Bir ülkenin adalet sisteminin hızı ve güvenilirliği, yalnızca yasaların kusursuzluğuyla değil, aynı zamanda o yasaları uygulayan yargı mensuplarının donanımıyla ve kurumların pratik işleyişiyle ölçülür. Vatandaşın devletle olan anlaşmazlıklarını çözen idari yargıdaki yoğunluk, yıllardır yargılamaların uzamasına neden olan temel problemlerden biriydi. Geleneksel kırtasiye süreçlerinin dijitalleşme çağına uyum sağlaması ve kürsüye çıkacak genç hukukçuların daha donanımlı yetiştirilmesi artık bir zorunluluk halini almıştı. Bu ihtiyaçlardan doğan ve Meclis Genel Kurulunda kabul edilen yargı paketi, adalet çarkının mekanizmasını hızlandıracak yapısal değişiklikleri barındırıyor. Peki, kağıt üzerindeki bu hukuki kurallar günlük hayata nasıl yansıyacak ve toplumun hangi kesimlerini etkileyecek?

İdare Mahkemelerinde Tek Hakim Kapsamı Genişledi

İdari yargıdaki iş yükünü hafifletmek için tek hakimle çözümlenecek davaların sınırı genişletildi. Düzenleyici işlemler hariç olmak üzere, konusu 486 bin lirayı aşmayan iptal ve tam yargı davaları idare veya vergi mahkemesi hakimlerinden biri tarafından çözülecek. Ayrıca öğrencilerin uzaklaştırma cezaları hariç disiplin, not, yurt ve burs işlemleri, kamu görevlilerinin yolluk, lojman ve uyarma cezaları ile yaşlı ve kimsesiz aylıklarına ilişkin davalar parasal sınıra bakılmaksızın tek hakim tarafından karara bağlanacak.

Bu kanun maddesiyle birlikte, basit idari uyuşmazlıkların aylar hatta yıllar süren heyet kararlarını beklemesinin önüne geçilmiş oluyor. Bu yenilikten en çok etkilenecek ve fayda görecek kesimler devletle burs, yurt, lojman veya hafif disiplin cezası gibi konularda anlaşmazlık yaşayan öğrenciler, memurlar ve yaşlılık aylığı bekleyen kimsesiz vatandaşlar olacak. Vatandaşlar artık davasına çok daha hızlı yanıt alabilecek. Öte yandan, uzaklaştırma cezası alan öğrenciler veya düzenleyici işlemlere karşı geniş çaplı dava açanlar bu hızlandırılmış tek hakim sürecinden etkilenmeyecek ve eski heyet usulüyle yargılanmaya devam edecekler.

İstinaf Ve Temyiz Sınırlarında Yeni Kriterler

Bölge idare mahkemeleri, ilk derece mahkemesinin kararında sadece gerekçe hatası veya maddi yanlışlık bulursa, kararı düzelterek istinaf başvurusunu reddedebilecek. Görevsizlik, eksik hasım veya keşif yapılmaması gibi durumlarda ise kararı kaldırıp dosyayı geri gönderebilecek. Ayrıca, temyiz sınırının altında kalan davalarda, ilk derece ile istinaf mahkemesinin hükmettiği tutar arasındaki farkın 2026 yılı itibarıyla 55 bin lirayı geçmemesi halinde temyiz yoluna gidilemeyecek.

Hukuki süreçlerin gereksiz yere uzamasını engelleyen bu adım, mahkemelerde ufak parasal farklar yüzünden yıllarca bekleyen alacaklı ve borçlu vatandaşları yakından ilgilendiriyor. Küçük maddi farklar içeren dosyaların Yargıtay veya Danıştay yollarında yıllarca beklemesi engellenerek kararların daha çabuk kesinleşmesi sağlanıyor.

Noterlik Evrakları Dijital Ortama Taşınıyor

Noterlik Kanunu'nda yapılan değişiklikle resmi evrak incelemeleri hızlanıyor. Mahkeme, savcılık veya resmi daireler noterlik defterlerini inceleyebilecek. Asıl evrak istendiğinde noter, belgenin aslını elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile imzalayarak ilgili mercilere gönderecek. Bu elektronik gönderim işlemlerinden harç, vergi, yevmiye numarası veya değerli kağıt ücreti kesinlikle alınmayacak.

Bu gelişmeyle birlikte vatandaşı ağır kırtasiye masraflarından ve zaman kaybından kurtaran bir yapı devreye giriyor. Özellikle adli süreçleri devam eden vatandaşlar, mahkemeye noterden evrak gelmesi için haftalarca posta yolu gözlemeyecek. Masrafların sıfırlanması sayesinde bu durum, mahkemelerde sık sık evrak ibraz etmek zorunda kalan ticari işletmeleri ve miras davası yürüten vatandaşları en olumlu şekilde etkileyecek.

Danıştay Ve Adli Tıp Kurumunda Kadro Ayarlaması

Danıştay Kanunu'nda 2016 yılında alınan "daire sayısının 10 yıl içinde 10'a düşürülmesi" hedefinin süresi 23 Temmuz 2026'dan itibaren 4 yıl daha uzatıldı. Bu hedefe ulaşılana kadar boşalan her iki üyelik için bir üye seçilmesi uygulamasından 2030 yılına kadar vazgeçildi. Öte yandan, Adli Tıp Kurumundaki ihtisas kurulu ve daire başkanlıklarına atanacak kişilerde artık en az uzmanlık belgesi veya alanda doktora derecesi aranacak ve görev süreleri 4 yılla sınırlandırılacak.

Kurumsal işleyişi hedef alan bu madde, vatandaşlara daha nitelikli bir adalet hizmeti olarak geri dönecek. Özellikle Adli Tıp Kurumuna getirilen doktora ve uzmanlık şartı sayesinde, cinayet, yaralama, zehirlenme veya malpraktis (doktor hatası) mağdurları, dosyalarında çok daha güvenilir ve bilimsel açıdan yetkin raporlarla karşılaşacak.

Hakim Ve Savcı Yardımcılarına Kapsamlı Eğitim

Hakimler ve Savcılar Kanunu kapsamında yargı mensuplarının eğitimi yeniden yapılandırıldı. Yardımcılara anayasa, ceza, idare hukukunun yanı sıra duruşma yönetimi, gerekçeli karar yazımı ve uluslararası sözleşmeler gibi pratik konularda yoğun eğitim verilecek. Eğitim sonundaki yazılı sınav 100 üzerinden değerlendirilerek Adalet Akademisine sunulacak; sözlü sınavda ise hukuki kavrama, özgüven ve Türkçeyi etkin kullanma becerisi ölçülecek. Ayrıca, mesleki bilgiyle çözülebilecek konularda gereksiz yere bilirkişiye başvuran hakim ve savcılara uyarma cezası verilecek.

Noter Mesaisine Ve Tebligat Usulüne İptal Geldi!
Noter Mesaisine Ve Tebligat Usulüne İptal Geldi!
İçeriği Görüntüle

Kanunun bu fıkrası, adliye koridorlarındaki "bilirkişi mağdurlarını" doğrudan ilgilendiriyor. Hakimin kendi hukuk eğitimi ve mesleki bilgisiyle çok rahat çözebileceği konularda dosyanın gereksiz yere dışarıdan bir bilirkişiye gitmesi artık cezaya tabi olacak. Böylelikle dava açan vatandaşlar hem aylarca süren bilirkişi raporu bekleme çilesinden kurtulacak hem de ceplerinden haksız yere çıkan yüksek bilirkişi ücretlerini ödemek zorunda kalmayacak.

Muhabir: Sümeyra İÇER