllarda savaşların içinde olan ve kimi zaman toprak kaybetmeye başlamanın olduğu ve dünya siyasetinin aklı ve merkezi olan Osmanlı devleti henüz petrolün stratejik önemini kavramış değildi. İngiltere 1899 yılında Osmanlı toprağı olan Kuveyt’e yerleşmiş petrol arıyordu. Osmanlı devleti topraklarında ilk petrol kuyusu 1900’da açıldı. Ve büyük çapta petrol çıkartıldı. Petrolün en bulunduğu yer Osmanlı devleti topraklarıydı. Ve o dönem Osmanlı hasta adamdı. Güçsüzdü ve borç batağındaydı. O halde paylaşımın buradan başlaması gerekecekti. Bu paylaşımcılar birinci dünya savaşının galip devletleri paylaşımda hem fikir oldukları halde paylarını beğenmiyor birbirleri ile sürtüşüyorlardı.
İngiltere ve Fransa savaş sürerken bir taraftan Osmanlı topraklarını aralarında paylaştırıyorlardı. Fransızlar iki yol sonra giriştikleri savaşın nedenini ve Osmanlı devletine ait olan toprakların değerlerini ve nimetlerini şöyle açıklıyorlar. Kilikya, Suriye, Filistin, Kürdistan ve Musul vilayeti sağladıkları faydalarını açıklıyor.
1) Buğday: yılda 115 milyon kental
2) Petrol: başka hiçbir yerde bulunmayan yarın onsuz ( petrolsüz ) büyük bir millet olunamayak olan petrol hayali bir sorun olan petrolsüz ne bir ordu ne de bir deniz kuvveti mümkündür.
3) Pamuk ve yün: Fransa’ya ait işletmelerin bu maddeleri büyük güçlük ve korkunç fiyatlarla İngiltere ve Amerika’dan alabiliyor.
İşte paylaşımlardan biri olan Fransa için Osmanlı devleti topraklarının uğrunda ölünür yapan sebepler bunlardı. Bu gizli antlaşmalar ve belgeler tıpkı 21 yüzyılda ki wikileaks belgeleri gibi Dünya’da şok etkisi yapmıştı.
19717’de Rusya’da ekim devrimi patlayınca ortalığa saçıldı. Ruslar gizli paylaşım antlaşmasını Türkiye’ye ve Dünya’ya açıklayacaklardı. Kâğıt üzerinde paylaşım yapılmıştı ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Fakat devletler o kadar kolay bölünüp parçalanamıyorlardı. Kesilip biçilecek bölgelerde paylaşıma hazır müttefikler yaratılmalı bölge insanı bölüşülmeye hazır olmalıydı. Peki, nasıl olacaktı. Batılı ülkelerin yani birinci dünya savaşından galip çıkan devletler ortaklaşa Ermeniler ve Kürtler ile ilgili oyun kartlarını açtılar.
Osmanlı Devleti’ne karşı en kolay oynanacak kart etnik karttı. Çeşitli etnik gruplar ayrı devletler kurma yönünde kolayca kışkırtılarak anında silahlandırılacaktı. Buna en iyi örnek de biraz önce bahsettiğim gibi Suudi Arabistan’da bir zamanlar faaliyet gösteren en ünlü İngiliz casusu lawrens’dir petrolün en yoğun olarak bulunduğu Arap ülkelerinden birinde meşhur İngiliz casusu Arapları Osmanlı Devleti’nden ayırmak için ayaklandırmış ve Osmanlıya karşı savaştırmıştı. 1920’de Anadolu işgal yıllarında en fazla sayısı tespit edilemeyecek kadar İngiliz casus ve ajanları ile tıka basa dolmuştu. Amerika Ermenistan ve Kürdistan haritaları çizerken İngiltere ve Fransa Osmanlı uyruklu ermeni ve Kürtleri devlet kurma yönünde kışkırtıp silahlandırıyordu