Yenidünya düzeni için bir araya gelmiş dış merkezli karanlık gücü öncülüğünde birleşmiş batılı galip devletler Anadolu başlayan bu direnişin er geç bastırılacağından emindiler. İçerde köstebekleri yani adamları vardı. Köstebeklerin en güzel örneği Kürt şerif paşa ile Ermeni vogus Numan paşa dış merkezli gizli karanlık güçlerin oluşturduğu galip devlerin ajanları Anadolu’da at oynatırken batılı galip devletlerle yakından ilişkili bu vatan hainleri olan iki paşa Osmanlı devleti toprakları içerisinde bir Ermenistan bir de Kürdistan devleti kurulması hayalleri ile hazırladıkları teklifini Fransız onayına sunmuşlardı. Yakışıklılığı nedeni ile Fransızların ‘’ güzel adam’’ adını taktıkları İstanbul’da ‘’ güzel adam’’ lakaplı Kürt şerif paşa Osmanlı Devleti’nin paşasıydı. Maaşını Osmanlı Devleti’nden alan bu hain Paris barış konferansı günlerinde 11 Mayıs 1920’de sadrazam Tevfik paşa Sevr Antlaşması’nın taslaklarını almak için Fransız dışişleri Bakanlığı’nın saatli salonuna girdi ve Osmanlı Devleti’nin iki hain generalleri olan ermeni kökenli vogus Numan paşa ile Kürt kökenli şerif Paşa’da Fransız dış işleri Bakanı’nın sağında ve solunda oturuyorlardı. Bir Ermenistan ve bir kürdistan için Fransızlar ile pazarlık toplantısı yapıyorlardı.
Aynı günlerde Anadolu’dan bir ses yükseliyordu. Mustafa kemal paşa Osmanlı Devleti’nin imzalayacağı hiçbir antlaşmaya uyulmayacağını haykırıyordu. Yanında kürdiyle, Çerkez’iyle lazıyla tüm tüm milleti vardı. Artık millet adına tek yetkili organ büyük millet meclisi’ dir diyorlardı. 22 Temmuz 1920 Perşembe günü saat 15.00’da yıldız sarayı merasim salonunda toplanan 39 üyeli saltanat şurası oturumu ’nu padişah vahdettin açtı ve Sevr antlaşması imzalandı. Tabi ki Sevr antlaşması kâğıt üzerinde kaldı. Eğer hayata geçseydi Trakya ve batı Anadolu Yunanistan’a. Sivas, Malatya, Adana, Urfa, Antep, Maraş ve Suriye Fransa’ya, Musul dâhil, ırak ve Suudi Arabistan İngiltere’ye verilecek. Güneybatı Anadolu, on iki adalar ve Rodos İtalya’ya verilecek. Doğu Anadolu’da bir ermeni ve Kürt devleti kurulacak. Boğazlar ve İstanbul ayrı bir bayrağı olan komisyon tarafından yönetilecekti.
Eğer Sevr antlaşması uygulanıp hayata geçseydi şu anda sadece elimizde iç Anadolu bölgesi içinde Sevr Türkiye’sinde yaşayacaktık. Ayrıca Sevr antlaşmasını gölgede bırakacak başka karanlık oyunlarla dolu antlaşmalara maruz kalacaktık. Türklere bırakılan iç Anadolu bölgesindeki Sevr Türkiye’sinin ordusunun bile asker kısıtlaması olacak ve ağır silahımız bulunmayacaktı. Sevr Türkiye’sinin maliyesi batılı devletlerin oluşturacağı bir komisyon tarafından yönetilecekti. Tahkim hakkı bile olmayacaktı ve kapitülasyonlar devam edecekti. Yani tümü ile bir mandacı devlet olacak. Toprağı, ordusu ve hazinesi batılılar tarafından kontrol edilecek bir devletin vatandaşları olarak yaşayacaktık ama bu millet batının karanlık ve sinsi oyununu bozdu.
