"Mera İhale Gelirlerinin Altyapıya Dönüşmemesi, Kırsalda Üretimi Zayıflatıyor "

Türkiye’de hayvancılığın sorunları konuşulurken çoğunlukla yem fiyatları, artan maliyetler ve ithalat politikaları gündeme geliyor. Ancak çoğu zaman gözden kaçan daha temel bir konu var: mera ve yayla altyapıları.
Oysa mera hayvancılığı yalnızca hayvan yetiştirmekten ibaret değildir. Üretimin sürdürülebilmesi için yol gerekir, su gerekir, enerji gerekir, haberleşme gerekir. Bugün Türkiye’nin birçok yaylasında üretici hâlâ ulaşım, içme suyu, elektrik ve iletişim sorunlarıyla mücadele ediyor.
Bu durum sadece günlük üretimi zorlaştırmıyor; gençlerin hayvancılıktan uzaklaşmasını da hızlandırıyor. Çünkü yeni kuşaklar artık yalnızca gelir hesabı yapmıyor; yaşam kalitesine, erişilebilirliğe ve çalışma koşullarına da bakıyor. Dolayısıyla hayvancılığın geleceği, yalnızca ekonomik desteklerle değil, yaşanabilir üretim alanları oluşturmakla da doğrudan bağlantılı.
Tam da burada önemli bir mali yönetim sorunu ortaya çıkıyor.
Türkiye’de mera alanları kiralanıyor, tahsis ediliyor, ihaleye çıkarılıyor ve kamuya önemli gelir sağlıyor. Ancak bu gelirlerin yeniden meralara dönmesini sağlayan doğrudan ve bağlayıcı bir mekanizma bulunmuyor. Başka bir ifadeyle, meradan elde edilen gelir ile meranın sürdürülebilirliği arasında güçlü bir mali bağ kurulamıyor.
Oysa çözüm aslında açık ve uygulanabilir.
Mera kiralama, tahsis ve ihale gelirleri genel bütçede erimemeli; gelirin elde edildiği ilin İl Özel İdaresi bütçesine özel ödenek olarak aktarılmalı ve yalnızca mera ile yayla altyapılarında kullanılmalıdır.
Bu kaynaklar; yayla yolları, su altyapıları, enerji hatları, haberleşme yatırımları, mera ıslahı, erozyonla mücadele ve çevresel rehabilitasyon projelerine yönlendirilmelidir.
Üstelik bu yaklaşım dünyada yabancı olunan bir model değildir. Hayvancılığın gelişmiş olduğu ülkelerde mera gelirleri büyük ölçüde yeniden ilgili mera alanlarının geliştirilmesine yönlendirilmektedir. Çünkü güçlü hayvancılık sistemlerine sahip ülkeler, üretimin yalnızca destek ödemeleriyle sürdürülemeyeceğini bilmektedir. Üretim alanlarının altyapısı, erişilebilirliği, çevresel korunması ve yaşam koşulları, hayvancılık politikasının ayrılmaz bir parçası olarak görülmektedir. Kısacası, meradan elde edilen kaynak yeniden meraya yatırım olarak dönmektedir.
Böyle bir modelin sağlayacağı faydalar açıktır. Öncelikle yıllardır çözülemeyen altyapı sorunları için düzenli ve yerinde bir finansman kaynağı oluşur. Üretim alanlarının yaşam koşulları iyileşir. Genç üreticiler açısından daha sürdürülebilir bir çalışma ortamı ortaya çıkar. Mera verimliliği artar, çevresel koruma güçlenir, kırsal üretimin devamlılığı desteklenir.
Bunun ekonomik boyutu da göz ardı edilmemelidir. Türkiye’de hayvansal üretimde yaşanan kapasite sorunları çoğu zaman ithalat baskısını artırmakta; canlı hayvan, kırmızı et ve yem girdileri üzerinden dış ticaret dengesi üzerinde ilave yük oluşturmaktadır. Oysa mera temelli üretimin güçlendirilmesi, üretim maliyetlerinin düşmesine, yerli üretim kapasitesinin artmasına ve orta–uzun vadede ithalat bağımlılığının azaltılmasına katkı sağlayabilir. Bu yönüyle mera altyapılarına yapılacak yatırımlar yalnızca kırsal kalkınma açısından değil, gıda arz güvenliği ve dış ticaret dengesi açısından da stratejik önem taşımaktadır.
Somut bir örnek üzerinden düşünelim: Erzincan’da 2026 yılında 34 mera ihalesinden yaklaşık 5,2 milyon TL gelir elde edildiği ifade ediliyor. Bu kaynağın doğrudan Erzincan’daki mera ve yayla altyapılarına yönlendirilmesi halinde; yol, haberleşme, mera ıslahı ve erozyonla mücadele yatırımlarında önemli ilerleme sağlanabilir.
Üstelik bunun başka bir olumlu etkisi daha olabilir. Gelirlerin yeniden bölgeye yatırım olarak döndüğünü gören yerel aktörler, kullanılmayan mera alanlarının değerlendirilmesine daha fazla ilgi gösterebilir.
Konu yalnızca bütçe tekniği meselesi değildir. Esas mesele, kaynak ile üretim alanı arasındaki bağı yeniden kurabilmektir. Türkiye’de hayvancılığın geleceği konuşulacaksa, meraları yalnızca gelir üreten alanlar olarak değil; korunması, güçlendirilmesi ve yatırım yapılması gereken stratejik üretim alanları olarak görmek gerekir.
Bu nedenle mera gelirlerinin ilgili ilin İl Özel İdaresi bütçesine aktarılması ve yalnızca mera-yayla altyapılarında kullanılması, bir idari tercih değil; hayvancılığın sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve dış ticaret dengesi açısından yapısal bir politika gerekliliği olarak değerlendirilmelidir.