Erzincan'da sekiz yıl görev yaptıktan sonra merkeze alınan ve 2003 yılında geçirdiği trafik kazasında vefat eden merhum Vali Recep Yazıcıoğlu'nun arşiv görüntüleri yeniden gündem oluşturdu. O dönem Gazeteci Mehmet Ali Birand'ın hazırlayıp Cüneyt Özdemir'in sunduğu efsane program 32. Gün'e konuk olan Yazıcıoğlu'nun sivil inisiyatif ve yöneticilik üzerine yaptığı analizler, aradan geçen yıllara rağmen günümüz Türkiye'sinin toplumsal yapısına ışık tutmaya devam etti.
Yöneticinin Kıymeti Sonradan Anlaşıldı
Cüneyt Özdemir’in yönelttiği "Erzincanlılar size sahip çıktı mı?" sorusuna merhum Vali Recep Yazıcıoğlu, halkın olaylara duygusal yaklaştığını belirterek yöneticiliği bir sanata benzetti. Yıllar geçse de tazeliğini koruyan o tarihi açıklamasında Yazıcıoğlu, "Aslında yönetici sanatkardır. Hiçbir sanatkâr kendi zaman idaresinde tam manasıyla değerlendirilmez. O iş sonradan meydana çıkar" ifadelerini kullandı.
Merhum Valinin bu çarpıcı öngörüsü, bürokratik engelleri ve imkânsızlıkları aşarak Erzincan halkı için ürettiği vizyoner projelerin, sarp coğrafyaya kazandırdığı köprülerin ve kırsal kalkınmadan kamu yönetimine kadar hayata geçirdiği köklü reformların hedefine ulaşmasıyla somutlaştı. Yıllar önce hayata geçirdiği icraatların ne denli isabetli olduğu ve halkın hayatına nasıl dokunduğu, 2003 yılındaki vefatının ardından sadece Erzincan'da değil tüm Türkiye genelinde çok daha derin bir idrakle anlaşıldı; böylece efsane Valinin sözleri tarihe acı bir hakikat olarak geçti.
Sivil İnisiyatif Olmadan Demokrasi Olmaz
Yazıcıoğlu'nun 32. Gün ekranlarında dile getirdiği uyarılar, bugünün toplumsal dinamikleriyle de doğrudan örtüştü. Toplumun tepkisini eyleme dökme noktasındaki çekimserliğini eleştiren efsane Vali, halkın ağırlığını hissettirmediği ve sivil inisiyatifin oluşmadığı bir düzende gerçek demokrasiden, katılımdan ve çoğulculuktan söz edilemeyeceğini net bir dille savundu. O dönem Uğur Mumcu suikastı, faili meçhul olaylar, yolsuzluklar ve çeteleşme karşısında kamuoyunun sessiz kalışına dikkat çeken açıklamalar, günümüzdeki toplumsal reflekslere de ayna tuttu.
"Sen Benim Adıma Don Kişotluk Yap"
Röportajda vatandaşların yöneticilerden beklentilerini Nasreddin Hoca'nın fil hikayesiyle örneklendiren Yazıcıoğlu, toplumun risk almaktan çekindiğini vurguladı. Kendisine yönelik "Aslansın, kaplansın" övgüleriyle çürümüş sisteme kılıç sallamasının beklendiğini aktaran Yazıcıoğlu, iş somut adım atmaya geldiğinde vatandaşın "Arkadaş ben riske girmem, sen benim adıma Don Kişotluk yap" mantığıyla yöneticileri yalnız bıraktığını ifade etti. Yıllar öncesinden bugüne ulaşan bu tarihi söyleşi, toplumsal zihniyetin ve bürokratik beklentilerin zaman içindeki değişmezliğini bir kez daha gözler önüne serdi.