Tüm olumsuz şartlara ve imkânsızlıklara rağmen zafere imza attı ve tüm dünyayı şok etti. Batılı galip devletlere göre bu bir mucize gibiydi. Bütün dünyayı şaşkına çeviren o muhteşem zaferle dolu kurtuluş savaşını Hollanda’daki en çok satan bir HANDELSBLATAT dergisi ( Kasım 1922 ) ne yazmış görelim. ’’ TÜRKLERİN BU BEKLENMEDİK ZAFERİ AKLA ŞU SORUYU GETİRİYOR; SON NEFESİNİ VERMEKTE OLAN ÖLÜME MAHKÛM TÜRKİYE DÖRT YIL SÜREN DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA TÜM MADDİ VE MANEVİ KAYNAKLARINI TÜKETİP KAYBETTİĞİ HALDE NASIL OLUR DA BÖYLE BÜTÜN İMKÂNSIZLIKLAR İÇİNDE TÜM DÜNYAYA ŞAŞKINA ÇEVİRİR? SONU GELMİŞ GİBİ DURAN TÜRK DEVLETİ BUGÜN ÜSTELİK YAPAYALNIZ KALDIĞI ANDA, MÜTHİŞ BİR ÖRGÜTLENME YETENEĞİ VE DOLUDİZGİN BİR COŞKU SERGİLİYOR. LONDRA’DA YAPILAN HESAPLARDA MUSTAFA KEMAL VE MİLLİYET HAREKETİN SIFIRI TÜKETTİĞİ, İKİ KERE İKİNİN DÖRT ETTİĞİ GİBİ ORTADAYDI. ANADOLU DULLAR VE YETİMLER ÜLKESİNE DÖNMÜŞTÜ. TAM DÖRT YIL BOYUNCA MİLYONLARCA İNSAN DURMAKSIZIN SAVAŞTI VE DEMİR YUMRUĞUYLA İNGİLTERE MAŞASI YUNANİSTAN’I DENİZE DÖKTÜ. BU ULUSAL DAVAYA DUYDUĞU İNANÇLA MÜMKÜN OLDU…’’ bu uzun yazının sonunda Hollanda’daki HANDELSBLATAT yazar şunları ekliyor. ’’ İSLAM DÜŞÜNCESİNİN İÇİNE GİRMELİYİZ. BU MUCİZEYİ ANLAMAK İÇİN BU GEREKLİ YOKSA BÖYLE GİDERSE, ASYA’NIN MUAZZAM KAPILARI YÜZÜMÜZE EBEDİYEN KAPANACAK…’’
Asya’nın kapıları yani sihirli sözcük buydu. Tıpkı bugün ki gibi Asya’nın pazarlarına el koymak için gayri meşru olan her şey yapılmalıydı. Din kullanılmalıydı. Türk milleti etnik olduğu kadar din olarak ta ayrıştırılmalıydı ve sahte bir İslam yaygınlaştırılmalıydı. Yani bugünkü gibi dillerden bir türlü çekinmeden söylediğimiz manasının nereden ve nereye gittiğini hangi amaçla ağzımızda sakız gibi söylediğimiz ılımlı İslam, dinler arası diyalog veya dinler arası hoşgörü ve medeniyetler ittifakı diye yaldızlı kelimelerle kulağa hoş gelen kavramlarla dediğimiz ve sık sık duymaya alıştığımız yenidünya düzeni kapsamında ABD merkezli gizli dünya devleti merkezli iç ve dış odaklı karanlık güçlerin sinsi ve kanlı oyunlarının bir bölümünün içinde önceden planlanmış ve belirtilmiş sahte bir İslam inancının sapkınlaştırılması için Türkiye’ye dayatılması o günlerde kararlaştırıldı. Osmanlı Devleti’ne tekrar dönülmeliydi. Mustafa kemal Türkiye’si çok tehlikeliydi onlar için. Türkler ulusal kaynaklarına sahip çıkarlar. Ekonomide, siyasette bağımsız olurlar ise batılı simsar devletler ne yaparlardı. Türkiye sınırları içerisinde tükenmeyecek ve bitmeyecek kadar petrol, pamuk ve madenler gibi suya nasıl el koyarlardı. Kara kara düşünen karanlık güçlerin güdümündeki batılı devletler aynı Osmanlı zamanında oynadıkları oyunlarını tekrar değişik figüran ve kuklalara ihtiyaç hissedeceklerdi.
O nedenle Lozan antlaşmasında karanlık zihniyetli kin ve nefretle dolu İngiliz lordu aynen şöyle diyordu. ‘’ ŞİMDİ BU MASADA VERDİKLERİMİZİ YAKINDA EKONOMİK ZORLUKLAR İÇİNE DÜŞTÜĞÜNÜZDE BİR BİR GERİ ALACAĞIZ ‘’ geri almak için tüm gayri meşru sayılacak kanlı ve sinsi oyunlarla geri alacaklardı. Türkiye 1984’de ağır sanayi hamlelerine dev bir yapı katınca PKK için düğmeye basıldı. Güneydoğu Anadolu projesi suyun kontrolü ve Türkiye’nin zenginleşmesi demekti. Bölgesel güç olma yolunda çok önemli bir merhaleydi ve PKK terör örgütü bu dev bir sanayi kalkınmasını engelleyecek aynı zamanda ABD Başkanı Wilson’un çizdiği karanlık planlarının bir parçası olan 100 yıllık Kürt devleti hayalini destekleyecekti. Yani anlayacağınız Sevr antlaşması bir anda hortladı.